Kültür insanlığın hazinesidir ve ondan yararlananların hizmetindedir. Kültür toplumun pozitif rezervidir. Olumlu iklim yaratılınca rezerv beslenir. Olumlu iklimin unsurları; demokratiklik, adalet, adil paylaşım, özgürlük, laiklik, farkındalıktır. Kültür konusunda olumsuz yaklaşım ve tasarruflar rezervlerin aşınmasına neden olur. Bilimsel olmayan inanç temelli yaşama biçimleri kültürel üretkenliği köreltir. Kültür her koşulda yaşamları etkiler çünkü o, bir yaşama biçimidir. Yaşam bilimi ise felsefedir. Eğitim ve bilinç kültürün taşıyıcısıdır ve yaratıcılık kültürün temel kaynağıdır. Yaşam yararına olan her şey kültüre katkı sunar.

Ben kültüre ilişkin kısacık bir tanımı yeğliyorum; “Kültür bir yaşama biçimidir.” Kültür yaşama döngüsünde algılama ve algılarını yaşama uyarlama biçimi ve becerisidir. Algıları yeşerten iklim genellikle kapsayıcı değil, dar bakışlıdır. Kültür etkileşime açık olduğu zaman açısı genişler ve kapsayıcılığı artar. Kültür oluşumunu yaşama ilişkin koşullar belirler. Olgu tekrarı aştığında, kendisini geçerek çoğaltır ve toplumsallaşır. Yaşamı tekrarlardan oluşan sıradanların kültüre katkı potansiyeli düşüktür. Neden-sonuç, somut-soyut ilişkisini kavrayamayanlar tekrarlarla yetinirler. Kavramak aşmanın ön adımıdır. Konumunu kavrayan bilinçli birey onu aşarak ileriye taşıma ve birikime katkı sunma olanağını yakalar. Tekrarı çok olanın üretkenliği kör olur(!) En büyük yanılgı, bilmediği ve anlamadığı şeylere inanmaktır. Bu yanılgının kurbanları genellikle kendilerine inanç aktarılan çocuklardır. Ağaç yaş iken eğilir söylemi böyle bir yanılgıya kaynaklık etmektedir. Oysa o yaş iken eğdikleri fidanlar genellikle odun olmaktan kurtulamamaktadır(!)

İnsanların kültürel bağları, yaşam kolaylaştırıcılarından oluşur. Kültürel bagajın oluşturulması, yaşama ilişkin koşullarla ilişkilidir. Bagajda yer alan alışılmışların artması, yaşamı geleceksiz bırakabilir. Bir kültürel bagajda üreticilik, yaratıcılık, öngörü, farkındalık ve duygudaşlık yok ise; karanlıkta el yordamı ile yürümeye çalışan yığınlardan söz edilebilir. Muhafazakârlar ve tutucular bu grupta yer alırlar(!) Aktarılmış bilgiler ışığında kendini aşma olanağı tanındığında, özgür birey yaşamın iradi katılımcısı olur. Yaşama ilişkin sorunları aşmak, çözümler üretmekle olanaklıdır. Çözümler, insanlık birikimini oluşturan önceki çözümleri dayanak olarak alır. Yaşamak, soru sormakla başlayıp, çözümler üretmekle sürdürülen süreçler akarıdır. Sorusu olmayanın gerçeği az olur!...

Aktarma bilgilerle yaşamı sürdürmeye çalışmak, çıkmaz sokakta tutsak olmaktır(!) Geçmişi kutsamak geleceksiz kalınacağının işaretidir. Oysa öngörü, çıkmaz sokaklara sapmama olanağı sunar. Kazara çıkmaz sokağa girdiğinde ise; sorunu aşma yönünde bir çözüm üretme olanakları sunar. Yaşamak, düşünenler ve düşünmeye ayak bağı olanların oluşturduğu topluluklardır. Bütün varlıkların (canlı-cansız) var olma, varlığını koruma hakkını savunmak, en öncelikli insani görevlerdendir!...

Kültür tüm yaşama biçimlerini kavrar bu nedenle bir insanlık birikimidir. Ne yazık ki, bu bakış açısı, insanlık penceresinden görülenleri içerir. Bu nedenle türcü bir yaklaşımdır. İnsanı yaşamın birinci sırasına oturtur. Sığ yaklaşımlar yaşamsal döngüyü kavrayamadıklarından dolayı insanı, varlıkların önde geleni olarak sayar. Bu özürlü bakış hayvanları, bitkileri ve doğayı tam olarak kavrayamaz. Farkındalık bilgi ve bilinçtir. Bu temel unsurlar kültürün omurgasını oluşturur. Yaşamak, soru sormakla başlayıp, çözümler üretmekle sürdürülen süreçler akarıdır.