Hayatı, Millî Mücadelesi, Azerbaycan’ın Bağımsızlığı ve Türk Dünyasına Bıraktığı Miras
24 Haziran 1938 – 22 Ağustos 2000

Özet

XX. yüzyılın ikinci yarısında Sovyetler Birliği hâkimiyeti altında yaşayan Azerbaycan Türklerinin millî bağımsızlık düşüncesinin en önemli temsilcilerinden biri olan Ebulfez Elçibey, Azerbaycan’ın yeniden bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmasında belirleyici rol oynayan siyasetçi, düşünür ve devlet adamlarından biridir. Asıl adı Ebulfez Kadirgulu oğlu Aliyev olan Elçibey, 24 Haziran 1938’de Nahçıvan’ın Keleki köyünde dünyaya gelmiş; gençlik yıllarından itibaren tarih, Türk kimliği ve bağımsızlık meseleleriyle ilgilenmiştir.
1960’lı yıllarda akademik hayatını sürdürürken Sovyet sisteminin Azerbaycan’daki siyasal, kültürel ve dil politikalarına karşı eleştirel bir düşünce geliştiren Elçibey, 1970’li yıllarda bağımsızlık faaliyetleri sebebiyle Sovyet makamlarının takibine uğramış ve hapis cezasına çarptırılmıştır. 1980’lerin sonlarında Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecinde Azerbaycan Halk Cephesi’nin kuruluşunda öncü rol üstlenmiş, 1992 yılında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı olmuştur.
Elçibey’in yaklaşık bir yıl süren cumhurbaşkanlığı döneminde Azerbaycan’ın millî devlet kimliğinin güçlendirilmesi, Latin alfabesine geçiş hazırlıkları, Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye ile stratejik yakınlaşma ve Rusya’nın siyasal etkisinin azaltılması yönünde önemli adımlar atılmıştır. Bununla birlikte Karabağ Savaşı, ekonomik ve askerî sorunlar, devlet kurumlarının henüz yeterince kurumsallaşamamış olması ve 1993 Gence krizi gibi gelişmeler Elçibey yönetimini ağır bir siyasî baskı altında bırakmıştır.
22 Ağustos 2000 tarihinde Ankara’da vefat eden Elçibey, Azerbaycan bağımsızlık hareketinin sembol isimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Onun mirası yalnızca Azerbaycan siyaseti açısından değil, Türk dünyasının ortak tarih, dil ve kültür temelinde yakınlaşması bakımından da önem taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ebulfez Elçibey, Azerbaycan, Türk Dünyası, Türkçülük, Turan, Azerbaycan Halk Cephesi, bağımsızlık, Sovyetler Birliği, Karabağ, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri.

1. GİRİŞ

XX. yüzyıl Türk dünyasının tarihi, bir taraftan Sovyetler Birliği'nin siyasî ve ideolojik hâkimiyeti, diğer taraftan millî kimliği koruma ve bağımsızlık arayışları arasındaki mücadeleyle şekillenmiştir. Azerbaycan bu mücadelenin en önemli merkezlerinden biri olmuştur.
1918 yılında kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin 1920'de Sovyet hâkimiyetine girmesinden sonra bağımsız Azerbaycan fikri tamamen ortadan kalkmamış; millî aydınlar, edebiyatçılar, tarihçiler ve siyasetçiler tarafından farklı şartlarda yaşatılmıştır. Mehmet Emin Resulzade, Ali Bey Hüseyinzade ve diğer millî aydınların oluşturduğu fikrî miras, sonraki nesiller üzerinde etkisini sürdürmüştür.
Bu tarihî süreklilik içerisinde Ebulfez Elçibey, özellikle Sovyetler Birliği'nin çözülmeye başladığı 1980'li yılların sonunda Azerbaycan bağımsızlık hareketinin en görünür liderlerinden biri hâline gelmiştir. Akademik araştırmalarda Elçibey, Azerbaycan Halk Cephesi'nin lideri ve Azerbaycan'ın bağımsızlığının yeniden kazanılmasında etkili olan siyasal aktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir.[1]
Elçibey'in düşünce dünyasının merkezinde üç temel kavramın bulunduğu söylenebilir:
Millî kimlik – bağımsızlık – Türk dünyası.
Onun siyasal düşüncesinde Azerbaycan'ın bağımsızlığı, yalnızca Sovyet sisteminden ayrılmak anlamına gelmemekte; aynı zamanda Azerbaycan Türklerinin kendi tarihleri, dilleri ve kültürleri üzerinde yeniden söz sahibi olmaları anlamını taşımaktaydı.

