15 Ocak 2026 günü Didim’de bir “saldırı” yaşandı!
Ama öyle bildiğiniz saldırılardan değil. Ne yumruk var, ne tekme var, ne de Belediye Başkanı’nı gören bir saldırgan var.
İnsan okuyunca kamera kaydını seyredince sanıyor ki belediyede aksiyon filmi çekilmiş.
Bakıyorsunuz, kamera kayıtlarında görünen tek şey şu:
Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Bilal Süren kapıyı aralıyor, güvenlik çekeliyor, yere yatırıyor.
Devamı? Yok.
Neden yok?
Kimse sormuyor. Soran da yok, merak eden de.
Muhatabına sormak gibi bir hatsizliyi yapacak kimse yok Didim’de...
Ama ortada çok net bir gerçek var:
Bu görüntülerde fiziksel müdahaleye maruz kalan, yere yatırılan, etkisiz hâle getirilen kişi Belediye Başkanı değil; Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Bilal Süren.
Yani yazılanların aksine, bu hikâyede fiilen güç kullanılan taraf, makam değil, vatandaştır.
Görüntülerde Bilal Süren, Belediye Başkanı’nı görmüyor bile.
Görmediğin insana nasıl fiziksel saldırı yapıyorsun, onu da birisi anlatsın bize.
Fizik, matematik, mantık… Hepsi tatile çıkmış belli ki.
Bilal Süren’in yaptığı şey ne?
Belediye Başkanı ile konuşmak istemek.
Sesini yükseltmiş olabilir mi?
Olabilir.
Bu memlekette ses yükseltmek zaten milli spor. Tribünde, pazarda, sosyal medyada mecliste, (Didim Belediye Meclisi hariç, kimsenin haddine değil) … Her yerde var. Belediye Başkanı Hatice Totik Gençay’da sinirlendimi sesini yükseltiyor.
Ama bir vatandaş ses yükseltti diye, kapıyı araladı diye “fiziksel saldırı” yapıldı diye söylemek, basın açısından yazmak, gazetecilik değildir.
Bence asıl mesele şu :
Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Bilal Süren’in, seçim döneminde söylenen o meşhur cümleye inanmış ve ciddiye almış olsa gerek.
Belediye Başkanı Hatice Totik Gençay seçimlerde “Biz bir aileyiz, kapım sizlere sonuna kadar açık.” diye söylenip duruyordu.
Bilal Süren’in yaptığı saflık mı?
Evet.
Bu ülkede seçim vaatlerine inanmak zaten başlı başına saflık ötesidir.
Benim başıma da geldi benzeri.
Hatırlarmısınız, Hatice Totik Gençay’dan önceki Belediye Başkanı A. Deniz Atabay da defalarca yerel seçimde ne demişti?
“Yanlış yaparsam yakama yapışın, hesap sorun.” diye her toplantıda mitinglerde bağıra bağıra söyledi.
Ben de saf saf bu sözü ciddiye alıp (ot yemekleri festivali) VEGAN Festivali’nde satılan don–sütyen ne alaka diye gazeteye yazınca, Atabay’ın yakasına yapışmaya gerek kalmadan aramız açıldı.
Demek ki bu “yakama yapışın” meselesi mecaziymiş! kimse bana söylemedi, beni uyarmadı. 10 sene önce ki saflığım! inandık yazdım.
Neyse ki bazı gazeteciler gibi Atabay’ın el arabasına binmekdik.
Şimdi dönelim yerel ve genel basına…
Gerçekleri araştıran gazete var mı?
Yok.
Kamera kaydının devamını soran var mı?
Yok.
Olaya herkes Hatice Totik Gençay’ın dediklerine ve kamerasından bakıyor.
Ama Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Bilal Süren’i asmak, kesmek konusunda herkes pek bir hevesli.
Güçlüden yana durmak kolay.
Makama yaslanmak çok rahat.
Hele bir de rüzgâr arkadaysa, gazetecilik (!) şahane gidiyor.
Bir kişi çıkıp da Bilal Süren belediyeye neden gitmiş, niçin gitmiş, bu insan bu hale niye gelmiş. Niye sinirlenmiş diye soran yok.
Hatice Totik Gençay’ın anlattıklarına sorgusuz sualsiz biat etmeyi gazetecilik sana asalaklara dolu ortalık.
Hatta yakın zamana kadar Deniz Atabay’ın el arabasına binmiş “seviyeli(!)” gazetecinin, Hatice Totik Gençay’a makamına kadar gidip destek vermesi, olaydaki seviye eksiğini tamamlaması da olaya ayrı bir kalite ve anlam katmış olması çok önemli bir etken olmuş olacak ki. Belediye başkanımızın yüzünden gülücükler dökülüyor. Özgür Özel gelse bu kadar etkili olmazdı.
Yeri gelmişken, Özgür Özel’in bu konuda açıklama yapmaması destek vermemesini, Belediye Başkanımızın izni ile Mavi Didim Gazetesi olarak kınıyorum!
Ses yükseltme, kapıyı zorlama seviyesinde kalan bir olay da; bir anda “fiziksel saldırı” diye servis edilince, arkasından “geçmiş olsun” ziyaretleri, diğer yanda poz veren STK başkanları ve yöneticileri, siyasiler, yandaşlar, candaşlar vs. vs.
Belediye o kadar yoğun ki, bir kapıdan giriyorlar, öbür kapıdan çıkıyor, (Ziyaret 5 dakika ile sınırlı) aynı cümleler, aynı yüz ifadeleri, aynı açıklamalar. aynı saçmalıklar gerçeği soran sorgulayan yok.
Sonuçta herkes görevini yapıyor : Kimi mağduriyetini parlatıyor, kimi sadakatini gösteriyor, kimi de “ben de oradaydım” demenin huzuruyla ziyaretini gerçekleştirip Başkanına sadakat ve bağlılığını göstererek, bir daha ki Sadakat ve bağlılığını yerine getirmek üzere görev yerine dönüyor.
Allah Didim'e akıl fikir versin, başka dert vermesin (!)