Almanya’ya ilk gelen nesil için Acı Vatan olarak Türkiye edebiyatı, müzik ve sinema kültürüne, tarihine yazıldı.

O zaman ailelerinden, sevgililerinden, eş ve dostlarından ayrılmanın acısı, anavatana hasretlik duyguları anlatılıyordu.

Kırk yıl sonra, çocukları artık Almanya’yı Babavatan kabul ederek, kalmaya karar vermişlerdi. Çocuk ve torunlarının yaşadığı ülkede mezarları da kalıcı olmalarını kanıtlıyordu.

Eylül 2000 yılında, NSU Nasyonal Sosyalist Yeraltı ırkçı, aşırı sağcı terör örgütü tarafından öldürülen Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek ve ailesi için Acı Veren Vatan olarak Almanya tarihine geçti.
On yıl boyunca yeraltında organize olarak on kurban verildi. Kurbanların sekizi Türkiye kökenli on kişi öldürüldü. Alman ve Türk basını bu sene öldürülenlerin adını vererek, unutulmamasına önem verdi.
Enver Şimşek, Abdurrurahim Özüdoğru, Habil Kılıç, Halit Yozgat, İsmail Yaşar, Mehmet Kubaşık, Mehmet Turgut, Süleyman Taşköprü, Theodoros Boulgarıdes ve Michele Kiesewetter.
Dokuzuncu kurbanın Türk sanılarak, son kurban kadın polisin olaya şahit olduğu, bilgisinden dolayı öldürüldüğü sanılıyor.

Terör örgütü kendi kendini, bir banka soygunu yakalanacaklarını anlayınca 4 Kasım 2011 tarihinde, ele verdi. İki üyesi intihar etti, geriye sağ olarak kalan tek üyesi Beate Zschäpe müebbet hapis cezası aldı.
Dava, asrın davası olarak tarihe geçti. Nürnberg Mahkemesi, RAF terör mahkemesinden sonra, üçüncü önemli davada tüm dünya basın ve medyasının merkez ilgi noktasıydı. En az ilgi gösteren belki de Türkiye oldu.
Federal Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in son basın açıklaması tarihi cinayeti özetliyor. 
“Bu cinayetler Almanya tarihinin kara sayfasıdır. Cinayetlerin ortaya çıkmasıyla kin, nefret ve diğer ırkçı düşünceler dışa vuruldu ve başka olanlara karşı düşmanlığın açık bir biçimde dışa vurmasıdır. Almanya buna asla izin vermeyecektir,” diyerek geleceğe yol gösterdi.
Karanlıkta kalan on yıl boyunca katiller, ailede ve Türklerin çevresinde arandı. Uyuşturucu, mafya ilişkisine vurgu yapıldı. Sorumlu emniyet güçleri, aileleri şüphe ve töhmet altında bıraktı. Aileler yas tutamadılar, kendilerini ve ölenlerin suçsuz olduklarını savunma zorunda kaldılar. 
 

Alman emniyet mensuplarının yardıma çağırdığı, Türk polisleri de katilleri Türk toplumunda aradı. Türk basın ve medyası da Alman basın ve medyası gibi cinayetlerin sağ terör olabileceği yönünde araştırma yapmadı.
Olayın 4 Kasım 2011’de ortaya çıkmasından sonra 2012 yılında yapılan anma töreninde Federal Almanya Başbakanı Dr. Angela Merkel, olayın tam olarak aydınlatılacağına dair söz verdi. Fakat aydınlatılmadı, ailelerin avukatları tehdit mektupları almaya devam ediyor. Sağcı, ırkçı polis elemanları olduğu ortaya çıkıyor. Bazı belgeler yok edildi, otuz yıl kalan belgelere ulaşma yasağı getirildi.
İlgi duyanlar çok sayıda yazılan makale ve kitaplara baş vurabilir.
Bu makalemi, Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek’in Acı Veren Vatan (Schmerzliche Heimat, Deutschland und der Mord an meinem Vater) Almanya ve babama yapılan katliam, adlı duygu yüklü kitabını ikinci defa okuyunca, yazmaya karar verdim.
Kitapta yetim büyüyen çocukların kaderi yazılıyor. Karanlık suçlama yıllarında, büyük ailenin birbirine desteği örnek olacak şekilde anlatılıyor.
Almanya’ya gelen işçilerin, gelmeden önce de bir hikâyeleri olduğu çoğu zaman anlatılmaz.
Okudukça Isparta’nın gül tarlalarını görme, koklama duygusu veriliyor. Köy dayanışma yaşamı, Türkiye’nin yüzde seksenin köyde yaşadığı altmış yılları anımsıyor okur.
Tanışdığı eşi Almanya’ya gelmek istemiyor. Semiya Türkiye’de yaşamaya karar veriyor. Tıpkı babasının Almanya’da ilk yıllarda yaşadığı gibi, uyum sorunu yaşıyor. Türkçe’nin ince, derin anlamını kavramada zorlanıyor.
Kendi düğününden örnek vererek, gelenek ve görenekleri Almanlara anlatıyor.
2013 yılında kitap yazıldığında, çok okunan kitaplar listesinde okuyarak kitabı almıştım.
Törende yaptığı konuşma, salonda olanlardan başka, televizyon başında izleyenlerin göz yaşlarıyla belgesel niteliğini kazanmıştı.
Semiya, hâlâ diğer kurban aileleri gibi ırkçılığa karşı, bu katliamın unutulmaması için sesini çıkarıyor. En son COSMO (WDR) Türkçe radyoda sesini dinledim.
Bu makalemle, Türkiye’de basın ve medyanın ilgi duymasını sağlamak istiyorum. Çünkü ırkçılık artık küresel bir sorun oldu. Bazı siyasetçiler halkı kutuplara ayırarak, düşman yaratarak, seçimleri kazanma amacı güdüyor. 
Sığınma ve göç kavramları aynı kefeye konuyor. Tüm kürede göçmen düşmanlığı yapılıyor. Toplumlar siyah beyaz olmak üzere kutuplara ayrılıyor. Başka renkler yok sayılıyor. Dini, dili, cilt rengi ve siyasal düşüncesi başka olanlar ötekileştiriliyor.
Katillerin ailelerde arandığı karanlık on yıl daha önce hazırlanan nefret kavramları nedeniyle, ön yargıyla beslendi.

Türk toplumu Alman basın ve medyasında, yalnız haber negatif ise konu oldu. Seçim kampanyalarında Türk ve Türkiye düşmanlığı konu yapılarak, seçimi kazanma amacı güdüldü. 
                     
Almanya’da başlayan bu nefret akımı, diğer Avrupa ülkelerine sıçradı.
Semiya’ya yaşamında huzur ve mutluluk diliyorum. Kitabı herkes okumalı. Bu yıl olayın ortaya çıkmasının onuncu yılı konuşuluyor, yazılıyor.

Hoşça kalın!
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol


Fatal error: Call to a member function set() on null in /home/mavidid1/public_html/index.php on line 344