Bu soruyu yanıtlamadan önce, Güven Gürkan Öztan’ın günceli yansıtan saptamasına bakmakta yarar var:
“Türkiye’nin kaynaklarının yağmalandığı, siyasi iktidarın kendi ikbali uğruna ABD’den Rusya’ya Türkiye’nin bağımlılık ilişkilerini derinleştirdiği bir 20 yılı geride bıraktık. Egemenliğin öznesi eşit yurttaşlık İslamcı ve piyasacı emellerle yok edildi,  rant uğruna cumhuriyet ile özdeş üretim mirası ortadan kaldırıldı. Kıyıları, dereleri, ovaları uluslararası sermayeye ve ülkedeki ortaklarına peşkeş çekilen; yurttaşlığının parayla satılan, devletler arası kulvarda pasaportunun değeri sürekli düşen, küçük bir azınlığı zenginleştirirken milyonlarca insanını açlık ve yoksulluğa mahkum eden bu düzene karşı yeni bir kurtuluş ve kuruluş mücadelesi vermek bir mecburiyet olarak karşımızda duruyor. Bu mücadelenin 100’üncü yıl öncesinin tarihsel birikimiyle 1960’ların ve 1970’lerin anti-emperyalist mücadelesinden ilham alması fakat onunla yetinmemesi, bugünün koşullarının gerektirdiği bir siyasi programı, dili ve güç birliğini inşa etmesi gerekiyor.(GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN)”


Sürekli olarak yoksullaşıyorsak eğer, akşam yatıp sabah kalktığımızda biraz daha yoksullaştığımızı görüyorsak; planlanmış sinsi bir planın tutsağıyız demektir! Bir zamanlar densiz bir iş adamı millete küfrederek niyetini ortaya koymuştu. İşte şimdi gerçekleştirilen o niyetin sonuçlarını yaşamaktayız(!) Aynı süreçte bizlerle birlikte ülke de yoksullaştırıldı. Hal böyle olunca bütün olarak yoksullaştığımızdan söz edilebilir mi? Hayır, bunu söyleyemeyiz. Çünkü yığınlar yoksullaşırken; küçük bir azınlık varlıklarına varlıklar katmaktalar!


Şimdi bu noktada, yoksullaşmamızın nedenlerini kısaca, maddeler halinde sıralayalım:
1-Özelleştirme adı altında, kamu mallarının yağmalatılması.
2-İstihdama ilişkin herhangi bir girişimde bulunulmaması. Cumhuriyetin kuruluşundan, Atatürk’ün ölümüne kadar ülkeye kazandırılmış olan fabrikaların haraç-mezat satılması(!)
3-Üretim yapmayan ve olası üretimleri bazı yol ve yöntemlerle engelleyen aracıların ülke ekonomisi üzerinde söz sahibi olması.
4-Kıt kaynakların, nüfusumuzun %10’una ulaşan sığınmacılarla paylaşılması(!)
5-Kredilerin üretken alanlarda kullanılmaması.
6-Kamu Özel İşbirliği ve Yap işlet Devret projeleri için verilen devlet garantilerinin hazine tarafından ödenmesi(!)
7-Devasa yatırımların(hava alanları, köprüler ve yollar)halkın yaşamında bir karşılığının olmaması.
8-Devlet işlerinin az sayıdaki yüklenicilere tartışmalı ihalelerle yaptırılması. Bu amaca ulaşmak için İhale Yasası her yıl on kez değiştirilmiştir(!)
9-Liyakatın ortadan kaldırılması ve eğitimli gençler işsiz iken, bazı kişilerin bi,rden fazla maaş alması.
10-Kamu kurumlarının işlevsizleştirilmesi.
11-Yolsuzluk ve rüşvetin yaygınlaşması ve toplumsal çürümeye göz yumulması.
12-Her sınavın sorularının çalınmasının yanı sıra, derece ile kazanan kişilerin mülakatlarda elenmesi!
13-Adaletin, eşitliğin ve hukukun yok edilmesi.
14-Merkez Bankası rezervlerinin arka kapıdan danışıklı biçimde satılması(!)
15-Demokrasi ortadan kaldırıldığı için yoksullaştık!
16-Laiklik göz ardı edildiği için yoksullaştık!
17-Bilerek ve isteyerek uygulanan ekonomi politikaları sonucunda yoksullaştık!
18-Dernek ve vakıflar kaynak yaratmak yerine devlete ait kaynakları, dar grupların çıkarına kullandıkları için yoksullaştık!
19-Devletin alacakları bazı kesimler lehine alınmadığı için yoksullaştık!
20-Eşitli bozacak biçimde aflar uygulandığı için; özellikle imar aflarının yarattığı haksız kazançlar nedeniyle yoksullaştırıldık!
21-Diyanet bir ruhban sınıfı yaratacak biçimde örgütlenerek, birçok bakanlıktan daha çok kaynak kullandığı için yoksullaştırıldık! 
22-Din siyasete alet edildiği için yoksullaştırıldık.
23-Toplkum, yandaş ve ötekiler olarak ayrıştırıldığı için yoksullaştık.


Bu saymaya çalıştığımız gerekçelere eklenebilecek yığınla neden sayılabilir. Ama sonuç değişmez, bizler yoksullaşırken, küçük bir azınlık da varsıllaştı. Maliye Bakanımız; “Dar gelirliler hariç…”diye bir cümle kurmuştu. Otuz milyon işsiz, on üç milyon emekli, altı milyon çiftçi, beş milyon esnaf ve sığınmacıların büyük bölümü de bu sayıya dâhildir…