Uluslararası Holokost Anma Günü 27 Ocak 2026 Salı günü 81. yıl dönümünde yapıldı. 27 Ocak 1945 günü Auschwitz toplama, ölüm kampında Kızıl Ordu tarafından hayatta kalanlar kurtarıldı. Ama diğer toplama, ölüm fabrikalarında insanlık cinayeti
8 Mayıs 1945 tarihine kadar devam etti. Bu tarihte Almanya İkinci Paylaşım Savaşı’nı kaybetti, savaş suçunu kabul etmek zorunda kaldı.
Auschwitz ’de bir milyon insan, çoğu Yahudi dinine mensup, Roma Sinti, muhalifler, eşcinseller, asosyal yapılanlar, fiziksel ve ruhsal hastalar öldürüldü. Bu nedenle sembol olarak 27 Ocak Anma Günü.
Böyle bir günde elbette o günlerden sonra sağ kalanlar yalnız Almanya halkını değil, tüm dünya halkını uyarıyorlar.
Hiç kimse Holokost sonrası yaşam mücadelesi edenler kadar felâketi görüp, uyarı yapamaz. Sağ popülizm, antisemitizm ve ırkçılık insanlığa gelecek korkusu veriyor. Aşırı milliyetçilik yalnız Almanya’da hortlatılmadı, fakat Almanya’da yükselişi endişe verici, tarihten ders çıkarılmadığını gösteriyor.
Irkçılık Auschwitz’de başlamadı, komşuda, ailede okulda ari Alman olmadığı düşüncesiyle başka yapılanlar toplanırken görmezden gelinirken başladı. Başladığında insanlar ayağa kalksaydı, yılanın başı zamanında öldürülürdü.
Canlı şahitler okullarda konferans veriyorlar. Önceki yıllarda tarih dersleri konusu olarak işleniyordu. 2015 yılında Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yükselmeye başladığından beri öğrencileri uyarıyorlar. 1933 yılından itibaren Hitler’in Partisi NSDAP on iki yılda ülkeyi ve kıtayı harap ederek, halkına kapkara bir tarih bıraktı.
İyi bir gelecek dünya için 2026 yılında umut gittikçe azalıyor. Savaşlar, çatışmalar, köktenci, aşırı milliyetçi politikacılar korku ve endişeleri haklı çıkarıyor.
Dünya halkı ayağa kalkmalı, birlikte gezegenimizin geleceği için mücadele etmeli. Demokrasi kaybedilirse medeniyet elden gider. Tarihte insan hakları için mücadele edenlerin emekleri boşa gitmiş olur.
Öğrencileri, gençleri cep telefonu bağımlılığından kurtarıp tarih ve edebi eserleri okumaları teşvik edilmelidir. Edebiyatçılar insan duygularını hissetmiş, geleceğe yol göstermişler. Nefrete, kine karşı aşı iyi kitap okumaktır.
Tarihçi Thomas Weber ve film yapımcı Joachim A. Lang kurtarılan altı kişiyle söyleşi yaparak “Nach der Nacht” Geceden Sonra adıyla bir kitapta derlemişler. Hepsinin verdiği ortak mesaj, demokrasiyi koruyun, sahip çıkın, ayağa kalkın, uyanın. Konferans ve raporlarımızı dinlerken alkış yerine birlik olun mücadele edin, tek kalmayın.
Söyleşi yapılan altı kişiden en fazla tanınmış olan Margot Friedländer, 1921 yılında Berlin’de dünyaya geliyor ve 2025 yılında vefat etti, adı bir liseye verildi. İnsanları birbirinden ayrılan özelliklerinden ziyade, birleştiren niteliklere değer ve kıymet verin, insan olun, diyor.
Almanya basketbolda Avrupa birincisi oldu, sağcı, aşırı milliyetçi parti (AfD) yöneticileri takımı tebrik etmedi. Çünkü takım kaptanın annesi siyah. Olimpiyatlarda Hitler de Afrika’dan gelen sporculara elini vermemişti.
“Çok üzgünüm, tarih tekrar alevlendi. Yine dünyada çok nefret var, savaş yapılıyor, insanlar öldürülüyor.
Ne için? Güç için.” Margot Friedländer
Nefret ve ayrımcılık yalnız Yahudi inancında olanlara karşı yapılmıyor. Başka yapılanlara karşı uygulanıyor. Yahudi sivil kuruluşları çok iyi organize olup, seslerini duyuruyorlar. Bu nedenle Almanya Türk Toplumu da bu kuruluşlarla birlikte ırkçılığa karşı mücadele etmeli. Eyaletlerde yapılacak seçimlerde herkes mutlaka oyunu kullanmalıdır.
Bir lise öğretmeni anonim anket yapıyor, 18 yaşında olunca hangi partiyi seçersin, diye soruyor. Sınıfın yüzde kırkı aşırı sağcı partiyi (AfD) seçerim, diye cevap veriyor. Bu örnek durumun çok ciddi olduğunu gösteriyor.
Çocuklara nefretin karşılığı sevgiyi öğretme ailede başlar.
Toplumda kırılma, kargaşaya çocuk ve gençlere verilen yanlış bilgiler sebep olur. Aileden başlayarak yuvada, okulda ve çevrede internet kullanımı kontrol edilmelidir. Çok küçük çocukların eline telefon verilmemelidir.
Demokrasinin kıymeti bilinmeli, kusursuz değil, ama daha iyi bir idare şekli henüz bulunmadı. Amerika’da Donald Trump gibi politikacılara çok fazla güç verilmemelidir, diyor
HAYATTA KALANLAR.
Yanlış seçilen politikacılara birden fazla güç verilirse hata üstüne hata yaparak arkalarında enkaz bırakırlar.
Tarihin canlı şahitlerin sayısı çok azaldı, bu nedenle söyleşi, yazılı ve görsel anlatılar, kitaplar, filmler arşivde iyi saklanmalıdır.
“1933-1945 yılları arası cereyan eden olaylara karşı en geç 1928 yılında mücadele edilmeliydi. Daha sonra çok geç kalınmıştı. Hürriyet Savaşı vatana ihanet olana kadar beklenemez. Kar topunu çiğ gibi büyüyene kadar beklemeden ezmeli, ki çiğ gibi güçlenerek zarar vermesin…” Erich Kästner
Hoşça kalın!
Kaynaklar:
Marc von Lüpke, Überlebende des Holocaust, bei ihnen geht die Angst um. Artikel in T-Online, 25.01.2026
Erich Kästner/alıntı bilgi Özcan Mutlu’dan alındı.