Derler ki
"Amerika arada uygarlık aşamasını yaşamadan barbarlıktan yozlaşmaya geçen tek ülkedir"
Üşenmedim, ertelemedim; başladım araştırmaya...
Özellikle Amerika'nın hızla kapitalistleşmesini, dolayısıyla toplumsal değerlerinin hızla değişmesini dünlerden bugünlere değin pek çok düşünür eleştirmiş, Amerika'nın toplumsal yapısını eleştiren sert yorumlar yapmış. Örneğin ünlü İngiliz yazar Oscar Wilde bile genel olarak Amerika'ya yönelik eleştirilerini içeren yazıları yazmış ve bu yazıları "The American Invasion (Amerikan İstilası)" ve benzeri eserlerde benzer eleştiriler yer almış. Bu eleştiriler de Wilde'ın; karşılaştığı Amerikan toplumunun hızla büyüyen ve değişen yapısı karşısında duyduğu hayal kırıklığından kaynaklanmaktaymış.
Ama Amerika'ya yönelik en derinlikli ve sert eleştirilere Fransız siyasetçi Georges Clemenceau'nun 1929'da yayımlanan "Au soir de la pensée" adlı çalışmasında yer vermiş ve demiş ki:
"Amerika, barbarlıktan çürümeye, arada medeniyet olmadan geçen tek ülkedir."
Clemenceau'nun sert eleştirilerine karşın Oscar Wilde 1882'deki Amerika gezisinde; Amerikan kültürünü eleştirirken, daha incelikli sözler kullanmış. Örneğin demiş ki:
"Amerika'nın keşfedilmiş değil, ancak henüz keşfedilmemiş bir ülke olduğunu söylediler. Ben onun yalnızca abartıldığını düşünüyorum."
"Amerikalıların tek tutkusu para. Sanata ilgi duymuyorlar."
Bu yorumlar, onun "Impressions of America" (1883) adlı denemesinde yer almış.
Amerika'nın dünya ülkelerine yönelik sömürgen, saldırgan, savaşkan tutum ve davranışları bağlamında gerçekleşen olaylar karşısında ben de Georges Clemenceau'nun peşine düştüm. Gördüm ki bu Fransız siyaset bilimcinin1929'da yayımlanan "Au soir de la pensée" adlı kitabında yer alan "Amerika, barbarlıktan çürümeye, arada medeniyet olmadan geçen tek ülkedir" sözleri, akademi dünyasında Fransız siyasetçinin Amerika hakkında oldukça sert bir eleştirisi olarak değer görmekteymiş.
Clemenceau, Fransız Devrimi'ni ve Batı toplumlarının gelişimini derinlemesine incelemiş, bu bağlamda modern toplumları eleştirirken Amerika'nın toplumsal ve kültürel yapısını da hedef almış. Clemenceau'nun bu sözleri, onun genel dünya görüşünü ve Amerika'ya yönelik derin eleştirilerini anlamak için önemli sayılmaktaymış. Clemenceau, Fransız Devrimi'nin savunucusu olan bir siyasetçiymiş ve toplumsal adalet, özgürlük, eşitlik gibi değerlere sıkı sıkıya bağlıymış. Bununla birlikte, özellikle 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Amerika'nın hızla yükselen ekonomik gücü, onu bazı yönlerden eleştirme gereği duymuş. Clemenceau'ya göre Amerika; Batı dünyasında "uygarlık"ın özünü barındıran Fransız devriminden çok farklı bir yolu izliyormuş. Clemenceau'nun bu eleştirisi, Amerika'nın kapitalist yapısına ve bunun yarattığı kültürel ve toplumsal yapıya dayanıyormuş.
Bu Fransız düşünüre göre; Amerika'da bireysel çıkarların, tüketimin ve ticaretin ön planda olması, toplumun "gerçek uygarlık"tan uzaklaşmasına neden oluyormuş. Clemenceau, Amerika'nın bu hızla büyüyen ve gelişen yapısını "barbarlık" olarak nitelendirirken, bunun ardında yer alan kapitalist değerlerin de yozlaşmayı hızlandırdığını düşünüyormuş. Clemenceau'nun sözündeki "arada uygarlık olmadan" kısmı, Amerika'nın bir tür tarihsel sıçrama yapmadan, uygarlık aşamasını atlayarak, ilk "barbarlık"tan, modern "yozlaşma"ya geçişini vurgulayan bir eleştiri sayılmış. Daha açık bir anlatımla; Clemenceau'ya göre Amerika, tarihsel evrimde "uygarlık" aşamasını atlayarak ya da önemsemeden hızlı bir biçimde kapitalist toplum yapısına dönüşmüş, ancak bu dönüşümde kültürel derinlikten ve entelektüel birikimden yoksun kalmış.
Bu bilgilere ulaştıktan sonra; bu kez de günümüze odakladım. Bugün ABD'yi böylesine kim eleştirebilir ki diye sorguladım. Özellikle ikinci kez Başkan olan Trump'ın "Great America Again /Yeniden Büyük Amerika" söylemleri eşliğinde Kanada, Meksika, Grönland topraklarına dikilen gözleri ve dahası Filistinliler'in Gazze topraklarını terk etmesine yönelik sözleri ve saldırganlığının doruk noktası olan kan emici İsrail ile birlikte İran'a ve Lübnan'a saldırması da gündemdeyken... Yüreklice, mazlum halkların yanında olma anlamında Great America'nın Great Trump'ına kim "van münüt" diyebilir acaba diye şöyle bir dünya liderlerine baktım, baktım, baktım... Sanki her birisi dut yemiş bülbül. Ansızın kaygılanmaya başladım; yoksa Trump, 21. yüzyılın Hitleri mi olacak diye sorguladım.
Bir Dünya Savaşı görmeden geçip gideriz bu gezegenden diye umutlanıyordum ama yaşadığımız dünya düzeninde dört nala koşuyor gibiyiz sanki önlenemez bir felakete... Kaygılıyım barışçıl insanlık için!