Giriş

Vakıf olgusuna ideal düzeyde yaklaşılır ise; toplum için faydalı olan ve kamu çıkarı ile bağdaşan bir yapıdan söz edilmiş olur. Aslında devlet olgusu bu yapılara gerek duyurmayan bir oluşumu ifade eder. Varlıklı kişilerin, varlıklarının bir kısmını toplum yararına kullanılmak koşuluyla organize edilmesi kastedilir. Bu ve benzeri hayırseverliklere gerek duyulan yapının demokratikliğinden söz etmek güçleşir. Bir başka konu ise, devletin gelirlerinin tek elde toplanması ve bu gelirlerin toplum yararına meclis aracılığıyla düzenlenerek gerekli harcama ve yatırımların yapılmasıdır. Hayır kurumları bu işin içine girdiği zaman birlik, bütünlük ve eşitlik bozulabilir. Yöresellik ve kişisellik ön plana çıkabilir(!)Kayırmacılıklar adil paylaşımı bozar!... Sosyal hukuk devleti, hukukun üstünlüğünü ve sosyal adaleti temel alarak yurttaşların eşit haklara sahip olmasını garanti eder. Ancak bu idealin gerçekleşmediği, adil paylaşımın gözetilmediği ve hukukun üstünlüğünün benimsenmediği yapılar da vardır. Bu metin, vakıfların bu bağlamda nasıl bir rol oynayabileceğini tartışır.

Vakıfların Gerekliliği

Tamamlayıcı İşlev: Devletin sosyal hizmetlerdeki eksikliklerini gidermek. Bu noktada eksikli devlet olgusu irdelenmelidir.

Yerel ve Özgün İhtiyaçlar: Toplumun farklı kesimlerinin özel ihtiyaçlarına cevap vermek. Devletlerin omurgası kurumlardan oluşur. Kurumlar, bu ve benzeri eşitsizlikleri asgariye indirmekle yükümlü olmalıdır.

Toplumsal Katılım: Yurttaşların doğrudan katkı yapmasını sağlayarak dayanışmayı güçlendirmek. Temel amaç, olanakları yeterli olmayanlara yardım etmek değil; yardıma muhtaçlığın ortadan kaldırılmasıdır. Yoksulluğun yok edilmesi insanlığın temel amacı olmalıdır.

Yenilikçi Çözümler: Devletin bürokratik yapısının ötesinde hızlı ve yaratıcı projeler geliştirmek. Bunun için toplumda farklı v e yararlı düşünenlerin korunup desteklenmesi sadece toplum için değil; insanlık ve yaşam için daha yararlı olur…

Sorunlu Yapılarda Vakıflar

Hukukun üstünlüğünün benimsenmediği, sosyal adaletin gözetilmediği ve adil paylaşımın yapılmadığı yapılarda vakıflar:

Kaynakların Kötüye Kullanımı: Kamu yararı yerine belirli çıkar gruplarına hizmet edebilir. Bu olgu, adil paylaşımı ve eşitliği zedeler. Ayrıcalık, ötekileştiren ve ayrıştıran yapılara kapı aralar.

Adaletsizlik: Toplumsal eşitsizlikleri derinleştirebilir. Zaten bu gibi uygulamaların olduğu yapılar eşitliğin olmadığı ve gözetilmediği yapılardır.

Güven Kaybı: Vakıflara olan toplumsal güveni zedeleyebilir. Varsayalım ki, bu gibi yapılar var; o zaman toplumsal yaşama ve refah düzeyine katkı, eşitlik temelinde sağlanmalıdır. Fırsat eşitliği her koşulda gözetilmelidir.

Devletin Yükünü Artırma: Kamu hizmetlerini desteklemek yerine zayıflatabilir. Normal bir yapıda hayır kurumlarına gerek duyulmamalıdır. Eğer gerek duyuluyor ise, kim veya kimlerin yararına olduğuna bakmak gerek. Bu konuda kamu yararı mihenk taşıdır.

Manifesto

Birazda saf ve temiz duygularla olay ve olgulara yaklaşalım. Sosyal hukuk devleti, vakıfları gereksiz kılmaz; aksine onların tamamlayıcı ve yenilikçi yönlerini daha değerli hale getirir.

Vakıflar, yalnızca kamu yararıyla uyumlu olduklarında toplumsal fayda sağlar. Bu fayda toplumsal yaşama ayrımsız olarak yansıtılmalıdır.

Hukukun üstünlüğü ve adil paylaşım gözetilmediğinde vakıflar yozlaşır, toplumun vicdanını zedeler. Yeni ve demokratik olmayan otoriter oluşumlara fırsat tanırsa bu aksaklık onaylanabilir olamaz!

Sonuç

Devlet adaletin omurgasıdır; vakıf ise vicdanın sesi. İkisi uyumlu ve gerekli bir biçimde birleştiğinde toplum nefes alır. Ancak adaletin olmadığı yerde vakıf da yozlaşır. Gerçek vakıf, bireysel çıkarı değil, kolektif iyiliği gözetir.

Aforizma: "Adaletin olmadığı yerde vakıf susar; vicdanın olmadığı yerde toplum çöker." Toplum çöktüğü zaman, toplumun en zayıf unsurları, enkaz altında kalır!...