Ber­lin’de dün­ya­nın hemen hemen bütün ülke ye­mek­le­ri­ni tatma im­kâ­nı var­dır. İtal­yan, Türk, Hin­dis­tan res­to­ran çe­şit­le­ri say­mak­la bit­mez.
Bah­çe­ler­de tek renk ve cins bitki ve çiçek olmaz, çok renk­li­dir.
Giyim eş­ya­la­rın­da da bu­tik­ler uygun renk­ler­de ser­gi­le­nir. Her gün aynı kı­ya­fe­ti giy­me­yiz. Mev­si­me, et­kin­li­ği göre giysi se­çi­lir. Evde rahat el­bi­se­ler gi­yi­lir.
Fo­toğ­raf­çı­la­rın en çok çek­ti­ği resim Gök­ku­şa­ğı­dır.
Bir tek çeşit müzik din­le­me­yiz. Her­ke­sin müzik zevki aynı olmaz.
Se­ya­hat et­me­yen kö­yün­den, ma­hal­le­sin­den hiç ay­rıl­ma­yan tek dil ile yaşar, bir sorun olmaz.
Bir­den fazla dil bilen sı­nır­la­rı aşar, tek bir görüş ol­ma­dı­ğı­nı görür. Kül­tür ve dü­şün­ce alanı ge­li­şir.
Al­man­ya’ya konuk işçi ola­rak gelen ilk nesil yal­nız Türk­çe bil­dik­le­ri için bütün ta­til­le­ri­ni Tür­ki­ye’de ge­çi­rir­ler­di. Ama ikin­ci ve diğer genç nesil hem Al­man­ya’yı hem de Av­ru­pa ül­ke­le­ri­ni gezip gö­rü­yor­lar.
Bi­lim­de, tıp ve tek­no­lo­ji­de ge­liş­me in­san­la­rın de­ne­yim ve yeni fi­kir­le­ri bir­bir­le­riy­le pay­la­şa­rak müm­kün ol­muş­tur.
Lond­ra’da genç bir dok­tor İbni Sina’nın (980-1037) ününü duyar ve zorlu, müş­kül yolu kat ede­rek ta­nı­şır, öğ­ren­dik­le­ri­ni sonra İngil­te­re’de uy­gu­lar.
Dün­ya­da en fazla se­ya­hat eden zen­gin Batı ül­ke­le­ri­dir. Rö­ne­sans ve Fran­sız ih­ti­la­li ol­ma­say­dı, Av­ru­pa ka­ran­lık ça­ğı­nı at­la­ta­maz­dı.
Aile­sin­de göç hi­kâ­ye­si olan in­san­lar dil, kül­tür ve ya­şa­mın her ala­nın­da çe­şit­li­lik zen­gin­lik­tir pren­si­biy­le ya­şar­lar.
Al­man­lar ve diğer Av­ru­pa ül­ke­le­rin­de bi­rey­ler İtal­yan res­to­ran­da yemek yiyor, Ame­ri­ka mü­zi­ği­ni din­li­yor, Yu­na­nis­tan ve Tür­ki­ye’de ta­til­le­ri­ni ge­çi­ri­yor, Güney Kore’de ya­pıl­mış mobil te­le­fo­nu kul­la­nı­yor­lar. Çe­şit­li­lik ya­şa­mın her ala­nın­da in­san­la­rı zen­gin­leş­ti­ri­yor.
Ama Av­ru­pa’da kor­ku­la­cak ge­liş­me tek tip halk yapma ça­ba­sı. Bütün Av­ru­pa ül­ke­le­rin­de tü­re­yen sağ dü­şün­ce­li, tu­tu­cu par­ti­ler teh­li­ke ol­ma­ya baş­la­dı.
Savaş ve ik­li­min ısın­ma­sı ne­ti­ce­sin­de artan göç sı­ğın­ma­cı so­ru­nu nes­nel ola­rak çözme ye­ri­ne, korku ya­ya­rak düş­man halk, azın­lık grup­la­rı ya­ra­tı­lı­yor.
Göç­men­le­rin özel­lik ve ni­te­lik­le­ri tek bir kav­ra­ma in­di­ri­li­yor. Her­han­gi bir po­li­si­ye olay­da haber ve­ri­lir­ken şüp­he­li yal­nız Su­ri­ye­li olu­yor.
Her­kes aynı, tek dü­şün­ce­de olsun de­ği­şik­li­ğe, fark­lı­lı­ğa ta­ham­mül edil­mi­yor.
Ge­liş­me yal­nız ve ancak müm­kün olur, in­san­lar, halk­lar, ül­ke­ler bir­bir­le­rin­den öğ­ren­me­ye, de­ne­yim­le­rin­den fay­da­lan­ma­ya açık olur­lar­sa.
Bil­has­sa Al­man­ya ta­ri­hi Hit­ler po­li­ti­ka­sı tüm ge­ze­ge­ne örnek ol­ma­lı­dır. Aynı par­ti­de üye ol­ma­yan, aynı yaşam tarzı, aynı din ve kül­tür­den ola­ma­yan­lar ölüm fab­ri­ka­la­rın­da top­lan­dı.
Tarih geç­mi­şi ayna gibi gös­te­rir, ders alı­nır­sa ge­le­ce­ğe yol gös­te­rir.
Bir tek ger­çek ol­du­ğu­nu ve buna sahip ol­du­ğu­na ina­nan, kabul eden aklı kıt in­san­la­ra an­lat­mak ol­duk­ça zor.
Mo­no­ton bir şarkı din­le­mek, tek­dü­ze­lik bir kon­fe­rans veya film iz­le­mek can sı­kı­cı olur.
Tek tip insan mo­de­li yap­mak is­te­yen sağ aşırı terör, iki Al­man­ya’nın bir­leş­me­sin­den bu­gü­ne kadar 36 yılda 220 insan öl­dür­dü. Dini, gel­di­ği ülke, cildi ve inan­cı başka diye ci­na­yet iş­le­di. Resmi ku­ru­luş­lar, gü­ven­lik sis­te­mi sağ gö­zü­nü ka­pa­tı­yor, de­mok­ra­si­ye ve­ri­len za­ra­rı cid­di­ye al­mı­yor.
Yaş­la­nan Alman nü­fu­su yurt dı­şın­dan ge­lecek ka­li­te­li iş gü­cü­ne ih­ti­ya­cı var. Irk­çı­lık ve ay­rım­cı­lık ne­de­niy­le Al­man­ya’ya gel­mek is­te­mi­yor, diğer Batı ül­ke­le­ri­ni ter­cih edi­yor­lar.
Bu sa­tır­la­rı ya­zar­ken ya­yın­la­rı­nı hiç ka­çır­ma­dı­ğım medya çe­şit­li­li­ğin sem­bo­lü COS­MO-Türk­çe rad­yo­sun­dan güzel bir haber işit­tim.
Al­man­ya’da (Me­di­en­di­enst İnteg­ra­ti­on) Uyum ve medya ko­nu­sun­da ya­pı­lan bir araş­tır­ma ne­ti­ce­si ya­yın­lan­dı.
Bu araş­tır­ma­ya göre Dünya Ku­pa­sı için be­lir­le­nen 26 ki­şi­lik Alman Fut­bol Milli Ta­kı­mın­da 14 fut­bol­cu (yüzde 54) göç­men kö­ken­li. Çoğu cildi koyu, Asya ve Af­ri­ka ül­ke­le­rin­den ge­len­ler.
Aklı ba­şın­da olan Al­man­lar ve 21 mil­yon Alman va­tan­da­şın aile­sin­de göç hi­kâ­ye­si ol­du­ğu dü­şü­nü­lür­se, bu ül­ke­nin ger­çek ay­na­sı­dır, çe­şit­li renk­li­dir.
Al­man­ya ile bir­lik­te bu ül­ke­ler büyük ek­ran­lar­la maç­la­rı iz­li­yor, fut­bo­lun bir­leş­ti­ri­ci gü­cü­nü dün­ya­ya gös­te­ri­yor.
Al­man­ya’nın 7:1 ka­zan­dı­ğı ilk maçta kay­be­den Cu­ra­çao’nun Güney Ame­ri­ka’da bir ada ül­ke­si ol­du­ğu­nu ha­ri­ta­ya ba­ka­rak bu­lu­yo­ruz. Ada­nın uzun­lu­ğu 60 km ge­niş­li­ği 20 km, 472 km kare, baş­ken­ti Wil­lems­tad, 1969 yı­lın­da ya­pı­lan son sa­yı­ma göre nü­fu­su 144.000 ol­du­ğu­nu öğ­ren­miş olduk. O halde fut­bol dünya er­kek­ler top­lu­mu­nu se­vin­di­ri­yor veya kay­be­den bir­lik­te üzü­lü­yor.
Tarih ırkı te­miz­le­me zih­ni­ye­ti­nin fe­lâ­ke­te gö­tür­dü­ğü­nü gös­ter­miş­tir. Kendi so­yu­nu üstün gören, ger­çe­ğin ve dü­şün­ce­nin tek ol­du­ğu­na ina­nan­lar kay­bet­miş­tir.
İnsan­lık de­ği­şim ve çe­şit­li­lik sa­ye­sin­de tıp, tek­no­lo­ji ve diğer tüm alan­lar­da bu­gün­kü ola­nak­la­ra ka­vuş­muş­tur.
Fut­bol se­ver­le­re iyi se­yir­ler di­li­yo­rum.

Hoşça kalın!