Bugünlerde İsrail füzeleriyle bombalarken Ortadoğu topraklarını, Ünlü Tarihçi Yuval Harari de son yıllarda Yapay Zeka ile ilgili yazdığı yazılarla beyinlerimizi bombalıyor. Harari geçtiğimiz aylarda “Yapay zekâyla yarışamayacağımı biliyorum, bu son kitabım olabilir” dediğinde, bazıları bunu teslimiyet olarak okudu. Oysa ben bir tebessümle düşündüm:

“Biz çoktandır akademik alanda YZ ile birlikte çalışıyoruz, yazıyoruz. Hem de yarışmak için değil, birlikte düşünmek için.”

Ama gerçekte bu öykü Harari’yle başlamadı. Ve elbette Harari’yle de bitmeyecek.

Beyaz tavşanın peşinden gidenler ve onu yönlendirenler:

Dijital çağın en etkili metaforlarından biri durumuna geldi algoritmalar. Kimileri onları "nötr teknoloji" olarak görüyor, kimileri ise "dijital efendi" gibi. Benim içinse, onlar Alice’in beyaz tavşanına benziyorlar.

Evet, o tavşan. Hani cep saatine bakarak "geç kaldım!" diye koşan ve Alice’i peşinden o dipsiz tavşan deliğine çeken…

Bugünün tavşanları ise:

  • Bildirimler,
  • "Senin için seçtik" içerikleri,
  • “Kaçırma!” başlıklı haberler,
  • Bizi sürekli bir “şimdi”ye sabitleyen algoritmik dürtüler.

Ama ben Alice değilim

Ben artık beyaz tavşanın peşinden koşan meraklı bir çocuk değilim. O deliğe düşmeye niyetim yok. Tersine, o tavşanı kendi yönümde koşturuyorum.

Bir başka anlatımla:

  • Ne izleyeceğimi ben seçiyorum.
  • Ne yazacağımı ben belirliyorum.
  • YZ’ye sorularımı ben kuruyorum.
  • Ve belki de en önemlisi: YZ’nin bana verdiği yanıtları sorguluyorum.

Bu yeni yazarlık biçiminde ben yalnızca yazar değilim; aynı anda yaratıcıyım, yol göstericiyim, yön vericiyim.

Evet, bundan önce Homo Sapiens’tik. Sonra Harari’nin dediği gibi Homo Deus düşlerini kurduk. Ama araya bir tür daha girdi: Homo Algorithmus. Daha açık bir anlatımla; algoritmalarla yaşayan, onlar tarafından yönlendirilen, seçimleri kendine ait olmayan insan türü...

Ve şimdi ben diyorum ki:

Bizi Homo Algorithmus olmaktan çıkaracak şey, ortak zeka modelidir.

Dijital Çağda Yeni Oyun: Tavşanı Kandırmak

Artık bildirimleri ben değil, algoritmalar bekliyor. Ben neye tıklarsam, hangi soruyu sorarsam, hangi yönü seçersem. Tavşan o tarafa koşuyor. Çünkü ben içerik tüketicisi değil, algoritma yöneticisiyim.

“Havuçları ben serpiyorum. Tavşanı da o havuçların peşinden ben koşturuyorum.”

Bu sözleri yazarken bile içimde gülümseyen o küçük “Alice” hâlâ duruyor. Ama ben büyüdüm. Artık merakımın değil, yönümün peşindeyim.

Harari bıraktıysa, biz yazmaya devam ediyoruz

Yuval Harari son kitabını yazıyor olabilir. Ama biz henüz ilk tümcelerimizi, ilk sözlerimizi yazıyoruz. Yalnız da değiliz; arkamızda veri değil, düşünce var. Önümüzde algoritma değil, etik var.

Dolayısıyla bu kez tavşan, düşüncenin peşinden koşacak.

Alice yok. Artık yazan, düşünen, yön veren biz varız.