Emek­çi­ler ve ye­mek­çi­ler. Ya­şa­dı­ğı­mız dün­ya­da bu iki temel sınıf ara­sın­da ku­rul­muş­tur tüm iliş­ki­ler...
Emek­çi de­di­ğin; işçi sı­nı­fı, elin­de­ki tek kozu üre­ti­me kat­tı­ğı/ki­ra­la­dı­ğı/sat­tı­ğı emek gücü...
Ye­mek­çi­le­ri ta­nım­la­ma­ya gerek var mı? Sö­mür­gen­ler, ke­mir­gen­ler, pa­ra­zit­ler, asa­lak­lar... Emek­çi­nin sır­tın­dan ge­çi­nen her kim varsa, işte onlar ki on­la­rın ara­sı­na pa­ra­zit, asa­lak sı­nı­fın­dan gi­ren­ler; ban­ka­ma­tik­çi­ler, sı­ğın­ma­cı kad­ro­sun­dan giren mül­te­ci­ler...
Gerçi emek­çi­le­rin de soyu tü­ken­mek­te, nesli or­ta­dan kalk­mak­ta, üre­tim araç­la­rı­nı kul­la­na­ma­dık­la­rı için... Emek gü­cüy­le üre­ti­me ka­tı­la­cak­la­rı iş­lik­le­rin ka­pı­sı­na ko­ca­man ki­lit­ler asıl­dı­ğı ya da o iş­lik­ler yok pa­ha­sı­na ve kısa dö­nem­li dü­şü­nen, günü kur­tar­ma­ya bakan özel ve tüzel ege­men­ler ta­ra­fın­dan ya­ba­na sa­tıl­dı­ğı için...
Ama yine de 1 Mayıs İşçi­nin, Emek­çi­nin Bay­ra­mı... Kutlu olsun demek ge­le­nek...

Gü­nü­müz­de iş­çi­nin ça­lış­ma ko­şul­la­rı­nın kar­şı­lı­ğı; 21. yüz­yıl kö­le­li­ği... Ne iş gü­ven­li­ği, ne de iş gü­ven­ce­si!
İş ci­na­yet­le­rin­de koşa, koşa şam­pi­yon­lu­ğa giden bir ülke... Ne kadar üzer­le­ri ör­tül­se de, önüne ge­çi­le­me­yen "sözde" iş ka­za­la­rı, ger­çek­tey­se iş ci­na­yet­le­ri... Bazen maden ocak­la­rın­da grizu pat­la­ma­sı, bazen çok katlı ya­pı­dan yer çe­ki­mi­ne karşı ko­ya­ma­yan be­den­ler, bazen gemi dok­la­rın­da ne­de­ni bi­lin­me­yen ölüm­ler... İşçi­sin sen, işçi kal ve ne yazık ki fıt­ra­tın­da iş ka­za­la­rı ne­de­niy­le ölüm de var.
Son­ra­sın­da? Yok ki sos­yal gü­ven­lik, si­gor­ta prim­le­ri... Ölüm­den kıl payı kur­tu­lur­san; sağ­lı­ğı­na ka­vuş­ma­nın be­de­li çok ağır, so­rum­lu­la­rın in­sa­fı­na kalır sa­ğal­tım gi­der­le­rin... Yok Ölüm Me­le­ği'nin kol­la­rı­na dü­şer­sen; dulun ve ye­tim­le­rin için ne aylık gelir, ne ölüm taz­mi­na­tı... Kim bilir nasıl at­la­tır­lar senin ölü­mün­den sonra ge­ri­de ka­lan­lar; bunca fe­la­ke­ti ve fir­ka­ti?
Her 1 Mayıs'da yi­ne­le­di­ği­miz gibi ne yazık ki...