2. ÇOCUKLUK YILLARI VE KELEKİ'DEN BAKÜ'YE

Ebulfez Kadirgulu oğlu Aliyev, 24 Haziran 1938 tarihinde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Ordubad bölgesindeki Keleki köyünde doğdu. Daha sonra “Elçibey” adıyla Türk dünyasının tanıdığı bu şahsiyetin çocukluğu Sovyet sisteminin ağır şartları içerisinde geçti.
Babası Kadirkulu Aliyev, II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunda savaşa gönderilmiş ve ailesinin verdiği bilgilere göre 1943 yılından sonra kendisinden haber alınamamıştır. Böylece Elçibey daha çocuk yaşta babasından mahrum kalmıştır.[2]
İlk eğitimini Keleki ve Unuskend çevresinde sürdüren Elçibey, daha sonra Ordubad'da öğrenimine devam etti. 1957 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi'nin Doğu Dilleri Fakültesi Arap Dili bölümüne girdi ve 1962 yılında üniversite eğitimini tamamladı.[3]
Üniversite yılları onun düşünce dünyasının şekillenmesinde belirleyici oldu. Tarih, dil, kültür ve siyaset meselelerine duyduğu ilgi giderek arttı. Sovyet eğitim sisteminin Azerbaycan tarihini ve Türk kimliğini yorumlama biçimine karşı eleştirel bir yaklaşım geliştirmeye başladı.
Elçibey'in kendi anlatımlarında da gençlik döneminde millî kimlik konusunda yaşadığı zihinsel dönüşümün önemli bir yeri vardır. Daha sonraki yıllarda, çocukluğunda “Azerbaycanlı” kimliği ile “Türk” kimliği arasındaki ilişkinin farkına zaman içerisinde vardığını anlatmıştır.[4]
Bu dönüşüm, onun ilerleyen yıllardaki siyasal düşüncesinin temel taşlarından biri olacaktır.

3. MISIR YILLARI VE DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN GELİŞMESİ

Elçibey, 1963-1964 yıllarında Mısır'da Sovyet uzmanlarının görev yaptığı Asvan Barajı projesinde tercüman olarak çalıştı. Mısır'da geçirdiği dönem, onun yalnızca Arap dünyasını değil, sömürgecilik ve bağımsızlık mücadelelerini de yakından gözlemlemesini sağladı.[5]
Bu dönem Elçibey'in düşünce dünyasında önemli bir kırılma oluşturdu.
Sovyetler Birliği'nin kendisini dünyaya “anti-emperyalist” bir güç olarak sunmasına rağmen Azerbaycan ve diğer Türk topluluklarında uyguladığı siyasetin çelişkilerini sorgulamaya başladı.
Mısır'dan döndükten sonra akademik çalışmalarına yoğunlaşan Elçibey, Azerbaycan Devlet Üniversitesi'nde tarih alanında araştırmalar yaptı. 1969 yılında Tolunoğulları Devleti üzerine doktora çalışmasını tamamladı.[6]
Akademik çalışmalarının yalnızca siyasî faaliyetlerine bir zemin hazırlamadığı, aynı zamanda onun tarih anlayışının şekillenmesine katkı sağladığı görülmektedir.
Nitekim yayımlanan akademik araştırmalarda Elçibey'in Orta Çağ İslam dünyası, Arap tarihi ve Azerbaycan tarihi üzerine çeşitli çalışmalar kaleme aldığı belirtilmektedir.[7]

4. AKADEMİSYENLİKTEN MİLLÎ MÜCADELEYE

Elçibey, 1968'den itibaren Azerbaycan Devlet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Üniversitedeki dersleri yalnızca akademik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmadı.
Tarih derslerini Azerbaycan gençlerinin millî bilinç kazanması için bir araç olarak gördü.
Sovyet sisteminin Azerbaycan Türkçesi üzerindeki baskıları, Rusçanın kamusal alanda üstün konuma getirilmesi ve Azerbaycan tarihinin Sovyet ideolojik çerçevesinde yorumlanması Elçibey'in temel eleştirileri arasında yer aldı.[8]
Bu nedenle onun mücadelesi yalnızca siyasî bağımsızlık mücadelesi değildi.
Aynı zamanda:
* tarih bilincinin korunması,
* Türk dilinin yaşatılması,
* millî kültürün muhafazası,
* Azerbaycan'ın bağımsız devlet olması,
* Türk dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi
gibi hedefleri de kapsıyordu.

