Bazı insanlar hata yaptığında hemen özür diler. Bazıları ise özür dilemek yerine
uzun uzun açıklama yapar:
“Ben öyle olsun istemedim.”
“Sen de bunu böyle anlamasaydın.”
“Ben bunu neden yaptığımı anlatayım…”
Çünkü “Ben yanlış yaptım” demek, yalnızca hatayı kabul etmek değildir. Aynı
zamanda kendimizle ilgili kusursuz olma ihtiyacımızdan bir anlığına
vazgeçmektir.
Bazen içimizde şöyle bir inanç vardır:
“Hata yaptıysam kötü bir insanım.”
İşte bu yüzden yanlışımızı kabul etmek yerine kendimizi savunuruz. Haklı
çıkmaya çalışır, sorumluluğu paylaşır, hatta bazen karşı tarafın hatasını gündeme
getiririz.
Oysa hata yapmakla kötü insan olmak aynı şey değildir.
Olgunluk, hiç hata yapmamak değil; hata yaptığımızda onun arkasına
saklanmamaktır.

Gerçek bir özür de çoğu zaman oldukça sadedir:
“Bunu yaptım ve seni incittiğimi fark ediyorum. Üzgünüm.”
“Özür dilerim ama…” diye başlayan cümleler ise çoğu zaman özürden çok
savunmaya dönüşür.
Elbette özür dilemek, her konuda haksız olduğumuzu kabul etmek değildir.
Kendi düşüncemizi korurken bile kullandığımız bir sözün ya da davranışın karşı
tarafı incittiğini kabul edebiliriz.
Çünkü özür dilemek yenilmek değildir.
Bazen yalnızca karşımızdaki insanın duygusuna yer açmaktır.
Belki kendimize şu soruyu sormak iyi bir başlangıçtır:
“Şu anda haklı çıkmaya mı çalışıyorum, yoksa ilişkimi onarmaya mı?”

Bazı ilişkiler büyük hatalar yüzünden değil, küçük kırgınlıkların hiç
onarılmaması yüzünden uzaklaşır.
Bazen bir ilişkiyi kurtaran şey büyük sözler değil, insanın egosunu bir kenara
bırakıp söyleyebildiği o sade cümledir:
“Ben yanlış yaptım.”