Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923): Türkiye Cumhuriyeti'nin Uluslararası Meşruiyetinin ve Tam Bağımsızlığının Tescili
Özet
24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması, Türk milletinin Millî Mücadele sonunda kazandığı askerî zaferlerin uluslararası hukuk bakımından kabul edilmesini sağlayan en önemli diplomatik başarıdır. Osmanlı Devleti'ne dayatılan Sevr Antlaşması'nı hükümsüz bırakan Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü uluslararası alanda tanıyan temel hukuk belgesi olmuştur. Bu makalede Lozan Barış Antlaşması'nın tarihsel gelişimi, müzakere süreci, antlaşmanın temel hükümleri ve Türkiye Cumhuriyeti açısından taşıdığı tarihî önem akademik kaynaklar ışığında ele alınmaktadır.
Giriş
Türk milleti, I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanmak istenen Sevr Antlaşması ile tarihinin en ağır paylaşım planlarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yürütülen Millî Mücadele, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'un kazanılmasıyla sonuçlanmış; askerî başarı diplomatik zaferle taçlandırılmıştır.
Lozan Barış Antlaşması yalnızca bir savaşın sona ermesini sağlayan belge değil; aynı zamanda yeni Türk Devleti'nin uluslararası hukukta bağımsız bir devlet olarak kabul edildiği tarihî dönüm noktasıdır.
Lozan'a Giden Süreç
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında Anadolu'nun işgali hız kazanmış, 10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Devleti'ne Sevr Antlaşması imzalatılmıştır.¹
Ancak Türk milleti bu antlaşmayı kabul etmemiş; Erzurum ve Sivas Kongreleriyle başlayan Millî Mücadele, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla siyasî meşruiyet kazanmıştır.
26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi'nin ardından Yunan ordusu kesin yenilgiye uğratılmıştır.
11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmış ve barış görüşmelerinin yolu açılmıştır.²
Lozan Konferansı
Lozan Barış Konferansı 20 Kasım 1922 tarihinde başlamıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti adına heyet başkanlığı görevini Batı Cephesi Komutanı ve Dışişleri Bakanı İsmet Paşa (İnönü) üstlenmiştir. Heyet içerisinde Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka da yer almıştır.
Konferans oldukça zorlu geçmiş; kapitülasyonlar, sınırlar, boğazlar, azınlık hakları, Osmanlı borçları ve ekonomik bağımsızlık konularında yoğun diplomatik mücadele yaşanmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ankara'dan heyeti sürekli yönlendirmiş ve "Tam bağımsızlık" ilkesinden taviz verilmemesini istemiştir.³
24 Temmuz 1923: Lozan Barış Antlaşması
Yaklaşık sekiz ay süren müzakerelerin ardından 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.
Antlaşma;
* Türkiye'nin bağımsızlığını uluslararası alanda tanımıştır.
* Sevr Antlaşması hukuken geçersiz hâle gelmiştir.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının büyük bölümü belirlenmiştir.
* Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır.
* Türkiye'nin ekonomik egemenliği kabul edilmiştir.
* Boğazlar konusunda yeni bir statü oluşturulmuştur (1936 Montrö Sözleşmesi ile tamamen Türkiye lehine değiştirilmiştir).
* Azınlıklar yalnızca din esasına göre tanımlanmıştır.
* Osmanlı borçlarının paylaşımı kararlaştırılmıştır.⁴
Lozan'ın Türkiye Cumhuriyeti Açısından Önemi
Lozan Antlaşması;
* Millî Mücadele'nin diplomatik zaferidir.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olarak değerlendirilmektedir.
* Uluslararası hukukta tam bağımsızlığın kabulüdür.
* Emperyalist paylaşım planlarını sona erdirmiştir.
* Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecini tamamlamıştır.
* Cumhuriyet'in ilanının (29 Ekim 1923) önünü açmıştır.
Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değil; millet iradesinin uluslararası hukuk tarafından kabul edilmesidir.
Atatürk ve İsmet İnönü'nün Tarihî Rolü
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele'nin askerî ve siyasî lideri olarak Lozan sürecinin temel belirleyicisi olmuştur.
İsmet Paşa ise Lozan'da yürüttüğü sabırlı ve kararlı diplomasiyle Türkiye'nin haklarını uluslararası platformda başarıyla savunmuştur.
Atatürk, Lozan Antlaşması'nı:
"Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir."
sözleriyle değerlendirmiştir.⁵
Sonuç
Lozan Barış Antlaşması, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin uluslararası hukuk alanındaki en önemli kazanımıdır. Bu antlaşma sayesinde Türkiye, siyasal bağımsızlığını, egemenliğini ve devlet olarak varlığını dünya devletlerine kabul ettirmiştir.
Bugün Lozan'ın yıl dönümünde;
Başta Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Kahramanı İsmet İnönü, Millî Mücadele'nin bütün komutanlarını, kahraman Mehmetçiğimizi, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Türk milletinin bağımsızlık iradesi, Lozan Antlaşması ile tarihe silinmez harflerle yazılmıştır.
Dipnotlar
1. Sevr Antlaşması, 10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Devleti'ne imzalatılmış; ancak TBMM tarafından hiçbir zaman tanınmamıştır.
2. Mudanya Ateşkes Antlaşması, 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanarak Millî Mücadele'nin askerî safhasını fiilen sona erdirmiştir.
3. İsmet İnönü, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, Ankara.
4. Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923, antlaşma metni.
5. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayınları.
Kaynakça
* Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. Ankara: Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayınları.
* İnönü, İsmet. Hatıralar. Ankara: Bilgi Yayınevi.
* Sonyel, Salahi R. Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
* Shaw, Stanford J., & Shaw, Ezel Kural. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, Cilt II.
* Türk Tarih Kurumu. Lozan Barış Antlaşması Belgeleri. Ankara.
* T.C. Dışişleri Bakanlığı. Lozan Barış Antlaşması ve Diplomatik Belgeler.
* Zürcher, Erik Jan. Modernleşen Türkiye'nin Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları.
Bu vesileyle, Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere, Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve fedakâr gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; onların emanet ettiği bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet yaşatma azim ve kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Mavi Didim’in değerli okuyucuları, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla