Kadim Ağaçların Altında Bir Şehir Dedektifliği ve sosyal uyumluluk..

Almanya’nın Siegburg kentinde, heybetli çınarların gölgelediği bir sokak, günümüz Avrupa kent yaşamının ve kültürlerarası karşılaşmaların sessiz bir tiyatro oyunu sahneler gibi bir sağa bir sola bakarak sokağı gezdim.

Sokağın sağında yükselen bir cami ile solunda yer alan bir kilise, sadece iki farklı inancı değil; iki farklı toplumsal alışkanlığı, kamu düzeni algısını ve kurumsal işleyişi karşı karşıya getirdim

İlk bakışta göze çarpan basit ama çarpıcı bir detayı gözlemledim.

Caminin önü çöp doluyken, kilisenin önü tertemizdir.

Peki bu manzara bize sadece bir temizlik sorununu mu anlatır, yoksa daha derin toplumsal dinamiklerin habercisi midir?

Cami önündeki çöp birikintisi, sadece bireysel duyarsızlıkla açıklanamaz.

Sosyolojik açıdan bu durum, "iç mekân-dış mekân" ayrışmasıyla ilgilidir.

Göçmen kökenli topluluklar genellikle ibadethanelerin içini kutsal ve temiz tutmaya büyük özen gösterirken, mabedin dışını veya sokağı "devletin/belediyenin alanı" olarak algılama eğiliminde olabilmektedirler.

Oysa yerleşik şehir kültüründe (kilise çevresindeki düzende görüldüğü üzere), binanın dış çevresi de kurumun ve bireyin sorumluluk alanına dahildir.

Bu durum, şehre ve kamusal alana duyulan aidiyet hissinin eksikliğine işaret etmezmi..!

Kilisenin önünün temiz olması, sadece cemaatin temizlik bilinciyle değil, kilisenin yüzyıllara dayanan yerel kurumsal yapısı, belediye ile olan entegre ilişkisi ve profesyonel/gönüllü bakım mekanizmalarıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu da düşündüm .

Buna karşılık cami yönetimleri, genellikle gönüllülük esasına dayalı, kısıtlı imkânlarla çalışan ve yerel idari süreçlere tam anlamıyla adapte olamamış yapılar olduğunu da ayrıca düşündüm.

İbadethane çıkışlarında yaşanan yoğun insan trafiği ve sosyal hareketlilik, düzenli bir atık yönetimi sistemi kurulmadığın da bu tür tablolara yol açabilir..

Ancak "Büyük Çınarlar" Mitosu ve Çelişki

Kökleri derinlerde olan devasa çınarlar, köklülüğü, gölgeyi ve huzuru temsil eden, Aynı sokağı paylaşan bu kadim ağaçların altında yaratılan çevre kirliliği, İslam dininin "Temizlik imandandır" prensibiyle de tezat oluşturur.

İnanç ilkeleri ile pratik yaşam arasındaki bu uçurum, toplulukların öz eleştiri yapması gereken en temel noktası olmalıdır.

İbadethanelerin çevresi, o topluluğun dış dünyaya sunduğu ilk kartvizittir.

Temizlik Birlikte Yaşamanın İlk Şartıdır

Siegburg’un bir sokağında karşılıklı duran bu iki mabet, şehirde birlikte yaşama kültürünün sınandığı yerdir.

Cami önündeki çöp sorununun çözümü; sadece belediyenin çöp toplayıcılarının artırmasıyla değil, cami yönetimlerinin kamusal sorumluluk üstlenmesi ve cemaatin "yaşadığı şehre sahip çıkma" bilincini geliştirmesiyle mümkündür.

Temiz bir sokak, dinlerarası diyalog ve sosyal uyum söylemlerinden çok daha samimi ve ikna edici bir mesaj taşır

Sosyo-mekânsal ayrışma olarak Dini söylemler ile günlük pratikler arasındaki çelişki budur; şehrin entegrasyonu olarak yaşanılan kenti " yabancı yer değil" ev olarak görebilmek gerekir.

Bu gün 12 Eylül..!!