Ca­mi­ler kış­la­mız, mi­na­re­ler sün­gü­müz di­yen­le­rin yö­ne­ti­min­de; fab­ri­ka­lar kış­la­sı, sa­na­yi­nin ba­ca­sı sün­gü­sü olan emek­çi güç­süz bı­ra­kıl­mış­tır. İşçi­nin, emek­çi­nin gücü yok edil­miş­tir. Do­la­yı­sıy­la Şanlı 1 Ma­yıs­lar bit­miş­tir. Öz­gür­lük, eşit­lik ve de­mok­ra­si umut­la­rıy­la ya­şa­nan o coş­ku­lu 1 Ma­yıs­lar artık anı­lar­da kal­mış­tır. Yağlı kur­şun atıl­ma­sa da iş­çi­ye, emek­çi­ye; kü­re­sel­le­şen ka­pi­ta­liz­min acı­ma­sız­lı­ğın­da bun­dan böyle tüm 1 Ma­yıs­lar, 1977 yı­lı­nın Kanlı 1 Mayıs'ından daha kan­lı­dır ve bu düzen de­ğiş­me­dik­çe de hep kanlı ola­cak­tır.
1980’lerde to­hum­la­rı atı­lan kü­re­sel­leş­me, 1990’larda dü­şün­ce yavaş, yavaş dil­le­re, 2000’lerde ulus­la­ra­ra­sı ser­ma­ye ser­best do­la­şım­da… Ulu­süs­tü/ulu­sö­te­si şir­ket­ler; Bir­leş­miş Mil­let­ler’de san­dal­ye edin­miş. Nasıl ki ül­ke­miz­de ege­men­lik ulu­sun değil, eko­no­mi­nin­se... Ulus­la­ra­ra­sı alan­da da, bir başka de­yiş­le Bir­leş­miş Mil­let­ler’de de söz hakkı/ege­men­lik gücü; mil­let­ler­de/ulus­lar­da değil, eko­no­mik gücü el­le­rin­de bu­lun­du­ran­lar­da… Ulus­la­ra­ra­sı ba­rı­şın ye­ri­ni, ulus­la­ra­ra­sı eko­no­mik yarış al­dı­ğın­dan beri; iş­çi­nin, emek­çi­nin sö­mü­rü­sü iyice arttı. Sen­di­ka söz­leş­me­li iş­çi­li­ğin ye­ri­ni; “ta­şe­ron­luk” ku­ru­mu aldı. Kü­re­sel­leş­me kav­ra­mı­nın, sı­nır­la­rı ta­nı­ma­yan sö­mü­rü dü­ze­ni; ön­ce­lik­le iş­çi­nin, emek­çi­nin hak­la­rı­nı sö­mür­dü, yuttu ve bu­yur­du:
-Ne kızıl, ne sarı sen­di­ka… Yal­nız­ca ta­şe­ron firma ve sı­nır­lı söz­leş­me­li iş­çi­lik, yok öyle iş için ömür boyu gü­ven­ce, acı­mam ben ne yaş­lı­ya, ne de gence! Be­ğen­mez­sen sı­ra­dan çık. Na­sıl­sa sar­mış or­ta­lı­ğı açlık... İşsiz­ler or­du­su gi­de­rek bü­yü­mek­te… Ama bu­ra­da üc­ret­ler bana göre yük­sek­se; sıra başka mem­le­ket­te…Top­la­yıp da ta­sı­mı, ta­ra­ğı­mı; gi­de­rim daha ko­lay­lık­la sö­mü­re­ce­ğim diğer ül­ke­le­re...
İşte son aşa­ma­da iş­çi­lik­te, emek gü­cün­de du­rum­lar böyle...
Böy­le­si bir dünya dü­ze­nin­de ne yazık ki bütün ül­ke­le­rin iş­çi­le­ri değil, bütün ül­ke­le­rin sö­mür­gen­le­ri bir­leş­miş­tir gü­nü­müz­de; emek­çi­nin ka­nı­nı emmek için onlar vam­pir­ler gibi iş­ti­ha ile bek­le­mek­te­dir.
Yoksa inan­mı­yor mu­su­nuz, gör­mü­yor mu­su­nuz?
Bakın her yerde vahşi ka­pi­ta­liz­min acı­ma­sız kur­şun­la­rıy­la vu­rul­muş, kan gö­lün­de bo­ğu­lan iş­çi­ler, emek­çi­ler var.