Türk Milletinin İstiklâl ve Hürriyet İradesinin Tarihe Nakşedildiği Büyük Zafer
Öz
30 Ağustos 1922, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un beşinci gününde kazanılan Başkomutan Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun başka bir ordu karşısındaki askerî başarısı değil; Türk milletinin vatanı, bağımsızlığı ve millî egemenliği uğrunda ortaya koyduğu topyekûn mücadelenin kesin sonucudur. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra yaklaşık on ay süren hazırlıkların ardından gerçekleştirilen Büyük Taarruz, Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığında, Fevzi Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığında ve İsmet Paşa'nın Batı Cephesi Komutanlığında yürütülmüş; 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Yunan ordusunun ana kuvvetleri büyük ölçüde imha veya esir edilmiştir.[1]
Bu zafer, Türk milletinin Anadolu'daki varlığının ve bağımsız yaşama iradesinin askerî bakımdan kesinleşmesini sağlamış; ardından gerçekleştirilen takip harekâtı ve 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Millî Mücadele'nin askerî safhası fiilen sona ermiştir. 30 Ağustos'un 1935 yılında "Zafer Bayramı" olarak kanunla millî bayram niteliği kazanması ise zaferin Türk devlet ve millet hayatındaki kalıcı yerini göstermektedir.[2]
Anahtar Kelimeler: 30 Ağustos, Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muharebesi, Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milleti, Millî Mücadele, İstiklâl Harbi, Dumlupınar, bağımsızlık.
Giriş
Tarih boyunca Türk milletinin siyasî ve askerî varlığında bağımsızlık düşüncesi temel bir değer olarak öne çıkmıştır. Devlet kurma, vatanı koruma ve bağımsız yaşama iradesi, Türk tarihinin farklı dönemlerinde değişik biçimlerde ortaya çıkmış; Millî Mücadele döneminde ise modern anlamda millî egemenlik ve bağımsızlık fikriyle bütünleşmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu'nun işgal edilmesi, Türk milletini tarihinin en kritik dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Mondros Mütarekesi'nin ardından başlayan işgaller, özellikle 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan kuvvetleri tarafından işgaliyle yeni bir safhaya ulaşmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla başlayan Millî Mücadele, Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle teşkilatlanmış; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de açılmasıyla millî iradenin siyasî merkezi oluşturulmuştur.
Bu mücadele, Sakarya Meydan Muharebesi'yle savunmadan taarruza geçişin şartlarını hazırlamış; 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ise Türk İstiklâl Harbi'nin askerî bakımdan kesin sonucunu meydana getirmiştir.[3]
Bu nedenle 30 Ağustos 1922, Türk milletinin yalnızca bir savaş kazanmasının değil, Anadolu'daki bağımsız Türk devletinin geleceğini kendi iradesiyle tayin etmesinin tarihidir.
I. Millî Mücadele'nin Askerî ve Siyasî Zemini
Mondros Mütarekesi'nin ardından Osmanlı Devleti'nin askerî gücü büyük ölçüde sınırlandırılmış, Anadolu'nun çeşitli bölgeleri İtilâf Devletleri ve onların desteklediği güçler tarafından işgal edilmiştir.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgali, Türk kamuoyunda büyük bir infiale yol açmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışıyla başlayan süreç, kısa sürede mahallî direniş hareketlerinin ortak bir millî mücadeleye dönüştürülmesini sağlamıştır.
Amasya Genelgesi'nde ortaya konulan "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" anlayışı, Millî Mücadele'nin temel siyasal felsefesini oluşturmuştur.[4]
Erzurum ve Sivas kongreleriyle millî iradenin örgütlenmesi, Misak-ı Millî'nin kabulü ve nihayet 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması, bağımsızlık mücadelesinin siyasî altyapısını oluşturmuştur.
Türk milleti böylece hem cephede silahlı mücadele yürütmüş hem de Ankara'da millî egemenliğe dayalı yeni bir siyasî yapı meydana getirmiştir.
