Çözüm, sorun var ise gündeme gelir. Sorunlar nedensiz olarak ortaya çıkmaz ya bir zorunluluk ya da bir tercih olarak ortaya çıkar. Sorun zorunluluktan kaynaklanır ise, toplumun aklı eren her kesimi çözüme katkı sunar. Bu gibi durumlarda olanaklar ölçüsünde ve en kısa zamanda sorun giderilir. Çözüm her koşulda kamu yararınadır. Toplumun yaşam düzeyine ve refahına katkı sunar.
Sorun toplumun bir kesiminin (yönetenlerle birlikte) tercihi ise; çözüm değil, çözümsüzlük tercih edilir. Özellikle sorun kaynak kullanımı ve paylaşım ile ilgili ise; kamu zararına olsa bile çözümsüzlüğe devam edilir. Bu kolay bir yol değil elbette. Orta yerde yasalar, kurum ve kuruluşlar var iken; yığınların oyalanması, yanıltılması ve aldatılması gerekir. Dahası, gerektiğinde muhaliflerin haksız ve hukuksuz biçimde susturulması gerekir. Bu olgu hukukun üstünlüğünden ve demokratiklikten uzaklaşmakla olanaklıdır. Bu süreci besleyen öncelikle muhalefetin ve kurumların etkisizleştirilmesi gerekir. Aynı süreçte liyakate değil biat eden itaatlilere gerek duyulur. Bu olgu yandaş kayırmadır, ayrımcılıktır ve adil olmayan paylaşımları dayatmaktır! Bu süreç, çürüme ve çözülme ile yürür(!)
23.800 Milyon liraya özelleştirilen şeker fabrikası üç yıl içinde yeni sahibine ne kazandırdı? Bu sorumu yapay zekâ şöyle yanıt verdi:
Kime ve Kaç Paraya Satıldı?
- Satış Yılı: 2004
- Satış Bedeli: 23 milyon 800 bin TL
- Yeni Sahipleri: Kiler Holding ve Torunlar GYO ortaklığı
- Aziz Torun (Torunlar GYO sahibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imam hatipten sınıf arkadaşı)
- Vahit Kiler (AKP eski milletvekili)
Yeni Sahibine Üç Yılda Ne Kazandırdı?
Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.’nin son üç yıldaki net kârı şöyle:
|
Yıl |
Net Kâr (TL) |
|
2022 |
465.414.620 |
|
2023 |
236.651.962 |
|
2024 |
381.018.531 |
|
2025 (İlk 6 Ay) |
18.288.029 |
|
Toplam (2022–2025/6) |
1.101.373.142 TL |
Bu tabloya göre, fabrika üç buçuk yılda yeni sahiplerine 1,1 milyar TL’den fazla net kâr sağladı.
Bu satış, kamuoyunda “ucuza peşkeş çekildi” eleştirilerine neden oldu. Özellikle fabrikanın lojmanlarının bulunduğu 113 dönümlük arazinin de özelleştirmeye dahil edilmesi ve sonrasında yargı kararıyla Türk Şeker’e iade edilmesi, sürecin tartışmalı yönlerinden biri olarak dikkat çekti.” Bu ilk ve tek örnek değil. Aksu Kâğıt Fabrikası 5 milyona satıldı, yeni sahip sadece makinaları hurda olarak 11 milyona sattı. Daha sonra fabrikanın öteki varlıklarını gerisin geri devlete 60 milyonun üstünde bir değerle satıldı. Aynı şekilde Tekelin ikinci el değiştirmesi ilk satışın kat kat üstünde oldu. Bu işlemlerin hiçbiri kamu yararına değildi!...
Yağmacı madenciler ülkenin her yanını köstebek yuvasına çevirdiler. Bu maden çıkarmaların ülkeye yararı değil çok büyük zararları var. İliç felaketi bunlardan biri. Kışladağ Altın Madeni bölgeyi susuz bıraktı. Şirketin açtığı 7 sondaj kuyusu saniyede 700 litre civarında su tüketiyor(!) Küçükler Barajındaki su tükendi!
En büyük sorunumuz üretememek. Bir zamanlar kendi kendine yetebilen bu ülkenin verimli topraklarında yaşam can çekişiyor (!) Tarım ürünleriyle on beş yılda ülke ölçeğinde üretim yapan kırk sekiz fabrika kurmuştu Atatürk. O fabrikalar, on beş yılda satıldı(!) Aslında sorunumuz üretmek için gerekli koşulları yaratamamak değil, yaratmamaktır. Tüm önlemler sermaye lehine ve emek aleyhine yapılmaktadır. Finans sermayesi bir ahtapot gibi kıpırdayan her şeyi bünyesine katıyor. Demokratik olmayan bu sistem devam ettirildiği sürece; barınma, beslenme ve korunma sorunları ülkenin gerçek sahiplerini zor durumda bırakacaktır! Sermaye büyürken alanı genişler ama tabanı daralır(!)…