Amerika güdümlü Birleşmiş Milletler; eğer Müslümanlar'a karşı olsaydı Kuveyt’e yardım elini uzatır mıydı? Orada yaşayanlar da Müslüman olduğuna göre; Bosna-Hersek için yaşanmış vurdumduymazlık, onlar için de geçerli olurdu ya da Irak-Kuveyt sorununda “Bırakın Müslümanlar birbirini boğazlasın” denirdi. Ama öyle olmadı değil mi ?
Kuveyt, Irak ve daha sonra Suriye ; Batı’nın ilgisizliğine mazhar olmadı, olamazdı, bugün de olmuyor. Çünkü petrol kuyularından sağlanacak ekonomik çıkarlar, her türlü dinsel ve tinsel değerin üstündedir de ondan…
Bosna-Hersek’de petrol olsaydı eğer, Amerika Sırplar’ın vahşetine seyirci kalabilir miydi ? Amerika; petrolü pardon Boşnaklar'ı kurtarmak için koşa, koşa gelirdi. Değil mi ki oralarda denetlenmesi gereken petrol kuyuları yok, bu durumda Amerikan ordusunun da o topraklarda işi yok! Bakmayın siz o günlerdeki BM Barış Gücü’nün sözde varlığına, gerçekten var olsaydılar Bosna’da onca BOŞNAK soykırıma uğrar mıydı ?
Neden mi söz petrolden açıldı ?
Bilindiği gibi tüm Ortadoğu topraklarını yıllardır ateş sarmışken, bugünlerde de İran topraklarına bombalar yağıyor, çünkü İran topraklarından doğal gaz ve petrol fışkırıyor. Neden bombalar yağıyor? Çünkü ABD neredeyse yeryüzündeki tüm petrolleri denetlemekte olduğu için en sonunda İran da hedefte... Dolayısıyla nükleer silahlarının varlığı ya da mollaların anti-demokratik yönetimleri; İran'a saldırmak için birer bahane, petrolün varlığıysa en birincil gerekçe... İşte bu nedenle dünlerde de Kuveyt, Irak, sonrasında Suriye bile ABD’nin ilgi alanında olmuştur, ama petrolsüz Bosna-Hersek'e ilgi duyulmamıştır.
Kuşkusuz ABD coğrafi bağlamda oldukça uzak petrol ülkelerine ama Dünya Jandarmalığı gereği her yere çok yakın ya da yakın olmak için kesinlikle bir gerekçesi var.
Süper güç savında bulunmak kolay mı öyle ?
Dünlerde Kuveyt’e girerek çıkar çevrelerini karşısına alan Irak’ın; haksız bulunarak, bugün bile bedelini ödüyor olması boşuna mı ?
Yazılı tarihin başlangıcından bu yana, bütün savaşların ulusal egemenliği yitirme kaygısından değil, ekonomik çıkar sağlama kavgasından çıktığı bilinir. Bütün coğrafi keşiflerin de uygarlık adına değil, ekonomik gücü arttırma amacıyla yapıldığı da bilinir. Tüm savaşlarda yenilen ülkenin hazinesi ele geçirilir. Anımsayınız Irak-Kuveyt savaşında, Kuveyt’in hazinesinin nasıl talan edildiğini…
Son verilere göre Dünya’da yaklaşık 50 yıllık petrol kalmış. Bu nedenle Nordik ülkelerin kıyılarında, buzulların altında petrol olduğu gerekçesiyle de başta ABD olmak üzere; tüm G8’ler son yıllarda o topraklarda da paylaşım kavgasında…
Kim bilir belki de çok yakında Ortadoğu’ya barış gelir; petrol yatakları kuruduğu ya da ABD tarafından içilip, kurutulduğu için...
Belki de önümüzdeki yıllarda da İskandinav ülkeleri barış için kaygılanır.
Elbette ki hiç bir ülke, hiç bir bölge için savaş beklentimiz olamaz ama dünyanın bu sömürgenleri doymak bilmez açgözlülükleriyle dünyamızı, doğamızı sömürdükçe, ne yazık ki dünya barışı da yok ediliyor, insanlık barıştan yana sürekli kaygılanıyor.
Petrol açgözlülüğü, gereksinimi, kaygısı, kavgası, kapışması; savaşlara gerekçe oluşturuyor.
Ne yazık ki PETROL denen bu illet; yalnızca çevreyi tüketmekle kalmıyor, insanların da soyunu tüketiyor. 1900'lere kadar Osmanlı’nın olan toprakların parçalanmasına ve yitirilmesine neden olan petrol; bugünlerde de İran'la birlikte tüm Ortadoğu ülkelerini kan, ateş ve ölümle sınıyor.
Uygarlığın odu sandığımız petrol; yoksa insanlığın sonunu mu getiriyor?