İnsanlık aleminin en büyük buluşlarından biri hiç şüphesiz ki yazıdır. Yazının bulunmasıyla birlikte tabletlerin ve kitapların yazımı başlamış, neticede okur yazar oranı çeşitli coğrafya ve milletlerde hızla artmaya başlamıştır. Matbaanın icadı ile kitap basımı iyice hızlanmış; okullarda kitapların okutulmasıyla eğitim ve öğretim fevkalade gelişmiş; elde edilen bilgi ve belgelerin gelecek nesillere aktarımı sağlanmıştır.
Felsefe, fen, tarih, din eğitiminin yanı sıra edebiyatın şiir, roman, hikaye alanlarında süper eserler meydana getirilmiş, bunlar çeşitli dünya dillerine çevrilerek okuyucuların hizmetine verilmiştir. Uluslararasında kültür etkileşimi olmuş; milletler kültür hazinelerini daha da zenginleştirmişlerdir. Hemen hemen bütün ülkelerde devlet tarafından kütüphaneler kurulmuş, kendi insanlarının okuma ihtiyaçlarını ücretsiz olarak karşılamağa başlamışlardır. Kişilere böyle imkanlar sunulmasına rağmen kütüphanelerden faydalanma oranı bir türlü istenilen seviyeye ulaşmamıştır. Milli televizyonun ve özel kanalların yaygınlaşması okuma alışkanlığı kazanılmasını olumsuz yönde etkilemiştir. Yurdumuzda 2000’li yıllarda kütüphanelerden faydalanan kişi sayısı 1970’li yılların altında kalmıştır.
İslam’ın ilk emri “oku” olmasına rağmen bu emre uyanların sayısında bir türlü istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Çocuklarımızın bir eline tost, bir eline test vererek hayata hazırlanmalarını sağlamaya çalıştığımızdan onlara bir türlü okuma alışkanlığı kazandıramadık. Üniversite mezunu gençlerimizin 300 kelime ile Türkçe konuşmalarına neden olduk. Bunun müsebbibinin kim olduğunu ne arayan, ne de soran oldu. Üniversiteyi bitirip hayata atılan gençlerimiz ders kitaplarını kapattıktan sonra bir daha başka bir kitabın, derginin, gazetenin sayfalarını açmadılar.
Kahvehanelerimiz, birahanelerimiz, bar ve pavyonlarımız tıklım tıklım doldu ama kütüphanelerimiz öksüz kaldı. Ülke nüfusumuz arttıkça arttı ama bir türlü gazete tirajlarımız artmadı. Alimlere, ilim sahiplerine, öğretmenlere saygı azaldı.
Çocuklarımıza bırakacağımız mirasın maddi yönden çok olması hiç önemli değildir. Onlar en kısa zamanda tükenip bitebilir. Ama ilim tükenmez bir hazinedir. Çocuklarımızın kendilerine, vatanına, milletine faydalı ve aydınlık Türkiye’nin aydın bir ferdi olabilmesi için her şeyden önce onlara okuma alışkanlığı kazandırmamız gerekir.
Satırlarımızı Francis Bacon’un şu güzel sözüyle sonlandıralım.
“Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku.”
 

-------------------ŞİİR KÖŞESİ--------------

  GÜZEL EYLE 

Kim istemez lokmayı çiğnemeden yutmayı 
Armut avucun hazır düşürmeden tutmayı 
Sen ağa ban ağa bu ineği kim gelip sağa 
Güzel eyle ıslah et Rabbim sen böylesini. 

Cukkası sağlam olanın havası elbet olur 
Gariban dediğin adam devasa yiğit olur 
Terbiye görmemiş evlatsa bir velet olur 
Güzel eyle ıslah et Rabbim sen böylesini.         

İnsanın her isteği gerçekten kabul olsa 
Bolluk bereket gelir yürekten şükür olsa 
Kıymetsiz huzur yoksa tuttuğun altın olsa 
Güzel eyle ıslah et Rabbim sen böylesini. 

Elbet her koyun kendi bacağından asılır 
Zenginler fakirlerin yanında hep kasılır 
Bilmezler o günahlar soldan bir bir yazılır 
Güzel eyle ıslah et Rabbim sen böylesini. 

Aslanoğlu söyle sen neden canın sıkıyon 
Darlanıp durma geçmez yalan hayat takıyon 
Takma kafana sen söylenene ne bakıyon 
Güzel eyle ıslah et Rabbim sen böylesini.
         Çetin ASLAN - AYDIN 

----------------------------------------------------

 SEVGİ DOLU YÜREĞİM 

Hiçbir zaman hoşlanmam canlıya kin gütmekten
İyiliktir herkese ömür boyu ereğim
Sürekli uzak durdum kin ve nefret etmekten
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 

Düşmanlık edenlere hayretle şaşmalıyız
Varsa eğer egomuz genç yaşta aşmalıyız 
Muhtaç olan herkese yardıma koşmalıyız
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 

“Hak bildiğim yollarda yalnız bile yürürüm”
Zor durumda olanın yüzünü güldürürüm
Kim kin beslerse bana yine de hoş görürüm
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 

Her geçen gün sevaba sevaplar katmalıyız
Çamura batanların elinden tutmalıyız
İyilik mutluluktur her daim tatmalıyız
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 

İnsan olan her insan basit şeylere kızmaz
Allah yolunda olan yiyip içip de azmaz
İnandığım kitapta kötülük yapmak yazmaz
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 

Vatan ve millet için askere gitmişimdir
Bütün ömrüm boyunca kendime yetmişimdir
Kötülük edene de iyilik etmişimdir
Kin ve nefretle değil sevgi dolu yüreğim. 
            Şükrü ÖKSÜZ

--------------------------------------------------

HAPSOLMUŞSUN KALBİME 

Asla azalmaz sevgim yıllar geçse aradan
Yaslanmak istiyorum zevk verir bana döşün
Kalp damar cerrahları çıkaramaz oradan
Hapsolmuşsun kalbime gerisini sen düşün. 

Dünyanın en şanslısı sana gönül verenler
Belki de deli derler beni ilk kez görenler
Kolay kolay çıkamaz yüreğime girenler
Hapsolmuşsun kalbime gerisini sen düşün. 

Sevgi benim kutsalım düşürmem onu yere
Ne sel alır elimden, nede akan bir dere
İrademin dışında sevdim seni bir kere
Hapsolmuşsun kalbime gerisini sen düşün. 

Ben sevgi pınarıyım gelin sizler de için
Ben hâlâ yanıyorum aşkınla için için
İnan ki çok mutluyum seni sevdiğim için
Hapsolmuşsun kalbime gerisini sen düşün. 

Kalû belâda girdin yılları saymadım ki
Öylesine sevmişim ben sana doymadım ki
Kendiliğinden girdin ben alıp koymadım ki
Hapsolmuşsun kalbime gerisini sen düşün. 
              Albeni AKÇAY -NAZİLLİ
---------------------------------------------------------

CANIM DEMEK İSTEDİM

Telefonda baktım sen, 'Alo' dedim bekledim
Canım demek istedim, nedense diyemedim
Sessizce bir an durdum, nefesini kokladım
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Söyleseydim sevgimi, martılar kıskanırdı
O güzel bakışına, rüzgarlar aldanırdı
Yağmurla bir geleni, gözler sensin sanırdı
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Sesin aynı can yakar, saçların duruyor mu?
Endamın yürüyüşün, bakanı yoruyor mu?
Sormak isterim yine, gözlerin arıyor mu?
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Ne kadar çok özledim, bilsen koşup gelirdin
Gelsen, görsen halimi ebediyen kalırdın
Dizlerine yatsaydım, dertlerimi alırdın
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Yanlış oldu dersin de, telefonu kesersen
Sonra şaşkın bir halde, bana 'sen kimsin' dersen
Soruları aşmak zor, konuşalım istersen
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Sen benim bir tanemsin, şiirimin gülüsün
Dizlerimin dermanı, yanağımın selisin
El'e sorsalar seni, nazlar dolu delisin
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Hani yıllar önceydi, her köşede ben vardım
Yoluna gözlerimi, yüreğimi koyardım
Gece gündüz peşinden, usanmadan koşardım
Canım demek istedim, nedense diyemedim.

Telefonda söylenmez, Gündüz'ün hali nasıl?
Gözlerini özledim, demek isterim asıl
Telefonda sen varsın, ne diyeyim velhasıl
Canım demek istedim, nedense diyemedim.
      Gündüz AYDIN – SALİHLİ

--------------------------------------------

SEVEN YALAN SÖYLEMEZ 

Sevgilimin aklında, kalbinde, kanındayım
Zannederdim güzel kız öttürdükçe boruyu
Her zaman ve her yerde doğrunun yanındayım
Seven yalan söylemez, sevmeyense doğruyu. 

Orhun Abide’leri Türk’lerin ilk anıtı
Sorduğum soruların yalanmış hep yanıtı
Yalan söylemesidir, sevmemenin kanıtı
Seven yalan söylemez, sevmeyense doğruyu.

Sürekli yalan duymak canımı da sıkıyor
İki sözünden biri neden yalan çıkıyor?
Gerçekten seven insan yalanlardan bıkıyor
Seven yalan söylemez, sevmeyense doğruyu.

Sermiştim ben önüne düz ve geniş bir alan
Yedi ay sonra çıktı söylenenler hep yalan
Doğru söyle dedikçe, “bundan sonra yok kalan”
Seven yalan söylemez, sevmeyense doğruyu.

Utanmak da bilmedi yaşından ve boyundan
Yola getirmek için ben gittim hep suyundan
Yıllar yılı uğraştım, vazgeçmedi huyundan
Seven yalan söylemez, sevmeyense doğruyu.
                   Şükrü ÖKSÜZ
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner26

banner27


Fatal error: Uncaught Error: Call to a member function set() on unknown in /home/mavidid1/public_html/index.php:344 Stack trace: #0 {main} thrown in /home/mavidid1/public_html/index.php on line 344