II. Sakarya'dan Büyük Taarruz'a
1921 yılında Türk ordusu açısından en kritik dönüm noktalarından biri Sakarya Meydan Muharebesi olmuştur.
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi sonucunda Yunan ordusunun Ankara'ya yönelik ilerleyişi durdurulmuş ve stratejik inisiyatif Türk tarafına geçmiştir.
Sakarya Zaferi'nin ardından Türk ordusunun temel hedefi artık savunmayı sürdürmek değil, Anadolu'daki Yunan askerî varlığını tamamen ortadan kaldıracak kesin bir taarruz gerçekleştirmek olmuştur.[5]
Ancak Mustafa Kemal Paşa, aceleci bir saldırının yerine ordunun maddî ve manevî hazırlıklarının tamamlanmasını tercih etmiştir. 6 Mart 1922'de TBMM'nin gizli toplantısında yaptığı konuşmada taarruz için hazırlıkların tamamlanmasının önemini vurgulamıştır.[6]
Bu süreç yaklaşık on ay devam etmiş; Türk ordusunun teşkilatı yeniden düzenlenmiş, askerî birlikler güçlendirilmiş, silah ve mühimmat imkânları artırılmış ve taarruz planı hazırlanmıştır.[7]
Akademik askerî tarih araştırmaları, Büyük Taarruz hazırlıklarının yaklaşık 10,5 ay sürdüğünü ve Türk ordusunun savunma düzeninden kesin sonuç alabilecek bir taarruz düzenine geçirildiğini ortaya koymaktadır.[8]
III. Büyük Taarruz'un Stratejik Planı
Büyük Taarruz'un başarısında yalnızca askerî cesaret değil, stratejik planlama, gizlilik, kuvvet yoğunluğu ve zamanlama belirleyici olmuştur.
Yunan ordusu, Sakarya Muharebesi sonrasında Eskişehir-Afyon hattına çekilmiş ve yaklaşık bir yıl boyunca savunma mevzilerini tahkim etmiştir. Özellikle Afyonkarahisar'ın güney ve güneybatısındaki mevziler güçlü şekilde tahkim edilmişti.[9]
Türk Başkomutanlığı ise düşmanın beklemediği bir noktadan, Afyonkarahisar'ın güneyindeki kesimden büyük bir kuvvetle taarruz edilmesini planlamıştır.
Türk ordusunun kuvvetlerinin önemli bölümü gizlilik içerisinde Afyon bölgesine kaydırılmış; böylece düşmana karşı belirli bir bölgede üstün kuvvet yoğunluğu oluşturulmuştur.[10]
Bu planın temel amacı, Yunan savunma hattını yalnızca geriletmek değil, Yunan ordusunun ana kuvvetlerini kuşatıp imha ederek Anadolu'daki savaşma kapasitesini ortadan kaldırmaktı.
IV. 26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz Başlıyor
26 Ağustos 1922 Cumartesi günü sabah saat 05.30'da Türk topçusunun ateşiyle Büyük Taarruz başladı.[11]
Mustafa Kemal Paşa, Kocatepe'den harekâtı takip etmekteydi.
Türk piyadeleri kısa süre içerisinde Yunan savunma mevzilerine yöneldi. Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik-Sivrisi gibi önemli mevziler ele geçirildi.
Türk ordusunun birinci gün elde ettiği başarı, Yunan savunma sisteminin ilk hattının parçalanmasını sağladı.[12]
Aynı gün 5. Süvari Kolordusu düşman gerilerine sızarak ulaştırma ve haberleşme hatlarına saldırılar gerçekleştirdi.
Böylece Büyük Taarruz yalnızca cepheden yapılan bir piyade saldırısı olmaktan çıkarılmış, düşmanın cephe-gerisi bütünlüğünü bozacak kapsamlı bir harekât hâline getirilmiştir.
