“Erkenlik” ve Şairler üzerine küçük bir tarama yapmaya çalıştık. Bu konu ile ilgili olarak eriştiklerimi okurlarımla paylaşmak istiyorum:

Edip Cansever:

“Mendilimde Kan Seslerinde erkenlik, yarım kalmış bir hayatın hüznüyle gelir:

➡ “Henüz vakit erken, çünkü mendilimde kan sesleri var.”

Bu, bireysel kırılganlığı toplumsal bir yaraya dönüştürür. Manifestoya eklenirse: “Henüz vakit erken: yaralarımızı gizlemek için değil, göstermek için.” Gösterilmek isteneni görmesi gereken görmezse fazlaca bir anlamı olmaz.

Ahmet Arif:

“Sürgün” ve “Hasretinden Prangalar Eskittim” de erkenlik kavuşmanın ertelenmiş ligiyle yankılanır:

➡ “Erken geldin bahar, ama biz hâlâ sürgündeyiz.”

Manifestoya eklenirse: “Henüz vakit erken: kavuşmak için değil, kavuşmayı büyütmek için.”

Behçet Necatigil:

Onun şiirlerinde erkenlik, gündelik hayatın kırılgan ayrıntılarında gizlidir:

➡ “Henüz vakit erken, çünkü evlerin ışıkları daha sönmedi.”

Manifestoya eklenirse: “Henüz vakit erken: yalnızlık için değil, ışıkları çoğaltmak için.”

Toparlanmış Aforizma Zinciri:

• “Henüz vakit erken: ölmek için değil, yeniden başlamak için.” (Tarancı)

• “Henüz vakit erken: yaralarımızı gizlemek için değil, göstermek için.” (Cansever)

• “Henüz vakit erken: kavuşmak için değil, kavuşmayı büyütmek için.” (Ahmet Arif)

• “Henüz vakit erken: yalnızlık için değil, ışıkları çoğaltmak için.” (Necatigil)

• “Henüz vakit erken: düşmek için değil, ayağa kalkmak için.” (Nazım)

• “Henüz vakit erken: yalnızlık için değil, orman olmak için.” (Nazım)

• “Henüz vakit erken: bahar için değil, baharı adaletle büyütmek için.” (Gülten Akın)

• “Henüz vakit erken: susmak için değil, çoğul sesleri duyurmak için.” (Gülten Akın)

• “Henüz vakit erken: yıkılmak için değil, dirilmek için.” (Karakoç)

• “Henüz vakit erken: suskunluk için değil, dirilişin yankısı için.” (Karakoç)

Sürgün Manifestosu – Özel Görevliler

I. Geceyi Süpürenler

Geceyi kim süpürür sokaklardan?

Düşlerin tozunu kim alır, rüyaları kim ayıklar?

İnançları elekten geçiren, karanlığı aydınlıktan ayıran biziz.

Biz, sürgünün özel görevlileriyiz.

➡ “Geceyi süpüren, geleceği kurar.”

II. Acının Sesinden Umuda

Acının sesine ses katarken büyür yürek.

Düşünceler gül açar okyanus akarlarında.

Umut çimlenir geleceği kurma yolunda.

Sarmaşıklar yürür, sevdalı yürekleri sarmak için.

➡ “Acının sesi, umudun tohumu olur.”

III. Sen ve Ben, Biz

Sen, seni sana bırakamadığımsın.

Avuçlarındaki yangının alazı tenimi sarar.

Yaprak dökümünde bile biz, başka başlangıçlar kurarız.

Kendi sonunu gören, başka sonlar göremez.

Ama biz, başka başlangıçların özel görevlileriyiz.

➡ “Başlangıçlar sürgünden doğar.”