Yaşadığımız bu çağ pek çok biçimde adlandırılıyor; küreselleşme çağı, tüketim toplumu çağı, gösteri toplumu çağı, yapay zeka ve dijitalleşme çağı gibi... Ama her şeyden önemli ve önceliklisi de yaşadığımız çağ küresel iletişim çağıdır ve elbette ki "internet" denen mucizenin insanlara sunduğu kolaylıklar nedeniyle...
Günümüzde internet aracılığıyla sanki tüm dünya çok yakınımızda, dahası her yer, her olay, her bilgi anında elimizin altında... Dolayısıyla sanal ortamda yer alan yazılı ve görsel paylaşımlar gündemi hızla değiştirirken, biz de kendimizi alamıyoruz bu olayların absürt yönlerini görüp de bir kaç söz söylemeden...
İşte başlıyoruz:
Sendika Ağalığı
Yazılı ve görsel basında yer alan duyumlara göre Metal işçilerinin örgütlü olduğu Hak-İş'e bağlı Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci'nin aylık maaşının 1 milyon lirayı aştığı ileri sürülüyor.
Gerçek mi yalan mı maaş bordrosunu gözümüzle görmedik ama ateş olmayan yerden de duman çıkmaz derler.
Bu ülkede sendikacının sağcısı ya da solcusu; değişen bir şey yok, her birisi aynı yolun yolcusu... Çünkü bu ülkede "Sendika Ağalığı diye bir makam var. Üstelik o makamlarda bulunanlar yıllar geçse de hiç değişmezler, hep koltuklarında otururlar. Sendika Ağalığı denilen makam, mevki, mertebe; gariban işçilerin sırtından geçinen bu parazitlerin vazgeçemedikleri saltanatı...
Demek ki Hak-İş'e bağlı Özçelik-İş Sendikası yöneticileri de dünlerin DİSK'e bağlı Maden İş Sendikası'nın unutulmaz Sendika Ağası Jaguar'cı Şemsi Denizer'in yolundan giden kurnazlar tayfası...
Yakışır bu saltanat; ülkemizde sarı sendikacılık uygulamasını "özveriyle" yaşatan ağalara...
Angela Merkel
Yine sanal basından öğrendiğimize göre; Almanya'nın Eski Başbakanı Angela Merkel, Türk kahvesine ilişkin yaptığı esprili açıklamayla gündem olmuş.
Merkel, "Bir kaşık öğütülmüş kahve, üzerine sıcak su dök. Türk kahvesi dediğimiz şey hazır." sözleriyle kahve kültürümüzü hafife almış. Sanki instant/şipşak kahve yapılıyor.
Sosyal medyada bazı kullanıcılar açıklamayı mizahi bulurken, bazıları ise Türk kahvesinin hazırlanışını ve kültürel değerini yeterince yansıtmadığı görüşünü dile getirmiş.
Oysa Türk kahvesi, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alıyor ve kendine özgü pişirme tekniği, köpüğü ve sunumuyla dünyanın en köklü kahve geleneklerinden biri olarak değerli bulunuyor.
Eşek hoşaftan ne anlar deyip geçmek de var bu sözlere ama yapamayız çünkü bu sözlerde Türkler'i küçümsemek var.
Be hey bayan MERKEP pardon MERKEL; birinci dünya savaşında sizin yüzünüzden yenilmiş sayıldık, bu sizin tarihsel ilk büyük ayıbınız. 18. yüzyıla kadar devlet bile değildiniz; Avrupalı diğer ülkeler gibi sömürgecilikle varlıklı oldunuz, ikinci dünya savaşında başta Yahudiler olmak üzere pek çok ülkeye hem soykırım uyguladınız hem de onların mallarına çökerek onları soydunuz.
Soyun vandal olarak yaşarken; Orta Asya'dan günümüze devlet geleneği olan Türk'le alay etmek senin ne haddine?
Hoyratça Davrandığımız Dünyamız
Her gün orman yangınları, doğa katliamları yer alırken sanal basında; dünyamız için bir kaç söz söylememek, hiç olur mu?
Dünyamız; yalnızca uzayda gezen, boşlukta yüzen bir küre değildir.
Dünyamız; yeraltı ve yerüstü tüm canlılarıyla bir yaşam alanıdır.
En önemlisi de; Dünyamız biz insanlarla bir bütün
Düşüncesizce dolarsa her yer beton
Hangi toprakta buğday yeşerecek ?
Hangi kaynakta su birikecek ?
Bu gidişle gölgesinde serinlenecek bir çınar,
Dalından meyvesi koparılacak bir nar ağacı kalmayacak.
“Benden sonrası tufan” diyenlerin bencilliği karşısında suskunluk sürdükçe; insanlık için başka bir Nuh'un Gemisi kalkmayacak.
Konuşmak
Kamyon arkası yazılarındaki basma kalıp sözler gibi toplumsal yapının durumu, bir başka deyişle "ağzı olan konuşuyor" gündeme düşen ne varsa ve ahkam kesiyor bilir kişi tavrıyla... Nerede? Elbette ki internet aracılığıyla sanal ortamda, sosyal medyada...