V. 27-29 Ağustos: Yunan Savunmasının Çöküşü
27 Ağustos sabahı Türk ordusu taarruzunu genişleterek sürdürdü.
Afyonkarahisar'ın kurtarılması, Türk ordusunun ilerleyişinin önemli aşamalarından biri oldu. Başkomutanlık ve Batı Cephesi karargâhları daha sonra Afyon'a taşındı.[13]
28 ve 29 Ağustos'ta Türk birliklerinin ilerlemesi devam etti.
Bu sırada Yunan ordusunun bazı birlikleri kuşatılmaya başlanmış, geri çekilme yolları tehdit altına girmişti.
29 Ağustos gecesi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa mevcut durumu yeniden değerlendirdiler. Amaç, Yunan kuvvetlerine toparlanma ve yeni bir savunma hattı kurma fırsatı vermeden kesin sonucu elde etmekti.[14]
Bu karar, 30 Ağustos'ta gerçekleşecek olan büyük meydan muharebesinin hazırlığını oluşturdu.
VI. 30 Ağustos 1922: Başkomutan Meydan Muharebesi
30 Ağustos 1922 Çarşamba günü, Dumlupınar ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının ana kuvvetleri karşı karşıya geldi.
Türk ordusu, Yunan kuvvetlerinin önemli bölümünü kuşatmıştı.
Muharebe, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın doğrudan sevk ve idaresi altında yürütüldü. Bu nedenle savaş, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa tarafından "Başkomutan Muharebesi" olarak adlandırılmıştır.[15]
Mustafa Kemal Paşa'nın muharebeyi yalnızca karargâhtan değil, ateş hattına yakın bölgelerden takip etmesi, komuta anlayışının en dikkat çekici özelliklerinden biridir.
Muharebe sonucunda Yunan ordusunun ana kuvvetleri büyük ölçüde imha veya esir edildi. Yunan Başkomutanı General Nikolaos Trikupis de Türk birlikleri tarafından esir alınanlar arasındaydı.[16]
Atatürk, Nutuk'ta 26-30 Ağustos arasındaki harekâtın sonucunu değerlendirirken, Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin imha edildiğini ve kesin sonucun beş gün içerisinde elde edildiğini ifade etmektedir.[17]
Bu nedenle 30 Ağustos, Türk askerî tarihinde yalnızca bir "zafer günü" değil, düşmanın Anadolu'daki ana askerî gücünün kırıldığı kesin sonuç günü olarak kabul edilmektedir.
VII. "Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"
30 Ağustos'taki kesin zaferin ardından savaş henüz tamamen sona ermiş değildi.
Yunan kuvvetlerinin Anadolu'yu terk etmesini sağlamak amacıyla takip harekâtı başlatıldı.
1 Eylül 1922'de Mustafa Kemal Paşa'nın Türk ordusuna verdiği tarihî emir bu safhanın sembolü hâline geldi:
"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"[18]
Türk ordusu süratle ilerledi.
2 Eylül'de Yunan Başkomutanı Trikupis esir edildi; 9 Eylül 1922'de Türk ordusu İzmir'e girdi.[19]
18 Eylül'e gelindiğinde Anadolu'daki Yunan askerî varlığı tamamen sona erdirilmişti.
Dolayısıyla 30 Ağustos Zaferi, 9 Eylül İzmir'in kurtuluşuna ve Millî Mücadele'nin askerî safhasının sona ermesine giden yolu açan temel askerî dönüm noktasıdır.
VIII. 30 Ağustos Zaferi'nin Türk Tarihi Açısından Önemi
1. Bağımsızlığın Askerî Teminatı
30 Ağustos, Türk milletinin Anadolu'da bağımsız yaşama iradesinin askerî bakımdan kesinleştiği gündür.
İşgal güçlerinin Anadolu'daki en önemli askerî unsuru olan Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin imha edilmesi, Sevr düzeninin Anadolu'da uygulanabilirliğini fiilen ortadan kaldırmıştır.
2. Türk Milleti ile Ordusunun Bütünleşmesi
Zafer yalnızca cephede savaşan askerlerin başarısı değildir.
Millî Mücadele, Anadolu'nun köylüsünden şehir halkına, kadınından erkeğine kadar geniş bir toplumsal seferberliğin ürünüdür.
Cephane taşıyan Türk kadınları, cephede savaşan Mehmetçikler, kağnılarıyla mühimmat taşıyan Anadolu insanı ve ordunun lojistik ihtiyaçlarını karşılayan halk, bu büyük mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır.
Bu nedenle 30 Ağustos aynı zamanda Türk milleti ile Türk ordusunun kader birliğinin zaferidir.
Millî Savunma Bakanlığı kaynakları da Büyük Zafer'i "ordu-millet bütünleşmesinin bir sonucu" olarak değerlendirmektedir.[20]
3. Türk Askerî Tarihinin Büyük Zaferlerinden Biri
Büyük Taarruz, askerî tarih bakımından da dikkat çekici bir harekâttır.
Kuvvetlerin gizli şekilde belirli bir bölgede yoğunlaştırılması, düşmanın yanıltılması, savunma hattının yarılması, süvari birliklerinin düşman gerisine geçirilmesi ve kuşatma hareketinin başarıyla uygulanması, harekâtın stratejik niteliğini göstermektedir.
Bu açıdan 30 Ağustos Zaferi, Türk askerî tarihindeki Malazgirt, Mohaç, Çanakkale ve Sakarya gibi büyük askerî dönüm noktaları içerisinde özel bir yere sahiptir.
IX. Türk Millî Kimliği Açısından 30 Ağustos
30 Ağustos'un Türk kimliği bakımından taşıdığı anlam, yalnızca geçmişte kazanılmış bir askerî zaferden ibaret değildir.
Bu tarih, Türk milletinin kendi geleceğini belirleme hakkını silahlı ve siyasî mücadeleyle ortaya koyduğu tarihî bir irade beyanıdır.
Türk milletinin bağımsızlık düşüncesi, Millî Mücadele döneminde "millî egemenlik" kavramıyla birleşmiş ve yeni Türk devletinin temelini oluşturmuştur.
Bu bakımdan 30 Ağustos:
Vatanın korunması,
milletin bağımsızlığı,
millî egemenlik,
devletin istiklâli,
Türk milletinin birlik ve beraberliği
kavramlarının tarihî bir sembolüdür.
Buradaki Türklük vurgusu, tarihî anlamıyla Anadolu'da yaşayan Türk milletinin ortak vatan, bağımsızlık ve egemenlik iradesini ifade etmektedir.
30 Ağustos'un bize bıraktığı en önemli miraslardan biri de şudur:
Bir milletin bağımsızlığı, yalnızca askerî güçle değil; milletin ortak iradesi, fedakârlığı, dayanışması ve geleceğine sahip çıkmasıyla korunabilir.
X. 30 Ağustos'un Zafer Bayramı Olarak İlanı
30 Ağustos Zaferi'nin Türk devlet hayatındaki öneminin resmî bir göstergesi, 1935 yılında çıkarılan 2739 sayılı "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun"dur.
27 Mayıs 1935 tarihli kanunun ilgili maddesinde "Zafer bayramı; istiklâl savaşında son zaferin kazanıldığı 30 Ağustos günü" olarak belirlenmiştir.[21]
Böylece 30 Ağustos, yalnızca tarih kitaplarında yer alan bir askerî başarı olmaktan çıkarılmış; Türkiye Cumhuriyeti'nin millî bayramlarından biri hâline getirilmiştir.
Bu durum, Cumhuriyet'in kuruluşunda Millî Mücadele'nin ve Büyük Zafer'in taşıdığı kurucu rolün de açık bir göstergesidir.
XI. Atatürk'ün 30 Ağustos'a Bakışı
Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos Zaferi'ni şahsî bir başarı olarak değil, Türk milletinin ortak eseri olarak değerlendirmiştir.
Zaferin anlamını anlatırken Büyük Taarruz'un Türk ordusunun, Türk subaylarının ve Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin eseri olduğunu vurgulamıştır.[22]
Bu anlayış, 30 Ağustos'un en önemli yönlerinden biridir.
Çünkü Büyük Zafer'in gerçek sahibi yalnızca komuta kademesi değil;
Mehmetçik, Anadolu'nun fedakâr insanı, cephede mücadele eden kadın ve erkekler, şehitler, gaziler ve bütün Türk milletidir.
Bu sebeple 30 Ağustos, bir şahıs etrafında değil, millet ve devlet ekseninde okunması gereken büyük bir tarihî mirastır.
XII. 30 Ağustos ve Cumhuriyet'in Kuruluşu
Büyük Taarruz, Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık on dört ay önce gerçekleşmiştir.
30 Ağustos ile 29 Ekim 1923 arasında doğrudan tarihî bir bağ bulunmaktadır.
30 Ağustos, Anadolu'nun askerî olarak kurtarılmasının yolunu açmış; Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması ile bu askerî başarı siyasî ve diplomatik zeminde tamamlanmıştır.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Türk milletinin millî egemenlik anlayışı devlet biçimine dönüşmüştür.
Bu nedenle 30 Ağustos'u, Cumhuriyet'in askerî temellerinin atıldığı tarihî dönüm noktalarından biri olarak değerlendirmek mümkündür.
Sonuç
30 Ağustos 1922, Türk tarihinin en parlak sayfalarından biridir.
26 Ağustos'ta Kocatepe'de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da kesin zaferle sonuçlanmış; ardından gerçekleştirilen takip harekâtı ile Yunan ordusu Anadolu'dan çıkarılmıştır.
Bu zafer;
Türk milletinin bağımsızlık iradesinin,
Türk ordusunun askerî kudretinin,
Anadolu insanının fedakârlığının,
millî egemenlik düşüncesinin,
vatan sevgisinin ve
özgür yaşama kararlılığının
tarihî bir abidesidir.
30 Ağustos'un gerçek anlamı, yalnızca 1922 yılında kazanılmış bir savaşın hatırlanması değildir.
Asıl anlamı, Türk milletinin en zor şartlarda dahi bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini tarihe ilan etmiş olmasıdır.
Kocatepe'den Dumlupınar'a uzanan o büyük yürüyüş; şehitlerin kanı, gazilerin fedakârlığı, Mehmetçiğin süngüsü, Anadolu insanının azmi ve Mustafa Kemal Paşa'nın askerî dehasıyla zafere ulaşmıştır.
Bu sebeple 30 Ağustos, Türk milletinin ortak hafızasında daima yaşayacak bir istiklâl ve hürriyet destanıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Mareşal Fevzi Çakmak'ı, İsmet İnönü'yü, kahraman Türk ordusunun bütün komutanlarını, subaylarını, Mehmetçiklerini, Millî Mücadele'nin kadın ve erkek kahramanlarını, vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi ve fedakâr gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Ne mutlu Türk milletine!
Ne mutlu bağımsızlığına sahip çıkanlara!
Ne mutlu Türküm diyene!
DİPNOTLAR
[1] Türk Tarih Kurumu, "İstiklâl Harbi – Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)." Türk Tarih Kurumu, Büyük Taarruz'un hazırlıkları ve harekâtın gelişimi hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir.
[2] Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, 27 Mayıs 1935. Kanunun ikinci maddesinde 30 Ağustos, "Zafer bayramı" olarak düzenlenmiştir.
[3] Kültür ve Turizm Bakanlığı, "30 Ağustos Zafer Bayramı", Büyük Taarruz'un Millî Mücadele'nin son safhası ve zirvesi olduğunu belirtmektedir.
[4] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Millî Mücadele'nin temel siyasî belgeleri ve millî egemenlik anlayışı.
[5] Mehmet Sedat Erkan, "Türk Tarihinde Bir Dönüm Noktası, Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi", 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum, C. 11, S. 32 (2022).
[6] Kültür Portalı, "30 Ağustos Zafer Bayramı". Mustafa Kemal Paşa'nın 6 Mart 1922 tarihli TBMM gizli toplantısındaki taarruz hazırlıkları hakkındaki değerlendirmesi.
[7] Türk Tarih Kurumu, "Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi".
[8] Güzin Çaykıran, "Büyük Taarruz'un Kalpgâhı: 4'üncü Kolordu (26-30 Ağustos 1922)", Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi, C. 20, S. 34 (2023).
[9] Kültür Portalı, "30 Ağustos Zafer Bayramı"; Yunan ordusunun Afyon ve Eskişehir hattında yaklaşık bir yıl boyunca savunma tahkimatı yaptığı belirtilmektedir.
[10] Türk Tarih Kurumu, "İstiklâl Harbi". Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusunun kuvvet yoğunlaştırması ve taarruz bölgesinin seçimi.
[11] Atatürk Ansiklopedisi, "Millî Mücadele'de Batı Cephesi"; Büyük Taarruz'un 26 Ağustos 1922 günü saat 05.30'da başladığı belirtilmektedir.
[12] Millî Savunma Bakanlığı, Atatürk Sitesi, "Millî Mücadele Dönemi". 26 Ağustos'ta Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik-Sivrisi'ndeki harekât.
[13] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "1922 Kronolojisi".
[14] Atatürk Ansiklopedisi, "Büyük Taarruz". 29/30 Ağustos gecesi Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşaların harekâtı değerlendirmeleri.
[15] Atatürk Araştırma Merkezi, "30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun". Başkomutan Muharebesi'nin niteliği ve Mustafa Kemal Paşa'nın harekâtı sevk ve idaresi.
[16] Atatürk Ansiklopedisi, "Millî Mücadele'de Batı Cephesi". General Trikopis'in esir alınması ve Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin imhası.
[17] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Başkomutan Meydan Muharebesi'nin sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler. Atatürk Ansiklopedisi'nde ilgili Nutuk bölümü aktarılmıştır.
[18] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, "1922 Kronolojisi"; 1 Eylül 1922 tarihli takip emri.
[19] Aynı kaynak; 2 Eylül'de Trikopis'in esir alınması ve devam eden takip harekâtı.
[20] Millî Savunma Bakanlığı, Askerî Tarih Belgeleri Dergisi, Büyük Zafer ve ordu-millet bütünleşmesi üzerine değerlendirme.
[21] 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, Resmî Gazete, 1 Haziran 1935, Sayı 3017.
[22] Millî Savunma Bakanlığı, Askerî Tarih Belgeleri Dergisi, Büyük Taarruz'un Türk ordusu ve Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin eseri olduğuna ilişkin Atatürk'ün değerlendirmesi.
KAYNAKÇA
Birincil Kaynaklar
Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
Atatürk, Mustafa Kemal. Söylev ve Demeçler. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
Türkiye Büyük Millet Meclisi. 2739 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, 27 Mayıs 1935.
Resmî ve Kurumsal Kaynaklar
Atatürk Araştırma Merkezi. "30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun."
Atatürk Ansiklopedisi. "Büyük Taarruz."
Atatürk Ansiklopedisi. "Millî Mücadele'de Batı Cephesi."
Millî Savunma Bakanlığı. Askerî Tarih Belgeleri Dergisi.
Millî Savunma Bakanlığı. "Millî Mücadele Dönemi."
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. "1922 Kronolojisi."
Türk Tarih Kurumu. "İstiklâl Harbi – Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi."
Akademik Çalışmalar
Çaykıran, Güzin. "Büyük Taarruz'un Kalpgâhı: 4'üncü Kolordu (26-30 Ağustos 1922)." Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt 20, Sayı 34, 2023.
Erkan, Mehmet Sedat. "Türk Tarihinde Bir Dönüm Noktası, Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi." 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum, Cilt 11, Sayı 32, 2022.
Dijital Kaynaklar
Kültür Portalı. "30 Ağustos Zafer Bayramı – Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi."
Türkiye Büyük Millet Meclisi. "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun."
Değerli okuyucularımız, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla