Yılın 365 günü önemli olaylarla anılıyor, kutlanıyor. Her ne kadar bir gün konu işlense de verdiği mesaj aslında yılın her günü unutulmaması gerektiğine vurgu yapılıyor.

UNESCO’ya göre 23 Nisan Dünya Kitap Günü, Türkiye’de Çocuk Bayramı Kutlama gölgesinde kaldı.

Almanya’da ARD Alpha gibi bilim kanallarında bütün gün boyunca kitap konusu işlendi.

Herhangi bir siyasal amaç ve ideolojisiyle kitabın aslı değiştirilmiş, yanıltmaya yönelik olmamalı. Bu nedenle eski kitapları arşivlerde çok iyi muhafaza edilmeli, ki karşılaştırma mümkün olsun.

Basılı kitaplara rağbet gittikçe azalıyor. İnternet çağında elektronik cihazlar okuma kolaylığı gösteriyor. Fakat göz doktorları basılı yayınları da gün ışığında okumayı öneriyorlar.

Cep telefonlarında okuma dahil her iş yapılıyor. Küçük ekranda ve sanal ışıkta göz görme yetisini kaybediyor. Bilhassa çocukların kullanma zamanları sınırlanmalıdır.

Kitap Günü’nde anımsadığım en hoş olay, Didim/Akköy’de Güven Pamukçu tarafından kurulan köy kitaplığıdır. Tüm Türkiye, hatta dünyaya örnek olan bir çalışmaydı. Organize ettiği edebiyat okuma günleriyle örnek bir çalışma göstermişti. Sokaklarına tanınmış Türk yazarların adı verilmiş başka bir köy adı duymadım.

Güven Bey, kütüphane yakınında çeviri evi, organize edilen okuma günleriyle Didim’de edebiyat ve kültür turizmini başlatmıştı. Dünya’nın çeşitli ülkelerinden yazar ve şairler davet ediliyordu. Yeni göreve gelen Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay okuma, edebiyat ve felsefe konularını da turizm programına ilâve etmelidir.   

Kitap Günü bir televizyon yayınında, Kolombiya’da bir temizlik işçisi atılan kitapları toplayarak, kitap alamayan diğer köydeki öğrencilere taşıdığı gösterildi.

Buna benzer bir düzeni Ankara’da Belediye’de çalışan işçiler yapmıştı. Kurulan kütüphanede işçileri ve çevrede yaşayanları okumaya teşvik ediyordu.

Kalabalık bir toplumda insan kendini yalnız hissedebilir. Ama okuma bunun tam ters etkisini yapar. Yalnız olan insan okuduğu kitaptaki kahramanlarla beraberdir. Kitapla okuyan dünyayı gezer, bilgi edinir, kendine güveni artar. Bu güven insan hayatında problem çözmede doğru kararlar almayı sağlar.

Dünya Kitap Günü, Prof. Dr. Cihat Karaali’den aldığım “Uyumluluk” kitabıyla çok güzel geçti. Bir öğrencim, öğretmenim sokakta, otobüste veya trende uyum ve Türk kelimelerini duyunca bana sesleniyorlar, sanıyorum.

Herhalde birçok Türk ve Türk kökenli Almanlarda bu duygu vardır.

Zira yıllarca hem sağ hem sol partiler genelleyerek basın ve medyada uyumsuz Türk tartışmalarıyla oy avcılığı yaptılar. Tek bir Türk tipi imajını yıkmak kolay değil.

Kitabın önsözünü okuyup, içindekilerini okuyunca çok rahatladım.                    

Uyumluluk tek bir konuda sosyal varlık insanda görülmüyor. Her gün hayranlıkla penceremden baktığım sarmaşıkların tırmanma uyumunu şiirsel ifadeyle yazdığı için Cihat Bey’e teşekkür ediyorum. Böyle bilimsel bir kitabın tanıtımını yazacağım makale için kitabı zevkle okuyacağım.

23 Nisan Salı günü TBMM 104. yıl dönümü kutlandı. Konu hakkında çok sayıda makaleler yazıldı. Çocuklarla süslenmiş sesli renkli gösterileri sosyal medyada takip etmek mümkün oldu.