Olsun; bu da bir gelişmedir. Çünkü daha dünlere kadar "tepkisiz toplum" yaftası yemiş bu halk için bu durum da bir aşamadır geleceğe yönelik daha akılcı düşüncelerin açığa vurulması bağlamında, suskun olmaktansa konuşmak iyidir, iyidir diyeceğiz de... Her ne ise son günlerde en çok neler düşüyor dillere?
Elbette ki CHP, daha doğrusu Dersimli Kemal'in boyunduruğu altına girmiş olan CHP
Bilindiği gibi 1980 sonrasından günümüze amip gibi çoğalıyor partiler; siyasal yelpazede
Anlaşılan odur ki Dersimli Kemal'e karşı, Selanikli Kemal'in yandaşları olduklarını ileri sürenler "yeni" oluşumlar için hevesle yola çıktılar. Ama çatışmalar, çekişmeler sürecinde Atatürk'ün partisini bir kez daha parça, pinçik edecekler; iyice bitirecekler. Oysa bu ülkede yeniden istikrar için "ikili parti sistemi" yerine, partiler bölünüp, sayıları çoğaldıkça; sorunlar yayılıyor daha da derine, en derine ama çözüm bulacak olanlar ne yazık ki çıkmıyorlar ya da çıkamıyorlar siyaset vitrinine
Kuşkusuz son aşamada bu durum yarayacak ülkenin ipini çekmek isteyenlerin işine
Dahası
Atatürk İlke ve Devrimleri ile "ümmetten, ulusa" ve de "cemaatten, cemiyete" dönüştürülen bu ülke, her geçen gün gidiyor geriye, daha geriye
Bilimsel düşüncenin yerini, dinsel inanç; felsefenin yerini, batıl safsatalar alıyor. Ülke cehaletin sarmalında, her anlamda karanlıklara batıyor.
Bilindiği gibi Felsefe dediğin; düşünce bilimi
Felsefe dediğin; her olayın, olgunun, oluşumun altında neden-sonuç ilişkisini arar, her şeyin nedenini sorar. Her şeye bir anlam katar ya da kendince anlamlandırır. Ayakkabı yaparken de, bir konut ya da anıt dikerken de, günlere-aylara ad koyarken de
Her işin, eylemin, söylemin, tutum ve davranışın, geleneğin, göreneğin felsefesi vardır. Ama düşünceden, düşünenden, düşünmekten korkanların toplumunda; düşünmenin yasaklanması istenir. Soranlar, sorgulayanlar sevilmez, dışlanır. Böylesi toplumlarda Felsefe yasaklanır. Her şeyin üzeri örtülür; din adına, iman adına ve o toplumda yaşayanlara bilmek değil, inanmak aşılanır. Dolayısıyla örterler sorunların üzerini
Örterler soranların üzerine kapıları
Ve özellikle de örterler kadınları; günah kılıfını, Cehennem korkusunu kullanarak
Böylece cehaletin egemenliğini sürdürdüğü ve düşmanca kutuplaştırılmış bir toplumda; herkes bir diğerinin felaketinden yarar umar duruma gelir.
Tanrı sonumuzu iyi eyleye, akıllar başlara gele, bu ülkede aydınlık bir toplumun yanı sıra, akıl ve beden sağlığı yerinde bir toplum da amaç edinile, amen!
Evet ağzı olan konuşuyor; her türlü baskıya, denetime, gözetime karşın aklına gelen her şeyi konuşuyor. Umalım ki konuşanların, hem de akıllıca konuşanların sayısı artsın.
Bisikletçi Vali
Sanal basında bir kaç gündür yer alan duyumlara göre; bisikletçi giysileriyle görüntülendiği için hedef gösterilip görevden alınan Vali için imza kampanyası başlatılmış. Üstelik Vali'yi de en çok eleştirip, yaygara koparanlar CHP'liler imiş.
Valinin yaşadıklarını okuyunca, yine daldım gittim anılarıma
SHP - DYP koalisyonu döneminde spor salonuna gidiyorum diye sicilimi bozdu benim şu "aslan sosyal demokratlar"
Neredeyse o günlerin üzerinden 35 yıl geçti aradan, ilkel beyinlerini hiç geliştirmemiş olmalılar ki bisiklet sporunu teşvik etmek için emek ve zaman ayıran valimizi de eleştirmişler. Yazık!
Acaba yıllar öncesinde Turgut Özal yazlık şortuyla askeri teftiş ederken neredeymiş bu kınamsıklar?
Günün sonsözü:
45 derece hava sıcaklığında
15.30 ile 17.00 arası, benim için siesta zamanı
Eğer bu sıcaklardan sağ çıkmak istiyorsan sen de kal evinde...
Yok ben beyin kanaması, kalp krizi isterim diyorsan; sokaklar da senin, denizler de...