- İnsan doğası gereği iyi midir yoksa kötü müdür-

Öncelikle iyi ve kötü kavramları üzerinde duralım…

İyi ve kötü kavramının varlığı da birbirine bağlı.

Kötü olmadan iyiyi, iyi olmadan kötüyü bilemeyiz…

Ayrıca, iyinin ve kötünün ne olduğu konusunda da hemfikir değiliz.

İyi ve kötü göreceli bir kavram… Toplumdan topluma, zamandan zamana değişen bir kavram…

Spinoza; “Köken olarak iyi ve kötü yoktur.” Der.

William Shakespeare göre de; “iyi veya kötü insan diye bir şey yoktur. İnsanlar iyi veya kötü olmayı düşünceleriyle belirlerler.”

Platon'a göre de: Fiziksel dünyada iyi olan şeyler tanımlanamaz ve bu nedenle gerçeklikle bağlantısı yoktur.

***

“İNSAN İNSANIN NESİ OLUR"

sıralayalım öylesine…

insan, insanın kurdu

insan, insanın yurdu

insan, insanın dostu

insan, insanın postu

insan, insanın şeytanı

insan, insanın hayranı

insan, insanın yalanı

insan, insanın talanı

insan, insanın çilesi

insan, insanın esiri

insan, insanın belası

insan, insanın delisi

insan, insanın şakası

insan, insanın aşkı

insan, insanın bahtı

insan, insanın tahtı

insan insanın çilesi

insan, insanın kahrı

insan, inanın yarası

insan, insanın düşmanı

e… yoruldum ben

siz devam edin gayrı…

***

Keçi keçinin bacağından asılmıyor.

Keçi koyunun, koyunda keçinin bacağından asılıyor…

Hiç kimse kendi mezarını kazamaz, hep başkaları kazar…

***

Mitolojik bir masalın kahramanları olarak;

Adem ve Havayı ve de çocukları Habil ve Kabil’i bilirsiniz…

Mitolojiye göre: Kabil bir çiftçi, kardeşi Habil ise bir çobandır. Süreç içinde Kabil, kardeşi Habil'i kıskandığından dolayı ona karşı kin ve nefret beslemiş, en sonunda da kardeşini öldürerek mitolojiye göre İnsanlık tarihindeki ilk cinayeti işlemiş…

***

İnsan ol, insan gibi davran, insanlık ölmüş, insancıl davran, insan evladı, insanlıktan çıkmak, insan kıymetini insan bilir gibi insana yönelik bir çok kavramları kullanırız. Kavramları oluşturan insanoğlu kendi egosuyla insanlığı öne çıkarmaya çalışır ama gerçek öyle mi ?

***

Peki, bu övülen insanoğlu ne yapar:

Silah üretir, silah fabrikaları kurar, zehir üretir, toplu katliam için her türlü tekniği kullanır.

Tüm bunları insanın canına okumak için üretir. Çol çocuk demeden cana kıyar. İnsanlar, insanları aç, susuz ve çaresiz bırakır. Tecavüz eder, işkence eder, kurşuna dizer. Milyonlarca insan aç susuz çaresizken kendileri de saraylarda keyf-i sefa sürer.

Günümüz Dünyasında çok yerlerde savaşlar, kıyımlar devam ediyor. Çok sayıda insan açlıktan, susuzluktan, salgın hastalıklardan ölüyor… Gücü ellerinde tutanlar paralarını hep silahlara yatırıyorlar ve hep sömürülecek alanları arıyorlar… Güçlü olanların yaptıkları hep haklı görülüyor, çünkü: Güçlüler Adaleti, hukuku kendilerine göre ayarlıyorlar…

***

Tüm bunlardan sonra “insan” hakkında neler söyleyebiliriz, sorgulamaya çalışalım:

*İnsanoğlu, varoluşundan beri bedensel(fiziksel) ve düşünsel bir evrim yaşıyor.

*İnsanoğlu var oluşundan beri çaresizliğini şimdiye dek eskittiği 40bin dinle çözmeye çalışmıştır…

* Dinlerin de; insanoğlunun ezilmesine, sömürülmesine, güçlüler tarafından öldürülmesine engel olmadığı gibi dinlerin de güçlülerin güçlerine güç katan bir araç haline geldiği görülmüştür… Geçmişte ve günümüzde de dinler siyasi sömürgenler tarafından da bir siyasal sömürge aracı olarak kullanıla gelmiştir.

* Sorgulayacağımız önemli bir konu da; insanın doğası ve doğa durumu nasıldır. İnsanın doğa durumundan çıkışı olası mıdır?…

İNSANIN DOĞA DURUMU, DOĞASI ÜZERİNE:

* İnsanoğlunun sosyalleşme sürecinin de bir evrimleşmeyi gerektirdiği ve günümüzde de bu sosyal evrimleşmenin içinde olduğunu kabul etmek gerekiyor. Binlerce, onbinlerce yıl sonra insanların sosyal ilişkileri ne olur, bunu tahmin edebilmek de o kadar kolay değildir…

*İnsanoğlu’nun doğası gereği, aklı olması nedeniyle iyi olduğunu ileri süren görüşlerin yanında Thomas Hobbes(1588-1679) gibi, insanın doğası gereği kötü olduğunu “insan insanın kurdudur” anlayışında olanlar da vardır…

İnsan akıllı bir hayvandır. İnsanı güçlü yapan aklıdır. Doğaya şöyle baktığımız zaman insanoğlu, fiziksel yönden beceri yönünden hayvanların en zayıfıdır. Bir kartal gibi pençeleri, bir aslan gibi güçlü çeneleri, bir kuş gibi kanadı yoktur. Bir tavşan gibi hızlı koşamaz. Bir sinekten bir arıdan bile acizdir. Bir balık gibi iyi de yüzemez v.b…

İnsanoğlunun aklı olmasaydı, sosyal zekâsı olmasaydı yabani hayvanlara yem olur nesli tükenirdi herhalde.

*Öyle ya, T.Hobbes insan insanın kurdudur demekle ne demek istemiştir.

Herkesin herkesle savaş halinde olduğu, gücü yetenin gücü yetene hükmettiği ve güçlünün güçsüzü esir-köle- ettiği durumu anlatıyor.

* Bu durumu ilkçağ filozoflarında da; Platon’un Gorgias kitabında karşılaşılan “Kallikles’in görüşlerine göre “ tek gerçek, güçlü olmaktır. Erdemsizlik doğaldır ve doğaya uygundur. Güçlü elbette ezecek, vuracak ve kazanacaktır. Bu tür davranış onun gücünün hakkıdır..,”

* Görüldüğü gibi insan doğası gereği pek iyi değil hatta kötüdür…

* Süreç içinde: İnsanoğlu, insanın bu doğa durumu baskılarından kurtulmak için; kendi iradesini beni koru, eşit say diyerek bir toplum sözleşmesiyle devlet oluşumuna vermiş…

* Ne yazık ki devlet sözleşmeye uymamış. Devletin kendisi bir diktatör olarak bir güç olmuş. Güçlülerin sesi ve oyuncağı olmuş. İnsan yine güçlülerin bir oyuncağı haline gelmiş ve güçlüller tarafından ezilmiş. İnsanoğlu böylece bir ezilen olarak hep kazık yemiş, ezilmeye de devam etmiş.

KISACA: İnsanın doğa durumu devam ediyor, güçsüzler hep eziliyor. Tüm sözde değişimlerde de bu var. ”Güçlünün ölçüsü sadece kendi çıkarlarıdır. Güçlünün çıkarı, uygarlığa erişmemiş toplumlarda yumruk gücüyle, Uygur toplumlarda da kanun gücüyle devam ediyor.”

İnsan cephesinde dünden bugüne değişen birşey yok...