5. SOVYET BASKISI VE 1975 HAPİS CEZASI

Elçibey'in faaliyetleri Sovyet güvenlik makamlarının dikkatinden kaçmadı.
1970'li yıllarda Azerbaycan'ın bağımsızlığı yönündeki faaliyetleri nedeniyle KGB tarafından takip edildi. 1975 yılında tutuklanarak yaklaşık bir buçuk yıl hapis yattı.[9]
Bu dönem, onun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir.
Hapisten çıktıktan sonra akademik faaliyetlerini sürdürmekle birlikte bağımsızlık düşüncesinden vazgeçmedi.
Elçibey'in siyasî mücadelesinin temel özelliği, Sovyet sistemine karşı silahlı bir mücadeleden ziyade millî bilinç, örgütlenme, siyasî mücadele ve bağımsızlık fikri üzerinden yürütülmesiydi.

6. 1988-1991: AZERBAYCAN MİLLÎ UYANIŞI

1980'lerin ikinci yarısında Mihail Gorbaçov'un “glasnost” ve “perestroyka” politikaları Sovyetler Birliği'nde uzun yıllardır bastırılan millî meselelerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Azerbaycan'da özellikle Karabağ meselesi millî hareketin güçlenmesinde büyük rol oynadı.
1988'den itibaren Bakü başta olmak üzere Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde büyük halk gösterileri gerçekleştirildi.
Bu süreçte Ebulfez Elçibey, Azerbaycan millî hareketinin önde gelen liderlerinden biri hâline geldi.
1989 yılında Azerbaycan Halk Cephesi'nin kuruluşunda öncü rol üstlendi ve hareketin en önemli liderlerinden biri oldu.[10]
Halk Cephesi kısa sürede Sovyet yönetimine karşı bağımsızlık talebinin temel siyasî platformlarından biri hâline geldi.

7. 20 OCAK 1990 VE MİLLÎ BAĞIMSIZLIK FİKRİNİN GÜÇLENMESİ

19-20 Ocak 1990 gecesi Sovyet ordusunun Bakü'ye müdahalesi Azerbaycan tarihinin en acı hadiselerinden biri oldu.
Sovyet askerlerinin müdahalesi sonucunda çok sayıda Azerbaycanlı hayatını kaybetti.
20 Ocak hadiseleri Azerbaycan toplumunda Sovyet yönetimine duyulan güveni büyük ölçüde ortadan kaldırırken bağımsızlık düşüncesinin toplumdaki karşılığını da güçlendirdi.[11]
Elçibey ve Azerbaycan Halk Cephesi açısından 20 Ocak, bağımsızlık mücadelesinin sembol olaylarından biri hâline geldi.
Bu noktadan sonra Azerbaycan'da siyasî mücadele giderek açık biçimde bağımsızlık hedefi etrafında şekillendi.

8. AZERBAYCAN'IN BAĞIMSIZLIĞI

1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Azerbaycan bağımsızlığını yeniden ilan etti.
Ancak bağımsızlığın ilan edilmesi, devletin bütün kurumlarının aynı anda istikrarlı hâle gelmesi anlamına gelmiyordu.
Azerbaycan aynı anda:
* Karabağ Savaşı,
* ekonomik sorunlar,
* devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması,
* Rusya'nın bölgedeki etkisi,
* iç siyasî mücadeleler
gibi çok ağır problemlerle karşı karşıyaydı.
Bu şartlar altında Elçibey'in liderliği Azerbaycan siyasetinin merkezine yerleşti.

