Hanutçuluk kelimesini, turizm sektörüyle ilgilenmeyen insanların çoğu bilmez. Hanutçuluk, bir müşterinin veya turistin belirli bir işletmeye yönlendirilmesi karşılığında, çoğu zaman kayıt dışı ve haksız kazanç elde edilmesi olarak tanımlanabilir.
Hanutçuluk, bilhassa turistik bölgelerde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu yöntemle insanların duyguları, iyi niyetleri ve bazen de bilgisizlikleri suistimal edilir. Dünyanın pek çok yerinde hanutçulukla karşılaşmak mümkündür. Ancak turistik bölgelerde daha yoğun yaşandığı da bir gerçektir. Turistik bölgelere giden hemen herkes bu durumla karşılaşmış veya en azından buna tanıklık etmiştir. Hanutçuluk, kayıt dışı ve ticari ahlakla bağdaşmayan bir kazanç yöntemidir.
Hanutçuluk insanların dolandırılmasına yol açacağı gibi, kurallara uygun şekilde iş yapan işletmelere de zarar vermektedir.
Burada yalnızca hanutçuluk yapan kişiler sorumlu değildir. Bu kişilere imkân sağlayan, onları kullanan ve bu sistemden fayda elde eden işletmeler de en az onlar kadar sorumludur.
Turizm sektörünün kötüye gittiği dönemlerde hanutçuluğun biraz daha arttığını görüyoruz. Çünkü işletme sahipleri turistlere ve müşterilere doğrudan ulaşmakta zorlanabiliyor. Bu boşluktan bazı kişiler yararlanıyor ve kendi çıkarları doğrultusunda müşterileri farklı yönlere, hatta yanlış tercihlere yönlendirebiliyor.
Hatta hanutçuluk her zaman bir müşteriyi alıp başka bir işletmeye götürmekle sınırlı kalmıyor. Zaman zaman müşteri, sunulan ürünü veya hizmeti almak istemediği hâlde baskıyla karşılaşabiliyor. Hatta bazı durumlarda işin içine zor kullanma, tehdit ve hakaret de girebiliyor.
Yabancı ülkelerde de bu tür davranışlarla karşılaşabiliyoruz. Bazen hanutçular dakikalarca peşinizden gelebiliyor, sürekli laf atabiliyor, kendi istekleri doğrultusunda hareket etmediğinizde ise hakaret ederek uzaklaşıyorlar.
Hanutçuluk, nerede yapılırsa yapılsın turizme, yerel işletmelere ve bölgedeki ticari hayata zarar verir. Dolayısıyla hanutçuluğun önlenmesi gerekiyor. Ancak bunu yaparken yalnızca hanutçulukla uğraşan kişileri engellemek yeterli değildir. Bu kişilerin hanutçuluk veya benzeri faaliyetlere yönelmemeleri için alternatifler oluşturmak, onlara çalışma imkânı ve uygun iş ortamı sunmak da gerekir.
Turizm bölgelerinde insanların rahatça gezebilmeleri, alışveriş yapabilmeleri ve tatillerinin keyfini çıkarabilmeleri gerekir. Turist, kendisini baskı altında hissettiği değil, kendisine saygı duyulduğu bir ortamda tatil yapmak ister.
Hanutçuluğun önüne geçmek ve bu sorunla mücadele etmek için yeni sezonu beklememek gerekiyor. Asıl çalışmalar sezon bittikten sonra başlamalıdır. Gerekli altyapı hazırlanmalı, alınacak önlemler belirlenmeli ve sezon başladığında uygulanabilecek bütün hazırlıklar tamamlanmış olmalıdır.
Hanutçulukla mücadele yalnızca bir kurumun sorumluluğuna bırakılmamalıdır. İdari kurumlar, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, işletmeler ve hatta o bölgede yaşayan vatandaşlar bu sorumluluğu birlikte üstlenmelidir.
Çünkü turizm yalnızca turist getirmekten ibaret değildir. Gelen turiste kendisini rahat, güvende ve değerli hissettirebilmektir. Bir turistin tatilinden memnun olması, tatil yaptığı ülkeden ve insanlarından güzel izlenimlerle ayrılması anlamına da gelir.
Unutmayalım ki turist, tatilini bitirip ülkesine döner; ancak yaşadığı güzel veya kötü deneyimleri beraberinde götürür. Hanutçulukla mücadele etmek, yalnızca turizmi değil, ülkemizin itibarını da korumaktır.