Bir Köyün Belediyeye Uzanan Masalı
Yenihisar’dan Didim’e: Çadırdan belediye bütçesine, keson kuyudan şehir hayaline…
Bir zamanlar, Söke’nin kırsal bir köyü vardı. Adı Yenihisar’dı. Bugün turizmin, yazlıkların, otellerin ve kalabalık caddelerin arasında aradığımız Didim’in o günkü hali, birkaç toprak yolun, keson kuyuların ve denize doğru uzanan sessiz bir köyün hikâyesiydi.
Ama hayat, bazı köylerin kapısını diğerlerinden biraz daha erken çalar.
Yenihisar’ın kapısını da turizm çaldı.
Deniz, güneş ve Apollon’un binlerce yıllık gölgesi, köyün kaderini yavaş yavaş değiştirmeye başladı. Kırsal bir yerleşim, kasabalığa; kasabalık da belediyeciliğe doğru evriliyordu. Fakat hemen yanı başında, bağlı bulunduğu Akköy Bucağı vardı. İdari merkez Akköy’dü. Yenihisar’ın belediye olma yolundaki hikâyesi, işte bu iki yerleşim arasındaki idari gerçekliğin gölgesinde şekillenecekti.
Cumhurbaşkanı geldi, söz Akköy’e verildi

Yıl 1966…
Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Yenihisar’a geldi. Vakıflar Motel’de konakladı, Apollon Tapınağı’nı ziyaret etti. O günlerin Yenihisar’ı için bu ziyaret, sıradan bir devlet protokolü değildi. Tarihin ve devletin dikkatinin bu küçük yerleşime çevrilmesi anlamına geliyordu.
Cevdet Sunay’ın ziyareti sırasında Akköy’e bir ortaokul yapılması yönünde söz verilmiştir.
Ne var ki o günlerde Yenihisar’da henüz ortaokul yoktu. İçme suyu, keson kuyulardan sağlanıyordu. Su şebekesi yoktu. Elektrik yoktu. Yollar topraktı.
Bugün bir belediyenin temel hizmetleri arasında saydığımız şeyler, o gün Yenihisar için ulaşılması güç hedeflerdi.
Akköy’de ise bir ebe, bir sağlık memuru vardı.
Yenihisar Muhtarlığı’nda ise durum daha mütevazıydı. Bir çerçeveli Atatürk resmi, bir bayrak, bir masa, birkaç sandalye, birkaç kazma kürek, teşlaman (kır bekçisi) Arap Ömer’in tek kırma tüfeği, köy kütüğü ve muhtarlık mührü…
Bir köyün bütün idari varlığı, neredeyse bir odanın içine sığacak kadardı.
Ama o odada büyük bir gelecek tasavvuru vardı.
Çünkü bazen şehirler, önce betonla değil, bir masanın başında alınan kararla kurulur.
Bir yılda iki seçim, aynı başkan

Yenihisar’ın belediyeliği Resmî Gazete’de ilan edilmişti. Artık köyün önünde yeni bir dönem açılıyordu. Ancak belediye olmak, yalnızca tabelayı değiştirmek değildi. Köy muhtarlığının sınırlı imkânlarıyla yürütülen işlerin yerini, bütçesi, meclisi, encümeni ve sorumlulukları olan bir belediye teşkilatı alacaktı.
Üstelik geçiş dönemi, seçimler bakımından da hareketliydi.
1967 ve 1968 yıllarında, bir yıl arayla iki belediye seçimi yapıldı. Her iki seçimde de Adalet Partisi’nden Ramazan Kanat belediye başkanı seçildi. Başkan değişmedi ama belediye meclisi ve encümen üyeliklerinde bazı değişiklikler yaşandı.
7 Haziran 1967 seçiminde belediye meclisine Ahmet Gönül, Hüseyin Metin, Hasan Özden, Musa Aşık, Hasan Kamacı, Nuri Şencan, Mustafa Kıray ve Mümin İnce seçildi. Encümen üyeleri ise Ramazan Böztürk ve Rüstem Çetin oldu.
7 Haziran 1968 seçiminde de Ramazan Kanat başkanlığını korudu. Mecliste Nazif İnan, Hüseyin Metin, Salih Gönül, Ramazan Böztürk, İbrahim Alak, Mustafa Macit, Ali Akgül, Nuri Şencan, Mustafa Beden ve Mustafa Kıray görev aldı. Encümen üyeliklerine ise Recep Utku ve Rüstem Çetin seçildi.
Bugünün siyasi tartışmalarıyla kıyaslandığında, o dönemin belediye seçimleri belki daha küçük bir yerleşimin sınırları içinde gerçekleşiyordu. Fakat alınan kararların ağırlığı hiç de küçük değildi.
Çünkü önlerinde hazır bir belediye düzeni yoktu.
Kurulacak bir düzen vardı.
Cemse, hesap makinesi ve daktilo
Yeni belediye yönetiminin önünde ilk meselelerden biri, temizlik ve hizmet işlerini nasıl yürüteceğiydi.
Bugün çöp toplama hizmeti denildiğinde akla modern araç filoları, konteynerler, temizlik ekipleri ve düzenli güzergâhlar geliyor. Oysa Yenihisar Belediyesi’nin ilk döneminde çöp toplamak bile başlı başına bir meseleydi.
Belediye başkanı ve meclis üyeleri, ihtiyaç fazlası malzemelerden yararlanmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin milletlerarası iktisadi iş birliği faslından bir kamyon talep etti.
İstenen araç, halkın dilinde “cemse” diye anılan, kara şanzımanlı, arka dingilli bir kamyondu. Öyle her zaman nazlı nazlı çalışan bir araç da değildi. Kara şanzımanlıydı, ara gaz verilmezse vites geçmezdi.
Bugün bir belediye garajında bu hikâyeyi anlatsanız, genç bir görevli belki gülümser. Ama o günlerde bir kamyon, yalnızca bir araç değildi.
Çöpü taşıyacak, malzemeyi götürecek, belediyenin elini güçlendirecekti.
Belediye bununla da yetinmedi. Bir hesap makinesi ve bir daktilo da istedi.
Düşünün…
Bugün birkaç saniyede yapılan hesaplar için o gün bir hesap makinesine ihtiyaç vardı. Resmî yazışmaların, kararların, kayıtların tutulması için daktilo gerekiyordu.
Bir belediyenin kurumsallaşması bazen böyle başlar: Bir kamyon, bir hesap makinesi, bir daktilo…
Ve elbette insan gücü.
Sağlık Bakanlığı’ndan bir ebe ve bir sağlık memuru talep edildi. Çünkü belediyecilik yalnızca yol, su ve temizlik değildi. İnsan hayatına dokunan hizmetlerin de yerel ölçekte örgütlenmesi gerekiyordu.

Yenihisar iki mahalleye ayrılıyor
Belediye yönetimi, Yenihisar’ı iki mahalleden oluşturdu: Hisar ve Yeni Mahalle.
Hisar Mahallesi muhtarlığına Murat Kafadar, Yeni Mahalle muhtarlığına ise Süleyman Aslan seçildi.
Fakat idari kararlar bazen kâğıt üzerinde kolay, halkın dilinde zor yerleşir.
Yoranlılar, Hisar Mahallesi adına uzun süre alışamadı. Yakın zamana kadar bu mahalle için “Eski Köy” adını kullanmaya devam ettiler.
Çünkü yer adları, yalnızca tabelalardan ibaret değildir. Bir yerin geçmişini, hafızasını, insanlarının birbirine sesleniş biçimini taşır.
Resmî kayıtlarda Hisar Mahallesi yazsa da halkın dilinde “Eski Köy” yaşamaya devam ediyorsa, orada bir geçmişin direnci vardır.
Belediyecilik yeni bir sayfa açmıştı ama eski sayfalar henüz kapanmamıştı.
Altınkum mahalle olamadı, planlar geri döndü
Yeni belediyenin önündeki önemli meselelerden biri de imar ve yerleşim düzeniydi.
Didim Plaj Sitesi mevzi imar planları, belediyenin 10 Ekim 1967 tarihli ve 11 sayılı kararıyla geçici olarak durduruldu.
Gerekçe, yalnızca bir planın çizgileriyle ilgili değildi. Şehrin nasıl gelişeceğine ilişkin daha temel bir tartışma vardı.
Plan, görünüşte yüzde 60 yeşil, yüzde 40 yapılaşma şeklinde hazırlanmışsa da, ancak belediye değerlendirmesinde, bunun daha çok hâlihazır plan görünümünde, hatta parselasyon planını andıran bir nitelik taşıdığı görüldü.
Şehircilik ilkeleri bakımından çeşitli aykırılıklar görüldü.
Caddeler dardı. Yolların birbirleriyle yeterli kesişimi yoktu. Yolların denize doğrudan bağlantısı bulunmuyordu. Otopark, garaj, spor alanı, çocuk parkı ve balık hali gibi ihtiyaçlar planda yeterince yer almıyordu.
Bugün bir yerleşimin planına bakarken “Bu yol neden burada bitiyor? ”, “Otopark nerede?”, “Çocuk parkı niçin yok?” diye soruyoruz ya…
İşte o soruların ilk izleri, Yenihisar Belediyesi’nin o günkü kararlarında da vardı.
Belediye, imar planın revize edilmesine karar verildi.
Aynı dönemde Altınkum’un mahalle olma isteği de kabul edilmedi. Altınkum’un Yeni Mahalle’ye bağlanması kararlaştırıldı.
Bugün Didim’in en bilinen bölgelerinden biri olan Altınkum, o günlerde henüz idari kimliğini arayan bir yerdi.
Turizm büyüyordu ama idari sınırlar, mahalle isimleri ve imar planları bu büyümeye ayak uydurmak zorundaydı.
36 bin 162 kuruşluk gelecek
Belediyenin ilk bütçesi, 36.162 lira 52 kuruş olarak karara bağlandı meclis kararı Akköy Nahiye Müdürlüğü’ne gönderildi.
Bugünün rakamlarıyla bakıldığında küçük görülebilir. Fakat her bütçe, ait olduğu dönemin şartları içinde anlam kazanır.
O bütçe, bir belediyenin “Ben artık buradayım” deme biçimiydi.
Yolların, temizliğin, yazışmaların, hizmet taleplerinin ve yeni teşkilatın maddi karşılığıydı.
Sonraki yıllarda belediyeye gelir getirmesi amacıyla 13 arsa da verildi.
Bir yanda belediye bütçesi, diğer yanda gelecekte gelir sağlayacak taşınmazlar…
Demek ki daha o günlerden, belediyenin yalnızca bugünü değil, yarını da düşünmesi gerektiği anlaşılmıştı.
Yenihisar da Turizm, Söke Turizm Cemiyeti tarafından 7/3/1967 tarihindeki yazı ile 2602 parselde Murat Saplı tarafından çadır da başladı.