9. 1992 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE ELÇİBEY'İN İKTİDARA GELİŞİ

7 Haziran 1992 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminde Ebulfez Elçibey seçimi kazanarak Azerbaycan'ın ikinci cumhurbaşkanı oldu.[12]
Elçibey'in iktidara gelişi Azerbaycan tarihinde önemli bir siyasal kırılma meydana getirdi.
Çünkü onun yönetimi:
Sovyet geçmişinden kopuşu, millî devlet anlayışını ve Azerbaycan'ın bağımsız dış politika arayışını açık biçimde temsil ediyordu.
Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu dönemin temel dış politika hedeflerinden biriydi.
TBMM kayıtlarında Elçibey'in 1992 yılında Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret ve iki ülke arasında imzalanan iş birliği anlaşmaları ayrıntılı biçimde yer almaktadır.[13]

10. ATATÜRK VE TÜRKİYE SEVGİSİ

Elçibey'in siyasî düşüncesinde Mustafa Kemal Atatürk'ün özel bir yeri bulunmaktaydı.
Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Anıtkabir'i ziyaret eden Elçibey'in Anıtkabir özel defterine yazdığı “Senin askerin” ifadesi, onun Atatürk'e duyduğu saygının en sembolik ifadelerinden biri olarak hafızalara yerleşmiştir.[14]
Bu ifade aynı zamanda Elçibey'in Azerbaycan bağımsızlık mücadelesini, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla özdeşleştirdiği bağımsızlık ve millî egemenlik düşüncesiyle ilişkilendirdiğini göstermektedir.
Türkiye-Azerbaycan ilişkileri Elçibey döneminde yalnızca diplomatik ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmemiş; eğitim, kültür, ekonomik iş birliği ve güvenlik alanlarına da yayılmıştır.
TBMM kayıtlarında, Elçibey'in ziyareti sırasında çeşitli alanlarda iş birliğini öngören anlaşmaların imzalandığı ve Azerbaycan'a yönelik 250 milyon ABD doları tutarında kredi anlaşmasının da gerçekleştirildiği görülmektedir.[15]

11. ELÇİBEY'İN TÜRK DÜNYASI VE TURAN DÜŞÜNCESİ

Elçibey'i diğer Azerbaycan siyasetçilerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, Azerbaycan'ın bağımsızlığını Türk dünyasının genel uyanışı içerisinde değerlendirmesidir.
Onun düşüncesinde Azerbaycan:
Türk dünyasının Kafkasya'daki önemli merkezlerinden biriydi.
Bu bakış açısında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki yalnızca iki devlet arasındaki diplomatik ilişki olarak görülmemiştir.
Elçibey'in düşüncesi:
“Bir milletin farklı devletlerde yaşayan unsurlarının ortak tarih, dil ve kültür temelinde dayanışması”
fikrine dayanmaktaydı.
Bu nedenle Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması Elçibey açısından yalnızca Sovyetler Birliği'nin dağılması değil, Türk dünyasının tarihî bir yeniden doğuşu anlamına geliyordu.
Akademik araştırmalarda da Elçibey'in Türk dünyasına ilişkin düşüncelerinin Azerbaycan'ın dış politika anlayışında belirgin biçimde yer aldığı ifade edilmektedir.[16]
Bu noktada “Turan” kavramını da romantik bir söylemden ziyade onun fikrî dünyasında Türk toplulukları arasında kültürel, ekonomik ve siyasî dayanışma ülküsü olarak değerlendirmek gerekir.

12. RUSYA İLE İLİŞKİLER VE BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA
Elçibey'in dış politika anlayışının en önemli unsurlarından biri Azerbaycan'ın Moskova'nın nüfuz alanından çıkarılmasıydı.
Bu nedenle onun döneminde Azerbaycan'ın Bağımsız Devletler Topluluğu'na yaklaşımı oldukça mesafeli olmuştur. Akademik araştırmalar, Elçibey ve Azerbaycan Halk Cephesi'nin iktidar öncesinde olduğu gibi iktidar döneminde de BDT üyeliğine karşı çıktığını göstermektedir.[17]
Elçibey'in Rusya politikasının temel amacı, Azerbaycan'ın bağımsız karar alma kapasitesini güçlendirmekti.
Ancak bu politika çok ağır jeopolitik şartlar altında uygulanıyordu.
Azerbaycan:
* Rusya ile tarihî ve ekonomik bağlara,
* Rusya'nın bölgedeki askerî gücüne,
* Karabağ Savaşı'nın yarattığı güvenlik sorununa,
* İran ve Ermenistan faktörlerine
aynı anda cevap vermek zorundaydı.
Bu durum Elçibey hükümetinin hareket alanını ciddi biçimde daraltmıştır.

