İnsanlar ne zaman ve niçin telaşlanırlar? İstemedikleri şeylerin beklenmeyen zamanlarda olma olasılığı ortaya çıkınca telaşlanırlar. Telaşlanmanın nedeni, alışkanlıkları sürdürememe olasılığıdır. Alışılmışı sürdürememek, öncelikle gelir kaybı ile ilişkili olabilir. Burada söz konusu olan gerçek anlamda hak edilenler değil, hak etmeden elde edilenlerdir. Bu ise, aynı zamanda bir haksızlığı ve hukuksuzluğu işaret eder. Bulunduğu görevden uzaklaştırılmak veya işten atılma olasılığı da endişeye neden olabilir. Endişeli muhafazakârlardan söz edilmesi bu nedenle olabilir(!)

“Sözcü'nün aktardığı habere göre, AKP'li beldiye başkanı Güler'in aldığı maaşların dökümünü de sosyal medyadan paylaşan Mehmet Öztürk mesajında, "Güler'in emekli vekil maaşı 14 bin lira, Belediye Başkanlığı maaşı 15 bin lira, Orbel Yönetim Kurulu üyeliği 10 bin lira, Turkcell Yönetim Kurulu üyeliği 20 bin Euro+200 bin lira harcırah, Superonline 10 bin Euro, Çin Bankası Yönetim Kurulu (ICBC) üyeliği 20 bin lira. Araba, uçak ve harcırahlar hariç. 250 bin lira üzeri aylık maaşı olduğu iddiası var. Bir gazetenin maaşları sorması üzerine ‘Bu görevlerde ülkeme katkı için bulunuyorum' demişti" iddialarına yer verdi.”

Çok küçük bir azınlığın telaşlanmasının nedeni, alıştırıldıkları yaşamı sürdürememe korkusu olabilir. Oysa o küçük kesim bu alışkanlıklarını sorunsuz olarak sürdürmek isterler. Bu lüks yaşamın kaynağı; işsizlerin, açlık sınırı altında olan çalışanların ve geçim sıkıntısı içinde olan yoksulluk sınırı altında olanların ödedikleri vergilerle oluşturulan bütçedir. Bütçe, ülkenin bir yıl içinde ortaya çıkacak olan tüm gelirlerden ve üretilen hizmetlerden alınanlar toplamıdır. Devlet gelirlerinin ve harcamalarının planlanması yıllık bütçe ile belirlenir. Ülke bütçesi söz konusu olduğunda; tüm kaynaklar tek bir merkezde toplanarak oradan harcanmalıdır. Görülen o ki; bütçedeki kayıp ve kaçakların nedeni, ayrıcalıklı kesimlerdir. Bunun sorumlusu, merkezi yönetim ve yerel yönetimlerdir:

“Yirmi yıllık yıkımın ardından halka anlatacak hikâyesi kalmayan iktidar bloku kaybetmenin eşiğinde. Saray’ın çeperine kümelenmiş, nimetlerinden nemalanmış kesimler ise endişeli. Kimileri yeni döneme göre pozisyon almaya çalışırken iktidar ile derin bağlara sahip olanlar rejimin bekasını gözetiyor. Belediyelerin semirttiği vakıflar, aynı havuzdan beslenen medya, AKP ile büyüyen MÜSİAD, ihale şampiyonu patronlar, çift maaş saltanatı sürenler, siyasilerle poz verenler, genç yaşta servet sahibi olanlar gibi listenin uzayıp gittiği mutlu ve zengin bir azınlık ise panik halinde. İktidar düşerse çıkar ilişkilerinin son bulacağını, ayrıcalıklarının ellerinden alınacağını, hüküm sürdükleri ‘Lale Devri’nin son bulacağının farkındalar.”(MEHMET  EMİN KURNAZ,BİRGÜN,12/11/2021)

“Yaklaşık 5 bin 500 civarında vakfın faaliyet gösterdiği bilinirken vergiden muaf tutulan vakıfların sayısı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son kararıyla 300’e ulaştı. Bu vakıfların 111’ine, AKP döneminde vergi muafiyeti tanındı. AKP’nin, 2015-2019 yılları arasında İBB’nin 38 taşınmazını kiralama ya da tahsis yoluyla yandaş derneklere verdiği öğrenildi. Listenin başını yine TÜRGEV, TÜGVA ve Ensar çekti. Son dönem en çok gündeme gelen başlık ise AKP döneminde kiraladığı Adalar İskelesi’ni mahkeme kararına rağmen tahliye etmeyen TÜGVA oldu. TÜGVA’nın ayrıca yüzlerce usulsüz atama işlemi gerçekleştirdiği de ortaya çıktı.”(M.E.K)

“Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Cengiz, Limak, Kalyon, Kolin ve Makyol firmalarına sağlanan Vergi, Resim ve Harç İstisna Belgelerine (VRHİB) kaç kez indirim yapıldığı ile ilgili Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın yanıtlaması istemi ile 12 Ekim'de bir soru önergesi verdi. Pekcan yanıtında son 10 yılda Cengiz İnşaat için 30, Kolin İnşaat için 36, Makyol İnşaat için 24, Kalyon İnşaat için 19 ve Limak İnşaat için de 19 kez VRHİB tanzim edildiği açıklandı.”(İlerihaber org)

Bütçelerin hazırlanması gibi, nerelere ve nasıl harcanacağı bir siyasi tercihtir. Bu siyasi tercihin normal ve istenir olabilmesi için, katılımın adil ve demokratik olması gerekir. Kendisini etkileyecek kararlarda söz sahibi olmak en doğal haktır. Bütçeler toplumun her kesimini ilgilendirir. Toplumda bulunan farklı çıkar grupları, güçleri oranında temsil edilirler. Yani burada örgütlü yapılardan söz edilmektedir. Örgütlü yapı olarak tarikatlar, vakıflar ve bazı ayrıcalıklı dernekler ön plana çıktığında; toplumun büyük bir kesimi hakkını savunamaz. Özellikle inanç temelli yaklaşımlar toplumu böler.  Hele de bir inancın, bir mezhebi öne çıkarıldığında, alan iyice daralır ve ayrımcılık çok büyük boyutlara ulaşır. 62 milyonluk çağ nüfusunun sadece 24 milyonu çalışıyor gözüküyor ise, işsizliğin devasa boyutlarda olduğu görülür. 2022 Bütçesinde, ödenecek faizler için bütçenin %13, eğitim için ise %12’si ayrılmıştır. Aynı bütçede hazine güvenceli projelere; otoyollar için 20.4 milyar,  Şehir Hasta haneleri için 21.5 milyar ödenek konmuştur.