“Medeniyet olmadan bir ülke bile olmaz. Medeniyet her ülkede her insanda olması gereken en temel şeydir. Medeniyet insanı olgun yapan erdemli kılan onun saygılı bir insan olmasını sağlayan en önemli şey olduğu için medeniyet olmazsa olmazlarımız arasında yer alır…”
Tarihi katliamlar, vahşetler, çarpık ilişkiler ve çocuk tecavüzleriyle kirlenmiş olan Vatikan başı Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa, Osmanlı’nın son yıllarında yaşanan 1915 olaylarını “soykırım” olarak anmış. Papa efendi, kendine en yakın aynaya gidip bir baksın.
Coğrafi keşifler sonrası Avrupa Devletleri, Amerika kıtasında kurdukları kolonilere işgücü sağlamak amacıyla milyonlarca Afrikalıyı köleleştirip Amerika'ya gönderiyordu.
Bristol ve Liverpool, İngiltere’nin köle ticareti yapan gemilerinin yola çıktığı belli başlı limanlar haline gelmişti. 17. yüzyılda Liverpool’dan yola çıkan her dört gemiden biri köle ticareti yapıyordu. O dönem Avrupa’sında köle ticareti, sebze meyve ticareti kadar doğal bir işti.
Köle ticareti yapan gemilerin yükleri 150-600 kişi arasında değişiyordu. 21 ile 90 gün arasında değişen sürede Amerika’ya ulaşılıyordu. Erkek köleler isyan korkusuyla, ya birbirlerine ya da güverteye zincirleniyorlardı. Havasızlık, boğulma ve salgın hastalıklar yüzünden kölelerin yolculuk sırasında ölüm oranı çok yüksekti. Bu oran çoğu zaman % 50′yi buluyordu. Salgınlarla baş edebilmek için tüccarlar bu hasta köleleri öldürüp denize atıyorlardı. 
Diğer ülkelerin köle taşıyan korsan gemileri, sık sık İngiliz gemilerinin saldırısına uğruyor, İngilizler el koydukları yükleri ve zenci köleleri Virginia ya da Antiller’de satıyorlardı.
İngiliz Parlamentosu’nun raporlarına göre 1786′de Afrika’dan Amerika’ya İngilizler 60.000, Fransızlar 23.000, Hollandalılar 11.000, Portekizler 1.700 köle götürmüş, bir sene içinde yani 1786’da toplam satılan köle sayısı 97.500’ü bulmuştu. 1787 yılında ise bu sayı 100.000 zenci köleye ulaşmıştı.
Amerika’da Virjinya’da 1681 yılında 2 bin Zenci köle varken 1850’lerde Amerika’daki Zenci köle sayısı 4 milyonu aşmıştı. 16. yüzyılla 19. yüzyılın ortalarına kadar sadece Brezilya’ya getirilen Zenci köle sayısı 3,5 milyonu buluyordu. Toplam 15 milyon Zenci, köleleştirilerek Amerika Kıtası’na götürülmüştü. Kölelerin can kayıpları da düşünüldüğünde Afrika’dan koparılan ve gemilere yüklenen Zenci sayısı 25 milyonu buluyordu. Bu sayı o tarihteki dünya nüfusu göz önüne alındığında dehşet verici bir rakamdır.
Senegal başbakanı Senghor’un 1962 Dakar Kollokyumu’ndaki konuşmasında verdiği rakama göre, esir ticaretinin yapıldığı dönemde Amerika’ya 20 milyon esir götürülmüştür. Fakat 1 esir alırken avda veya gemi ambarında öldürülenler hesap edildiğinde korkunç bir rakam ortaya çıkmaktadır.
Cezayir’in ilk Cumhurbaşkanı olan Ahmet Bin Bella Haçlı soykırımlarının vahim tablosunu bakın nasıl anlatıyor: “1492-1800 yılları arasında 100 milyon Afrikalı öldürülmüştür. Bu tarihlerde İngiltere’nin nüfusu 3 milyon, İspanya’nın nüfusu ise 11 milyondu. “Müslüman olmadan beş yıl önce 1977 yılında yazdığı Medeniyetler Diyaloğu kitabında Roger Garaudy ise Haçlı dünyasının dehşet verici tarihini rakamlarla şöyle anlatıyor: “Batılılar yüz milyonu aşkın Amerika yerlisini öldürerek dünyada daha önce benzeri görülmemiş bir soykırım yaptılar. Bunun ardından üç yüz yıl süren köle ticareti sırasında en az yüz milyon Afrikalıyı öldürerek bir başka akıl almaz soykırımı gerçekleştirdiler.“
Peki bu soykırımlar, katliamlar nasıl gerçekleşmişti? PAPA 6. ALEXANDRA, 1493 yılında, Vatikan'ın himayesi altında dünyayı Portekiz ve İspanya arasında paylaştırmıştı. TORDESİLLA adı verilen bu paylaşım anlaşmasından sonra, dünya daha önce görülmedik bir insanlık dramına şahit oldu. 


Keşfedilen Amerika kıtasında üç yüzyıl içinde 100 milyon Amerikan yerlisi öldürüldü ya da ölümüne sebebiyet verildi. Ortaya çıkan iş gücü açığını karşılamak için bu defa Afrika'dan köle ticareti başlatıldı. 15 milyon kölenin batıya ulaştığı bu ticarette, araştırmacılara göre avlanma ve taşıma sırasında ölenlerle birlikte toplam Afrikalı zayiatı 100 milyonu bulmuştu.
Bütün bunlar, Osmanlı’nın Ermeni tehcirini “soykırım” olarak anlatan Vatikan'ın yani Papalığın yaptığı dünya paylaşımına uygun olarak ve onların gözetiminde yapılmıştı.
İspanyollar, Latin Amerika'da kurdukları "Encomiendo" sistemiyle, (Encomienda, Konkistadorları, belirli insan gruplarının iş gücü ile ödüllendiren iş gücü sistemidir.
Topraklarını gasp ettikleri yerlileri, tanrının krallığına kabul edilmeleri şerefine yani “Hristiyanlaşmaları karşılığında üç kuşak karın tokluğuna çalıştırma sözleşmesi” yapıyorlardı ve Papalık bu Hristiyanlaştırma misyonundan(görev- amaç) pek memnundu. Geride milyonlarca ölü olsa da, mühim olan “Tanrı Krallığı” Vatikan’ın sınırlarının genişlemesiydi. 
Ankara’nın alınganlık göstermesine ve tedirgin olmasına gerek yok. Ankara derhal Vatikan’a sembolik olarak arkası simsiyah büyük bir boy aynası göndermeli. Aynanın üstünde sadece “Sen kendi kara tarihine bak ” diye yazmalı.
TRT, TTK, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlar Batının kanlı Haçlı tarihini ve soykırımlarını millete anlatmak için neyi bekliyor? Savunmada değil, biz kesinlikle taarruzda olmalıyız. Haçlılar kendilerini savunsunlar.