13. KARABAĞ SAVAŞI VE ELÇİBEY DÖNEMİ

Elçibey'in cumhurbaşkanlığı döneminin en ağır problemi Karabağ Savaşı olmuştur.
Azerbaycan ordusu henüz kurumsallaşma sürecindeyken savaş devam etmekteydi.
Devletin askerî ve idarî kurumlarının yeterince güçlü olmaması, cephedeki başarısızlıklar ve iç siyasî çekişmeler Elçibey yönetimini zor durumda bıraktı.
Bu husus, Elçibey döneminin değerlendirilmesinde özellikle dikkate alınmalıdır.
Onun dönemindeki başarısızlıkların tamamını tek bir kişisel nedene bağlamak tarihsel açıdan yeterli değildir.
Aynı şekilde bütün gelişmeleri dış müdahalelerle açıklamak da akademik bakımdan tek taraflı olur.
Elçibey yönetimi, bağımsızlığını yeni kazanmış, savaş hâlindeki ve devlet kurumlarını yeniden oluşturmakta olan bir ülkenin çok ağır sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

14. 4 HAZİRAN 1993 GENCE KRİZİ

1993 yılının ilk yarısında Azerbaycan'daki siyasî ve askerî kriz derinleşti.
4 Haziran 1993 tarihinde Gence'de Suret Hüseyinov liderliğinde başlayan silahlı isyan, Elçibey hükümetinin kontrolünü büyük ölçüde sarstı.[18]
Kriz kısa sürede başkent Bakü'ye kadar uzandı.
Elçibey, ülkenin daha büyük bir iç savaşa sürüklenmesini engellemek amacıyla doğduğu Keleki'ye çekildi.
Böylece onun yaklaşık bir yıl süren cumhurbaşkanlığı dönemi fiilen sona erdi.
Bu olayın ardından Haydar Aliyev Azerbaycan siyasetinde belirleyici konuma yükseldi.
Elçibey'in iktidardan ayrılması, Azerbaycan'ın bağımsızlık sonrası tarihindeki en önemli siyasal kırılmalardan biri oldu.

15. KELEKİ YILLARI

Cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra Elçibey doğduğu Keleki'ye döndü.
Ancak siyasetten tamamen çekilmedi.
Millî bağımsızlık, demokrasi, Türk dünyası ve Azerbaycan'ın geleceği konularındaki düşüncelerini savunmaya devam etti.
Elçibey'in Keleki dönemi, onun siyasî hayatının bir anlamda “iktidar dışındaki liderlik” dönemidir.
Devlet makamlarından uzak olmasına rağmen Azerbaycan millî hareketinin sembol isimlerinden biri olmayı sürdürdü.

16. ANKARA'DA SON GÜNLERİ VE VEFATI

Elçibey'in sağlık durumu 1990'ların sonlarında ağırlaştı.
Tedavi amacıyla Türkiye'ye gelen Elçibey, Ankara'da tedavi gördü.
22 Ağustos 2000 tarihinde Ankara'da hayatını kaybetti.
Böylece Azerbaycan bağımsızlık hareketinin en önemli sembol isimlerinden biri 62 yaşında hayata veda etti.[19]
Vefatı Azerbaycan'da ve Türk dünyasında büyük üzüntü meydana getirdi.
Onun naaşı Azerbaycan'a götürülerek Bakü'deki Fahri Hiyaban'da toprağa verildi.

17. ELÇİBEY'İN TARİHÎ MİRASI

Ebulfez Elçibey'in tarihî mirasını birkaç başlık altında değerlendirmek mümkündür.
17.1. Bağımsız Azerbaycan fikri
Elçibey'in en önemli mirası, bağımsız Azerbaycan düşüncesini Sovyetler Birliği'nin son döneminde kitlesel bir siyasî harekete dönüştürmesidir.
17.2. Millî kimlik
Elçibey, Azerbaycan Türklerinin tarih, dil ve kültür bilincinin güçlendirilmesini bağımsızlığın temel şartlarından biri olarak görmüştür.
17.3. Türkiye-Azerbaycan ilişkileri
Onun döneminde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri siyasî, ekonomik, kültürel ve eğitim alanlarında yeni bir seviyeye taşınmıştır.
17.4. Türk dünyası
Elçibey'in düşüncesinde Azerbaycan'ın bağımsızlığı Türk dünyasının genel uyanışının bir parçasıdır.
Bu nedenle onun siyasî mirası yalnızca Azerbaycan sınırları içerisinde değerlendirilmemelidir.
17.5. Demokrasi
Elçibey, Azerbaycan'ın bağımsızlığını demokratik kurumların geliştirilmesiyle birlikte düşünmüştür.
Bu yönüyle onun siyasî mirası yalnızca milliyetçilik üzerinden değil, demokrasi ve millî egemenlik ekseninde de incelenmelidir.

18. ELÇİBEY'İN TARİHÎ KİŞİLİĞİNE ELEŞTİREL BAKIŞ

Akademik tarihçilik açısından Elçibey'i yalnızca idealize edilmiş bir millî kahraman şeklinde değerlendirmek yeterli değildir.
Elçibey'in güçlü tarafları kadar, iktidar dönemindeki siyasî ve idarî sorunların da bilimsel olarak incelenmesi gerekir.
Başlıca sorunlar şunlardı:
1. Devlet kurumlarının yeterince kurumsallaşmamış olması,
2. Ordu üzerindeki merkezi kontrolün zayıflığı,
3. Karabağ Savaşı'nın yarattığı ağır güvenlik baskısı,
4. Ekonomik sıkıntılar,
5. İç siyasî rekabet,
6. Rusya ve bölgesel güçlerin Azerbaycan üzerindeki etkisi,
7. Elçibey yönetiminin kısa süre içerisinde çok kapsamlı dönüşümler gerçekleştirmeye çalışması.
Akademik literatürde Elçibey yönetiminin deneyimsizlik ve dış politika tercihlerinin bazı sonuçlarını eleştiren çalışmalar bulunmaktadır.[20]
Dolayısıyla Elçibey'in tarihî şahsiyetini değerlendirirken hem millî bağımsızlık mücadelesindeki rolünü hem de iktidar döneminin yapısal problemlerini birlikte ele almak tarih biliminin gereğidir.

19. TÜRK DÜNYASI AÇISINDAN ELÇİBEY

Elçibey'in Türk dünyası açısından asıl önemi, bağımsızlığın yalnızca Azerbaycan'ın değil, bütün Türk topluluklarının ortak tarihî kaderi olduğu düşüncesidir.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın bağımsız devletler hâline gelmesi, Türk dünyasında yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu.
Elçibey bu dönemi büyük bir tarihî fırsat olarak değerlendirdi.
Onun ideali, Türk halkları arasında:
dil birliği, kültür birliği, tarih bilinci, ekonomik iş birliği ve siyasî dayanışmanın güçlendirilmesiydi.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında gelişen iş birliği süreçleri ile Elçibey dönemindeki düşünsel miras arasında doğrudan bir özdeşlik kurmak tarihsel açıdan doğru olmayabilir; ancak Türk dünyasının bağımsız devletler temelinde yakınlaşması fikrinin Elçibey'in siyasî düşüncesinde önemli bir yere sahip olduğu açıktır.

20. SONUÇ

Ebulfez Elçibey, XX. yüzyıl Azerbaycan tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biridir.
Onun hayatı, Sovyetler Birliği'nin baskıcı siyasal sistemi altında yetişen bir Azerbaycan Türkünün millî kimliğini keşfetmesinin, bağımsızlık düşüncesini savunmasının ve sonunda bağımsız bir devletin cumhurbaşkanı olmasının tarihidir.
Keleki'de başlayan hayat yolculuğu; Bakü Üniversitesi'ne, Mısır'a, Sovyet hapishanelerine, Azerbaycan Halk Cephesi'ne ve nihayet Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı makamına uzanmıştır.
Elçibey'in hayatındaki en önemli kavramlardan biri şüphesiz bağımsızlıktır.
Fakat onun bağımsızlık anlayışı yalnızca siyasî egemenlikle sınırlı değildir.
Bağımsızlık;
millî kimliktir.
Ana dildir.
Tarih şuurudur.
Kültürdür.
Millî egemenliktir.
Türk dünyasıyla dayanışmadır.
Elçibey'in cumhurbaşkanlığı uzun sürmemiştir. Ancak bazı liderlerin tarihî etkisi makamlarında kaldıkları süreyle ölçülmez.
Elçibey'in etkisi, Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinde oynadığı rolle ve Türk dünyasına bıraktığı fikrî mirasla ölçülmelidir.
Bugün Azerbaycan bağımsız bir devlet olarak yoluna devam ediyor; Türkiye-Azerbaycan ilişkileri gelişiyor ve Türk devletleri arasındaki iş birliği yeni boyutlar kazanıyorsa, bu tarihî sürecin düşünsel köklerinde Elçibey gibi bağımsızlık ve millî egemenlik mücadelesi veren isimlerin de önemli bir yeri bulunmaktadır.

