Pa­ra­sı, malı ve mülkü çok olan zen­gin­dir, eş an­la­mı var­sıl. Zen­gi­nin malı, zü­ğür­dün çe­ne­si­ni yorar. Zen­gi­nin malı ,mülkü ve pa­ra­sı üze­ri­ne ko­nuş­ma­nın hiç­bir ya­ra­rı yok­tur.
Zen­gin­lik ise zen­gin olma du­ru­mu. Bah­set­mek is­te­di­ğim zen­gin­lik, pa­ray­la satın alın­ma­yan ger­çek zen­gin­lik­tir. İnsa­nın ha­ya­tın­da, çev­re­sin­de iyi in­san­la­rın bu­lun­ma­sı büyük bir şans­tır.
Tıp ve tek­no­lo­ji­nin iler­le­me­si, ge­liş­me­siy­le insan ömrü uza­mış­tır.
Kö­yü­müz­de kırk kırk beş ya­şı­na ge­len­ler es­ki­den yaşlı sa­yı­lı­yor­du.
82 ya­şı­ma mer­ha­ba de­di­ğim gün, sa­ba­hın erken sa­atin­de bina te­miz­le­me fir­ma­sı şefi 2027 yılı duvar, masa cep tak­vim­le­riy­le ele­man gön­der­me­di, biz­zat ken­di­si geldi ve cam­la­rı­mı­zı sildi.
İş günü ol­du­ğu için bir prog­ram yap­ma­mış­tım. Kızım ve da­ma­dım pasta ve güzel bir buket çi­çek­le gel­di­ler. Sanki ev ko­nuk­lar­la dolup taş­mış gibi his­set­tim.
Sos­yal med­ya­da çok sa­yı­da me­saj­lar aldım. Böyle du­rum­da babam ve an­ne­min pos­ta­cı yo­lu­nu bek­le­dik­le­ri yıl­la­rı anı­yo­rum.

“Bak pos­ta­cı ge­li­yor, selâm ve­ri­yor,
her­kes ona ba­kı­yor, merak edi­yor.”

