Bugünler kahırlı, yorgun bugünler kaos…
Hızla yaşamdan uzaklaşıyor yarınlar.
Aymazlar, düzenbazlar ve hokkabazlar var!
El ele vermişler ve yaşamı yarınsız bırakmaktalar!...
Onur ve şeref üzerine yaptığım bu dokunuş, aslında bireyin içsel özünü ve toplumun dışsal yankısını birlikte düşünmeye davet ediyor. Çerçeveyi biraz daha açalım:
İçsel vitrin: Bireyin kendi öz varlığını, özsaygısını ve vicdanını yansıtır.
Egemenlik: Söz öncesinde birey egemendir; söz sonrası ise sözün kendisi bireyi sınar.
İnsani nitelik: Onur, kişinin kendi içindeki tutarlılığın kanıtıdır.
Lanet olsun ihtirasınıza, bencilliğinize ve hırsınıza!
Şu inançlara dayalı yaşama biçimini dayatıyorsunuz ya;
Aymazlığınız, görgüsüzlüğünüz ve bilgisizliğiniz var ya…
Yaşıyorsanız insan gibi yaşayın; insan olmanın ne sakıncası var?
Toplumsal etiket: Başkalarının bireye atfettiği değerler toplamıdır.
Tutarlılık göstergesi: İnanç ve ahlakla birleştiğinde, toplumun güvenini ve saygınlığını pekiştirir.
Kültürel altyapı: Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele yayıldığında kültürün temel taşını oluşturur.
Söz öncesi: Özne sözün efendisidir.
Söz sonrası: Söz, öznenin efendisi olur.
Sonuç: Sözünde durmak, özgür ve onurlu bireylerin şerefini kanıtlar.
Onur ve şeref, güvenin, dayanışmanın ve birlikteliğin köprüsüdür. Bu köprü, millet bilincini ve devlet organizasyonunu yaşama geçiren en sağlam yol olur.
“Onur içteki özdür, şeref dıştaki yankı; söz ise ikisini bağlayan köprüdür.”
Onuru bireyin içsel özgürlüğü,
Şerefi toplumun güven bağı,
Sözü ise ikisini birleştiren köprü olarak tanımlayalım.
Onur ve Şeref
Onur, içteki özdür, öz varlığın sessiz aynası, vicdanın derin kuyusu, özsaygının ışıkla dolu vitrini.
Şeref, dıştaki yankıdır, toplumun verdiği ad, etiketin ardında saklı güven, inançla, ahlakla örülmüş bağ.
Söz, köprüdür ikisi arasında, önce öznenin efendisi, sonra özneyi sınayan efendi. Sözünde duran, özgürlüğünü kanıtlar, onurunu taşır, şerefini büyütür.
Ve bu bağ, güvene açılır, dayanışmaya, birlikteliğe, millet bilincine, devlet düzenine. Onur ve şeref, kültürün temel taşlarıdır, birlikte yükselen insanlığın şarkısıdır.
“Onur içteki özdür, şeref dıştaki yankı; söz ise ikisini bağlayan köprüdür.”
Alevlendiğinde düşlerin ve yüreğin yangınlardaysa,
İnsan akarlarında çoğalan boğucu yalnızlıklarda iken;
O güvencesiz yaşamlar ki, bir ölüm mesafesindedir...
O kadar ağır ki, çocuk ölümleri; taşınır gibi değil!...