Çocukların çöp adam ve çizgilerle oynadığı oyun; “adam asmaca”… Bu oyunun kazananı; çizgilerle kurduğu darağacında, adamı ilk asan… Oysa yasalarımıza göre “idam” ya da “adam asmak” kaldırıldı çoktan… Ama “kadın asmaca” sürekli, durmaksızın, engelsiz, en başından, antik Yunan’dan ya da Sümer’den, daha da eskilere gidersek mitolojiden beri var kadın asmaca...

Kimi zaman kadını yok saymakla asılmış kadın, kimi zaman tanrılara kurban adak olarak asılmış. Kimi zaman cadı diye, kimi zaman da fahişelik etiketiyle asılmış. Kimi zaman neseb, soy kuşkusuyla… Kimi zaman bekaret kemerine bir anahtar uydurdu diye… Kime zaman çokça düşündüğü için… Kimi zaman da düşünmeye üşendiği için asılmış kadın… Elbette ki bu değişik asmaca nedenlerinin her biri için gerçekten de dar ağacı kurulup, boynuna ip geçirilmemiş kadının… Bazen somut olarak canına kast edilmiş; örneğin cadı diye yakılanlar… Erkeğini aldattığı gerekçesiyle kurşunlananlar… Kraliçe olsa bile Marie Antoinette gibi, Anne Boleyne gibi boynu giyotinle vurulanlar ya da Prenses Diana gibi trafik kazasıyla canından olanlar... Arap toplumlarında görüldüğü gibi toprağa diri, diri gömülüp ölüme gönderilenler ya da recm cezasıyla taşlanarak öldürülenler… Bazen de soyut olarak canına, benliğine, kişiliğine ölüm cezası uygulananlar ki toplumsal değer yargıları bahanesiyle toplumdan dışlananlar, soyutlananlar, aşağılanalar…

Erkek egemen yaşamda; kadın asmaca girişimlerinin gerekçesi biter mi ?

Pencereden baktın, sokağa çıktın, türban takmadın, yemeği yapmadın!

Fingirdedin, adamın birisine yan baktın, eteğini kısaltın, düğmeni açtın !

Çok para harcadın, kazandığın parayı erkeğe vermedin, erkekten çok konuştun, erkekten çokça bildin/bilgilisin !

Çocuk doğuramadın ya da doğum kontrolü uygulamadın !

Pasaklısın ya da titizlik hastasısın !

Beceriksizsin ya da amma da ukalasın !

Yeter ki Adem’le Havva’dan beri; hep istenir kadın erkekten kalsın da geri… Tanrı bile önce yaratmadı mı Adem’i/Adam’ı/Erkek’i ?

Ve Havva / Kadın neden olmadı mı onların Cennet bahçesinden kovulmasına? Bu nedenle vermedi mi Tanrı kadına 7 ölümcül günah? Tanrı bile kadını cezalandırdığına göre; bu neden bile yetmez mi somut ya da soyut anlamda kadını asmak için oluşturulacak bahanelere ?

Üstelik o Adem oğulları da bulmazlar mı gerekçe; kadının benliğine ve bedenine vurmak için kelepçe? Sanki kendi annesi, kız kardeşi ya da kızı; KADIN değillermiş gibi… Ve onlar hiç acımazlar kimsenin kızına; KADIN diye geldiğinde yaşamına, yanına... Sevip, saymak yerine sövmek... Koruyup, kollamak yerine dövmek... Sizlere soruyorum beyler; hiç yakışır mı erkeğim ben diyenlere kadını böylesine incitmek?

Ve bu ülkede...

Ünsüz kadınlar için kaygılanırken, ünlü kadınlar bile "dayak / darp / dövülme" eylemleriyle sürekli geldikçe gündeme... Bizler kim bilir daha kaç kez yazılar yazacağız KADIN ASMACA üzerine? Ve kaygılanarak insanlık kavramının nereye gittiğine ilişkin sorular eşliğinde...
Bunca yakınmalarımıza, eleştirilerimize, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Günü ya da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi tepkisel günlere karşın henüz 11 Mart 2026 günlü medya verilerine göre; ülkemiz Türkiye 2025 yılı kadına yönelik şiddet şampiyonu olmuş tüm Avrupa ülkeleri arasında...
Ülkemize verilen bu yüz kızartıcı şampiyonluk nedeniyle kadınlar için kaygılandığımız ve yaşadığımız utancımız yetmezmişçesine...
ABD-İsrail-İran savaşında da her gün kadın-erkek-çocuk-yaşlı ayrımı yapılmaksızın insanlar acımasızca asılıyorlar dar ağacına, atılıyorlar Ölüm Meleği'nin kollarına...

Ve bizler de....
Bu savaşa neden olanların ya da bu savaşa karşı sessiz kalanların arasında; hiç mi yüzü kızaran, hiç mi vicdanı sızlayan, hiç mi barıştan yana olan birileri kalmadı mı acaba diye umutsuzca bakıyoruz ulusal ve uluslararası çevremize?