“Elleri temiz kalmayan bir bilim adamıyım.”
J. Robert Oppenheimer, 1945, Trinity deneyi sonrası.
Bazı sözler yalnızca tarihsel değil; tinsel bir yankıdır. Ünlü kimyager Oppenheimer’ın yazımızın başında yer alan bu sözleri; yalnızca bir atom bombasının patlama anına değil, bilimin kendi içindeki vicdan kıyametine de göndermede bulunur.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Yahudi kökenli bir kimyager olan Oppenheimer bilgiyi elde etmiştir. Gücü; egemenlerin ellerine vermiştir, savaşın sonlandırılmasına neden olmuştur ama insanı, özellikle de çocukları yanmaktan kurtaramamıştır.
Atom bombasının geliştiricisi olan bu adam, New Mexico çölünde göğe yükselen mantar bulutuna bakarken ömrü boyunca “Elleri temiz kalmayan bir bilim adamıyım.” sözlerini söylemiş ve yaşamı sonlanana kadar bu sözleri dilinden ve vicdanından düşürmeden yaşamış; ama onun öncülüğünde üretilen bomba nedeniyle yanarak ölen Hiroşima’daki ve Nagazaki'deki çocuklar asla yaşayamadılar.
Denir ki bilim, insanlığa hizmet için vardır, ama gerçek daha karmaşıktır ve yine denir ki bilim, iktidara/egemenlere/ yönetenlere yaklaştıkça, vicdandan uzaklaşır. Örneğin Oppenheimer bombayı Hitler’e karşı geliştirmiş, ama bomba Hitler öldükten sonra Japon çocuklarının üzerine atılmış. Bir başka deyişle kötülük sona erdiğinde bile bilim durmamış; çünkü bilim iktidarın ölüm getiren eli olmuş.
Günümüzde neler oluyor?
Her sabah Elon Musk’ın yeni bir “icat” haberine uyanıyoruz; beyin çipleri, Mars planları, robot işçiler, yapay zeka generalleri...
Hiç kimse sormuyor “Acaba bu yenilikler kimin için?” diye ya da gerçekten de "İnsanlık için mi?" diye hiç kimse sorgulamıyor. Yoksa "insanı baypas etmek için mi?" bu çalışmalar, hiç kimse bu yeniliklerin, gelişmelerin neden gerçekleştirildiğini tam olarak bilmiyor.
Oppenheimer bombayı ABD adına yaptı ve savunmasında “savaşı bitirmek için gerekliydi” demiş.
Bugün de bu savunma benzeri açıklamalar yapılıyor ve “İnsanlığı ilerletiyoruz.” diyorlar algoritmaların efendileri ama tıpkı Hiroşima'ya atılan bombada olduğu gibi, algoritma bombalarının saldırısı nedeniyle yine yananlar çocuklar oluyor; belki bedenleri değil ama zihinleri, düşünsel yapıları, benlikleri, özgürlükleri, gelecekleri yanan yine çocuklar oluyor. Gözetlenen bir dünyada, kodlanmış bir kimlikte, simülasyona tutsak edilmiş bir çocuklukta yine ve öncelikle çocukların insanlığı yok olacak gibi görünüyor bu "icatlar" nedeniyle...
O günlerde Oppenheimer yaşamının sonunda vicdan azabı çekerek itiraf etmiş “Elleri temiz kalmayan bir bilim adamıyım.” içerikli bu sözlerini... Acaba bugün Musk ya da bir başkası bunu söyleyebilir mi? Yoksa her şeyin üzeri; başarı ve teknoloji kutsamasıyla mı örtülür?
Kuşkusuz insanları, insanlığın geleceği olan çocukları yok eden elbette ki bilim değil ama insanları yok eden; bilimi amaçtan çok araç, vicdandan çok güç olarak gören düşünce yapısıdır.
Atomu parçalamak yetmez; önce "bilim insanının kendini Tanrı gibi gören" kibrini parçalamak gerek... Çünkü bilgi bir güçtür, ama vicdanla birleşmeyen bilgi, bir yok oluştur. Ve Oppenheimer, Mexico'da yapılan deney sırasında çölün ortasında bu gerçeği anladığında... Ozan Nazım Hikmet'in dizelerindeki "büyümeyen ölü çocuklar" gerçeği karşısında... Hiroşima ve Nagazaki'de yanarak ölen ya da sakat kalanların ardından yaşadığı büyük vicdan azabı içindeyken “Elleri temiz kalmayan bir bilim adamıyım.” açıklamasını yapmıştır.
Umalım ki insanlığın ayarlarıyla bir oyuncak gibi oynayan Algoritmaların Efendisi Musk bunu Mars'ta değil, dünyada anlar. Mars’a götürdüklerinin arasına, öncelikle kendi insanlığını ve vicdanını koyar; geride benlikleri, insanlıkları yanıp yakılmış çocuklar bırakmaz.