EBULFEZ ELÇİBEY'İN VEFATININ 26. YIL DÖNÜMÜNDE

22 Ağustos 2000 – 22 Ağustos 2026
Ebulfez Elçibey'i vefatının 26. yılında anarken onu yalnızca Azerbaycan'ın eski cumhurbaşkanı olarak değil; Azerbaycan'ın bağımsızlık ülküsünün, Türk dünyası dayanışmasının ve millî irade fikrinin sembol isimlerinden biri olarak hatırlamak gerekir.
O, Sovyetler Birliği'nin en güçlü dönemlerinde dahi bağımsız Azerbaycan fikrinden vazgeçmedi.
Keleki'nin mütevazı bir köyünden çıkan bir tarihçi, akademisyen ve fikir adamı; Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin liderlerinden biri oldu.
Onun hayatı bize şunu göstermektedir:
Bir fikir, bir milletin hafızasına yerleştiğinde onu hiçbir siyasî rejim sonsuza kadar yok edemez.
Elçibey'in ülküsü Azerbaycan'ın bağımsızlığıydı.
Onun ufku ise Türk dünyasıydı.
Bu sebeple Ebulfez Elçibey'in adı, Azerbaycan'ın bağımsızlık tarihinin yanı sıra Türk dünyasının XX. yüzyıldaki millî uyanış tarihinin de önemli sayfalarından birinde yaşamaya devam edecektir.
Merhum Ebulfez Elçibey'i vefatının sene-i devriyesinde rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Azerbaycan bağımsızdır, Azerbaycan Türk'tür ve Türk Dünyası'nın ortak tarihî hafızasında Elçibey'in adı yaşamaya devam edecektir.

DİPNOTLAR

[1] “Bağımsızlığa Giden Yolda: Ebülfez Elçibey”, Sosyal Bilimler Dergisi, DergiPark. Çalışma, Elçibey'in hayatı, Azerbaycan Halk Cephesi içerisindeki faaliyetleri ve iktidar dönemini akademik olarak incelemektedir.
[2] İdris Türktan, “Ebulfez Elçibey: 24 Haziran 1938 – 22 Ağustos 2000”, Elçibey'in çocukluk yılları, ailesi ve eğitim hayatına ilişkin biyografik bilgiler.
[3] Ebulfez Elçibey'in eğitim hayatına ilişkin akademik ve biyografik bilgiler için bkz. DergiPark'ta yayımlanan Elçibey araştırmaları.
[4] Elçibey'in millî kimlik şuuruna ulaşma sürecine ilişkin kendi anlatımları ve biyografik değerlendirmeler için bkz.
[5] Elçibey'in Mısır'daki görevine ilişkin biyografik bilgiler için bkz.
[6] Elçibey'in 1969 yılında Tolunoğulları üzerine doktora çalışmasını tamamladığı akademik kaynaklarda belirtilmektedir.
[7] Elçibey'in Orta Çağ, Arap tarihi ve Tolunoğulları üzerine bilimsel çalışmaları için bkz. DergiPark'ta yayımlanan akademik çalışma.
[8] Elçibey'in Sovyet döneminde Türk dili, millî kimlik ve tarih konularındaki düşünceleri için bkz.
[9] Elçibey'in 1970'li yıllardaki bağımsızlık faaliyetleri ve hapis süreci için bkz.
[10] Azerbaycan Halk Cephesi'nin kuruluşu ve Elçibey'in liderliği hakkında bkz.
[11] 20 Ocak 1990 olaylarının Azerbaycan bağımsızlık hareketine etkisi konusunda bkz. DergiPark'ta yayımlanan Azerbaycan bağımsızlık sürecine ilişkin çalışma.
[12] 7 Haziran 1992 cumhurbaşkanlığı seçimi ve Elçibey'in seçilmesi hakkında bkz.
[13] Türkiye Büyük Millet Meclisi kayıtları, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey'in 1992 Türkiye ziyareti ve iki ülke arasındaki anlaşmalar.
[14] Elçibey'in Anıtkabir ziyaretinde Mustafa Kemal Atatürk'e hitaben “Senin askerin” ifadesini kullanmasına ilişkin TBMM kayıtları.
[15] Türkiye Büyük Millet Meclisi, 11 Kasım 1992 tarihli tutanak; Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan Dayanışma ve İşbirliği Anlaşması ve kredi anlaşmasına ilişkin bilgiler.
[16] Elçibey'in Türk dünyası, Türklük ve Azerbaycan merkezli Türk dünyası düşüncesine ilişkin akademik değerlendirme için bkz. “Ebulfez Elçibey'in Azerbaycan Özelinde Türk Dünyası...”
[17] Elçibey yönetiminin Bağımsız Devletler Topluluğu'na yaklaşımı için bkz. DergiPark'ta yayımlanan Azerbaycan'ın BDT'ye üyelik sürecini inceleyen çalışma.
[18] 4 Haziran 1993 Gence olayları ve Elçibey yönetiminin sona ermesi hakkında bkz. DergiPark'ta yayımlanan çalışma.
[19] Elçibey'in doğum ve ölüm tarihleri ile Ankara'da vefatına ilişkin biyografik kaynaklar.
[20] Elçibey dönemi dış politikası ve yönetim anlayışının güçlü ve zayıf yönlerine ilişkin akademik değerlendirmeler için bkz. Nazım Cafersoy, Elçibey Dönemi Azerbaycan Dış Politikası: Bir Bağımsızlık Mücadelesinin Diplomatik Öyküsü, Haziran 1992-Haziran 1993. TBMM Kütüphanesi katalog kaydı.