Bu okul şar­kı­sı­nı her zaman sı­nı­fım­da söy­ler, man­do­lin­le ça­lar­dım, öğ­ren­ci­le­rim pos­ta­cı ol­ma­yı se­ve­rek oy­nar­dı.
Yaş­lı­lık bir­den bire gel­mi­yor, ha­ya­tı­mı­za yavaş yavaş gi­ri­yor. Beden za­ma­na uyu­yor ve es­ki­si gibi ko­şa­mı­yor, güç ge­rek­ti­ğin­de ya­vaş­lı­yor.
Ay­na­da gö­rün­tü za­man­la de­ği­şi­yor. Beden de­ği­şir­ken zihin ye­rin­de ka­lı­yor. Öğ­ren­me­ye devam edi­li­yor, ama ha­fı­za za­yıf­lı­yor, öğ­re­ni­len­ler çabuk unu­tu­lu­yor.
Bu yaşa gel­me­nin büyük bir şans ol­du­ğu unu­tul­ma­ma­lı­dır. Hasta ol­ma­dan sağ­lık kont­rol­le­ri ya­pı­lır­sa, yaş­lı­lık­ta şi­ka­yet­le­ri yen­mek kolay olur.
Yavaş yü­rü­yo­ruz, pa­ta­tes mer­se­de­si denen alış­ve­riş çan­ta­mız te­ker­lek­li.
Ta­şı­ma­sı kolay olu­yor. Nefes al­ma­nın de­ğe­ri­ni üşüt­me, ök­sü­rük ol­ma­dan bil­mek önem­li.
Geç­miş­te olan olum­suz olay­lar­la, keş­ke­ler­le ka­ram­sar­lık, yaş­lı­nın hu­zu­ru­nu bozar. O zaman öyle ge­re­ki­yor­du, elin­den ge­le­ni yap­mış ol­du­ğu­na ina­na­rak yola devam et­me­li.
Sa­vaş­lar, doğa fe­la­ket­le­ri her zaman vardı, ama bugün in­ter­net ça­ğın­da ol­du­ğu gibi çabuk du­yul­mu­yor­du.
Haber almak ya­şa­mak­tır, der­ken yaş­lı­lık­ta haber se­çi­mi yapma daha kolay olur.
Didim Zi­ra­at Odası ön­cü­lü­ğün­de dü­zen­le­nen Zey­tin Fes­ti­va­li, İspan­ya­yı ge­ri­de bı­ra­ka­rak ta­ri­hi re­kor­la Didim adını Gu­in­ness Dünya Re­kor­lar Ki­ta­bı’na yaz­dır­ma­yı ba­şar­dı.
Bir ömür bo­yun­ca ha­ya­tın ver­di­ği ders, yaş­lı­lık­ta in­sa­nı bilge yapar.
Ne­re­de nasıl dav­ra­na­ca­ğı­nı, ne zaman ne söy­le­ye­ce­ği­ni veya sus­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni yaşlı öğ­ren­miş­tir.
Sağ­lık, huzur, aile ve çev­re­sin­de­ki iyi in­san­lar, de­ne­yim­le ka­za­nı­lan bilge yaş­lı­yı zen­gin eder.
İnsan öm­rü­nü bir bi­nay­la kar­şı­laş­tır­ma­lı. Bi­na­nın te­me­li sağ­lam ise bina dep­rem olun­ca bile ayak­ta kalır. Bu ne­den­le in­sa­nın ilk dö­ne­mi 25 – 30 yaş­la­rı­na kadar geçen zaman çok önem­li­dir.
Çocuk ve to­run­lar küçük yaşta okul­da not almak için öğ­re­nir­ken, ha­yat­ta ge­re­ken bil­gi­le­ri de ha­tır­lat­mak ge­re­kir. Se­ve­rek yap­tık­la­rı, seç­tik­le­ri bir mes­lek uzun süre ça­lış­ma­yı ko­lay­laş­tı­rır.
80 – 90 ya­şı­na ge­le­bil­mek bir ay­rı­ca­lık­tır, bil­has­sa Al­man­ya’ya konuk işçi ola­rak gelen ilk nesil çok ağır, zor iş­ler­de ça­lış­tı. Gü­nü­müz­de sa­yı­la­rı çok azal­dı, erken yaşta vefat et­ti­ler.
İkinci nesil de artık emek­li olma ya­şı­na geldi. Üçün­cü ne­sil­den iti­ba­ren ba­şa­ran­la­rı görüp, se­vi­ni­yo­rum. Bu günü ya­şa­dı­ğım için ken­di­mi zen­gin ve şans­lı bu­lu­yo­rum .
İlk nes­lin hi­ka­ye­le­ri­ni ya­zı­yor­lar, ki­tap­la­rı üni­ver­si­te­ler­de yar­dım­cı ders ki­tap­la­rı lis­te­si­ne gi­ri­yor. Ma­ka­le­le­rim­de ki­tap­la­rı­nı ta­nıt­tı­ğım genç ya­zar­la­rın or­ga­ni­ze et­tik­le­ri, da­ve­ti­ye al­dık­la­rı okuma gün­le­ri Al­man­ya sı­nı­rı­nı aş­tı­ğı­na sos­yal med­ya­da şahit olu­yo­rum. Ki­tap­la­rı ti­yat­ro ve film dün­ya­sın­da kay­nak ola­rak kul­la­nı­lı­yor.
İşve­ren­ler dahil genç ka­dın­lar da her alan­da ba­şa­rı­yor­lar ve sa­yı­la­rı ar­tı­yor. Bunu, ilk nes­lin Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti re­form­la­rıy­la kadın hak­la­rı­nı miras ola­rak alt­mış yıl­la­rın­da Al­man­ya’ya ge­tir­dik­le­ri­ne ina­nı­yo­rum. Ki kız ço­cuk­la­rın eği­tim ve öğ­re­ti­mi­ne erkek ço­cuk­la­rı kadar önem ver­di­ler.
Öğ­ren­ci­le­ri­min ve­li­le­rin­den ha­tır­lı­yo­rum, ço­cuk­la­rım benim gibi zor,kirli ve sağ­lı­ğa za­rar­lı iş­ler­de ça­lış­ma­sın­lar, oku­sun­lar der­ler­di.
Veli top­lan­tı­la­rın­da Alman Okul sis­te­mi­ni an­la­ma­ya ça­lı­şır­lar­dı.
Bu­gün­kü ba­şa­rı­la­rın te­me­li yet­miş yıl­la­rın­da atıl­mış­tı.
95 ya­şın­da eşim vü­cu­duy­la zaman zaman kavga eder­ken, ya­pa­ma­dık­la­rı­mı­zı değil ya­pa­bil­dik­le­ri­miz için şük­ret­me­li­yiz, di­yo­rum. Bu yaşı bi­linç­le, şü­kür­le ve sev­giy­le ya­şa­mak müm­kün­dür.
Hoşça kalın!

Bu ko­nu­da oku­du­ğum ma­ka­le:
Fa­ce­bo­ok, Zehra İpşi­roğ­lu pay­laş­tı:
Si­mo­ne de Be­a­uvo­ir, Fran­sız usulü yaş­lan­dım, 1 Ekim 2026