Bir yabancı gazeteci Mustafa Kemal Atatürk’e sorar, kurtuluş savaşını bu kadar çok sayıda düşmana karşı nasıl kazandınız? Cevap oldukça kısa, ama iletişimin önemini anlatıyor. Telgrafla, diye cevap verir.

Günümüzde politikacılar, devletleri yönetenler internet, sosyal medya aracılığıyla anında haberlerini duyuruyorlar. Çıkan söz yalnız yöneticilere zarar veya fayda vermiyor. Bu nedenle danışmanlarına çok büyük sorumluluk düşüyor. Yazılmadan iyi düşünülmeli.

21 Nisan 1920 tarihinde Kolordulara, Tümen Komutanlıklara, İllere, Bağımsız Sancaklara, Müdafaa Hukuk Merkez Kurullarına ve Belediye Başkanlarına tüm yurda duyurulması ve kutlanması için şu bildiri gönderilir:

Tanrı’nın yardımıyla Nisan’ın yirmi üçüncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

O günden itibaren bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun başvuracağı en yüce kat, adı geçen Meclis olacaktır. Bilginize sunulur.”

Heyet-i Temsiliye adına, Mustafa Kemal

Memleket hâlâ savaş halindedir. İçte gerici ayaklanmalar ülkenin idaresini zorlaştırır. Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl zorluklar içinde kurulduğunu anlatmak için, Emre Kongar bir makalesinde sormuştu.

İstanbul hükümetinin, Padişahın Mustafa Kemal için verdiği idam kararı hangi tarihte verilmişti? Evet on iki gün önceydi, yani 11 Nisan 1920. Tarihi olaylar birbirinden bağımsız yazılmamalıdır.

TBMM açıldıktan sonra son söz, halkı temsil edenlere verilmişti. Son sözü söyleyen ve kararları alan halkın iradesi, gücü Kurtuluş Savaşı’nı sonlandırmış, Lozan Antlaşmasıyla Cumhuriyet’i taçlandırmıştır.

Çocuklar büyüyünce, büyüklerin görevlerini üstlenecektir.

Türkiye Dünya’da kutlanan belirli günleri benimsemiştir. Kadınlar Günü, Valentine Günü, 1 Mayıs İşçi Bayramı Günü ve Anneler Günü gibi.

23 Nisan Çocuk Bayramı yalnız Türkiye’de değil, tüm Dünya’da kutlanmalıdır.

Elbette bayram deyince, sevinme coşkuyla kutlama gerekir. Ama böyle günden önce ve sonra tüm yeryüzü çocukları düşünülmeli.

Yeşil alanlar içine kurulmuş oyun bahçeleri, daha az beton yapılarıyla şehirler icra etmeli. Kurulmuş köy, kent, şehir, il ve ilçelerde yeşil alanlar korunmalıdır.

Çocuklara hapis cezası yerine, eğitim merkezlerinde, topluma kazandırma amacı gütmeli.                          

Sosyal durumuna bakmadan her çocuğa okuma şansı verilmeli. Yetenekli çocuklar teşvik edilmeli.

Seçme yaşı on altı yaşına indirilmeli. Avrupa’da bazı ülkelerde, Almanya’da bazı eyaletlerde bu kanun uygulanıyor.

Bayram hazırlıklarından önce, öğrencilere o güne gelmeden önceki tarihi bilgileri tazelemelerine yardımcı olmalı, derslerde işlenmeli.

Dünya Çocuk Hakları kararları hatırlatılmalı, çocuk yaşta çalıştırmaları engellenmelidir.

Tarih bugüne nasıl gelindiğini anlatır, geleceğe yol gösterir.

Tarihle kalın!

Kaynak:

Kemal Atatürk, NUTUK 1919-1927, Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Atatürk Araştırma Merkezi, 1998, s. 293-295

ISBN: 975-16-0401-X

Masamda okunmayı bekleyen kitap:

Cihat Karaali, Uyumluluk, Cumhuriyet Kitapları, Kişisel Gelişim, İstanbul 2024

ISBN: 978-625-6503-28-1