KAYNAKÇA
Akademik Kaynaklar
Cafersoy, Nazım.Elçibey Dönemi Azerbaycan Dış Politikası: Bir Bağımsızlık Mücadelesinin Diplomatik Öyküsü, Haziran 1992-Haziran 1993. Ankara: ilgili akademik çalışma/katalog kaydı.
“Bağımsızlığa Giden Yolda: Ebülfez Elçibey.”Sosyal Bilimler Dergisi, DergiPark.
“Ebulfez Elçibey'in Azerbaycan Özelinde Türk Dünyası...” DergiPark akademik makalesi.
“Azerbaycan'ın BDT'ye Üyelik Sürecinde Temel Dinamikler.” DergiPark.
“Azerbaycan in Independence Process and Effects of the...” DergiPark.
Birincil ve Kurumsal Kaynaklar
Türkiye Büyük Millet Meclisi.Tutanaklar ve Yabancı Konuklar/Söylevler Arşivi. Ebulfez Elçibey'in 26 Haziran 1992 tarihli TBMM konuşması ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine ilişkin kayıtlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi. 1992 yılı tutanakları; Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey'in Türkiye ziyareti ve Türkiye-Azerbaycan anlaşmaları.
President of the Republic of Azerbaijan. Elçibey dönemine ve Azerbaycan siyasi tarihine ilişkin resmî açıklamalar.
Biyografik Kaynaklar
Türkten, İdris. “Ebulfez Elçibey: 24 Haziran 1938 – 22 Ağustos 2000.”
Biyografya. “Ebulfez Elçibey.” Biyografik bilgiler.

AKADEMİK DEĞERLENDİRME
Ebulfez Elçibey'in tarihî şahsiyetini tek bir kavramla açıklamak mümkün değildir. O, aynı anda akademisyen, tarihçi, millî mücadele lideri, siyasetçi, cumhurbaşkanı ve Türk dünyası düşüncesinin güçlü savunucularından biri olmuştur.
Onun en büyük tarihî başarısı, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının meydana getirdiği tarihî fırsat penceresinde Azerbaycan'ın bağımsızlık fikrini güçlü biçimde savunmasıdır.
İktidarı kısa sürmüş olabilir; fakat fikrî mücadelesinin etkisi iktidar süresinden çok daha uzun olmuştur.
Bu bakımdan Elçibey'in tarihî mirası, Azerbaycan'ın bağımsızlık tarihinin yanı sıra Türk dünyasının XX. yüzyıl sonundaki millî uyanışının da önemli bir parçasıdır.
“Bir gün bütün Türk devletleri hür ve bağımsız olacaktır” ülküsüne inanan Elçibey'in hayatı, Türk dünyasında bağımsızlık fikrinin yalnızca bir siyasî program değil, aynı zamanda tarihî bir ideal olarak da yaşadığını göstermektedir.
Ruhu şad olsun.

Değerli okuyucularımız, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla